Fetva Meclisi
Soru
Ben Almanya’da çalışıyorum. Haftada 39 saat çalışmam gerektiği halde ben hep iş yerinden, iş bulamadığım için erken çıktım, işe gitmediğim günler oldu. Ofisim başka yerde olduğu için koordinasyon tarafından fark edilmedi. Ben kul hakkından kurtulmak istiyorum. Şimdiye kadar aldığım maaşın yarısını geri ödemek istiyorum. Ama iş yerine nasıl ödeyebilirim? Kimlik belirtirsem belki kabul edilmez belki de yasal sorun çıkar. Kul hakkını nasıl ödeyebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yalan ve Müslüman bir arada bulunmaz.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sabrınız kavi olsun. Çalışmanız için mecbur kalırsanız çalışabilirsiniz. Bunun için öncelikle sadece kadınların bulunduğu ve helal olan bir iş arayın. Onu bulamayınca şartları biraz daha daraltabilirsiniz. Sıkıştıkça zorunluluk durumunu devreye sokun. İlk fırsatta da en helal olana intikal edin.
Siz takva sahibi bir hanımefendisiniz. İçinizin rahat etmediği bir işte veya şüphelerin bulunduğu bir ortamda çalışmayın. Bana sunduğunuz alternatifler arasında el çantası satılan yerde çalışabileceğinizi söylesem de kalbinize danışmadan iş yapmayın. Kaygılanmayın; rızkınızdan fazla da kazanmazsınız daha azını da almayacaksınız. Siz çabaladığınız sürece Allah'ın rızık kargosu sizi bulacaktır.
Siz devletten camide beş vakit bulunmanız için maaş alıyorsunuz. Bir kişi olsa hatta hiç kimse olmasa bile orada bulunmanız aldığınız maaşın helal olması için şarttır. Siz orada sadece imam veya müezzin değilsiniz; o noktada devletin emanetini sahiplenmiş bulunuyorsunuz. Resmi izin günleriniz dışında orada bulunmamanız emanete hıyanettir. Sadece aldığınız maaşın helal olup olmaması olarak bakmamalısınız. Sizin bu durumunuza göz yuman idareciniz/müftünüz de hıyanete ortaktır. İnsanın acil bir işi nedeniyle bir vakit namazdan geri kalması kabul edilebilir ama bunu ilkeleştirmek kabul edilemez. Nerede kaldı ki sizin bir Müslüman olarak namazda camide olmanız gerekirdi. Yaptığınız sıradan bir memurun bile yapmaması gereken bir iş iken bir imam olarak asla size yakışmayanı yapmış olursunuz. Tevbe edin ve vazifenize sadık olun. İnsanlara iyi örnek olun. İşiniz çoksa imamlığı bırakın ve çok olan işinize yönelin.
Siz orada kanuni yollarla bulunuyorsunuz. Sizin kanuni yollarla bulunmanız oradaki yasaları tabul etmeniz demektir. Kabul ettiğiniz yasalara karşı hile ile elde edilen kazanç helal olmaz. Bunun dışındaki akıl oyunları sadece kendinizi aldatmanızı sağlar, haramı helalleştirmez.
Verilen helalliği geri almasının hukuki yönü olmayabilir. Siz yine de biriktirip bir kenara koyun, sonunda ona gönderin, onun iyiliği de sizde kalmasın. Onu da bir ateş çukuru olarak görmeye mecbursunuz. Aman dikkat edin. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir sabır olmaz, devlet yurduna çık, şartları daha zor da olsa başka bir yere çık. Sen de onlara karışabilirsin maazallah.
Kibir dediğiniz sıkıntı TIP tahsili esnasında yaygındır. Böyle bir sıkıntıyı hissettiğinizde Kur'an okumayı artırın, dersleri bırakmanız çare değil. Öyle yaparsanız şeytan sizi hem derslerden geri bırakır hem de kibir kuyusuna atmış olur. Kur'an okuyun. Meal okuyun. Hadis okuyun. Bu sizi dengeleyecektir. Allah muvaffak etsin, kalbinizi huzur doldursun.
Cemaatle namaz kılmanız güzel bir şey, Allah Teâlâ kabul buyursun. Bir ilmihal kitabından namazla ilgili bölümleri güzelce oku ki, yaptığını tam yapmış olasın. Dikkat edeceğin hata ihtimallerini şu şekilde sıralayabiliriz: - Dört rekaatlı bir namazın ilk oturuşunu, sehiv secdesini unutursan peşindekiler de sana uyarlar, sakıncası olmaz. - Fazladan secde yaparsan sana uymazlar, beklerler. - Unutarak beşinci rekaata kalkarsan eğer teşehhüdü unutmuş idiysen arkandakiler bekler, teşehhüdü yaparlar. Sen dalgınlıkla o rekaatın secdesine de gidersen herkesin namazı bozulmuş olur. Eğer teşehhütten sonra beşinci rekaata kalkarsan secdeye varmadan önce geri dönüp selam verirsen mesele yok, vermezsen arkandakilerin namazı tamam olur, senin namazında tekrar gerekir. Bu tür hatalarda arkandakilerin 'subhanellah' diyerek seni ikaz etmeleri gerekir.
Kına ibadetle alakalı değildir. Sevip sevmemek de kişiseldir. Annenizi üzmeden sevmediğinizi söyleyebilirsiniz ama bir vesveseye de dönüştürmeyin.
Hayır, böyle bir şey bilmiyoruz. Tıbben sakınca oluşturan özel bir durum söz konusu olmadıkça böyle bir şey yoktur.
Bu soruyu baştaki tüyleri tıraş ederken de sormak gerekir. Diğer tüylerin temizliğinde de. Ben tıp öğrencisi değilim ama Sünnet olmanın benzeri belki on soru daha sorabilirim. Hiçbirine de 'kulluk gereği' dışında bir cevap veremem, verilemez de. Sadece şu cevabı verebiliriz: İlahi terbiye demek olan din terbiyesine giren insan ile o terbiye sisteminin dışında kalan insan belli olsun diye. Allah'a emanet ol.