Fetva Meclisi
Soru
Üniversite öğrenciyim. 3 arkadaşımla beraber bir evde kalıyorum. Kendi imkânlarımla Kur'an-ı Kerim’i ezber çalışmaları yapıyorum. Hocam, evi paylaştığım diğer arkadaşlar alkol alıyorlar. Konuşmalarında küfür sıradan bir hal almış. Temizlik konusunda iyi haller sergilemiyorlar. Ahlak ölçüsüne sığmayacak davranışlar içerisindeler. Defalarca uyarmama rağmen bu davranış biçimlerini değiştirmediler. Daha önce de devlet yurdunda kaldığımda benzer sorunlardan dolayı eve çıkmıştım. Aynı sorunlarla burada da karşılaşmış durumdayım. Zaman geçtikçe bu durum bende sinirsel gerginliklere yol açıyor ve ibadetlerimi yapmakta isteksizlik duymama neden oluyor. Ailem dindar olmadığı için onlara da bu sorunumdan bahsetmeme rağmen pek yardımcı olmadılar. Hocam böyle bir ortamda sabır göstererek kalmayı mı tercih etmeliyim yoksa imkânım olduğu ölçüde bu ortamdan ayrılıp kendi başıma yaşamam mı daha uygun olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle, Allah’ın rızasını gözeterek haramdan sakınma hassasiyetiniz çok kıymetlidir. Bu, imanınızın güçlü olduğunu gösterir. Ev arkadaşınızın yaşam tarzından uzak durun. Onu uyarmışsınız ancak düzelmiyorsa bu konuda daha fazla zorlamanıza gerek yoktur. Eğer mümkünse farklı bir ev arkadaşı bulmaya çalışın. Kendi özel alanınızı koruyun, haram ortamına maruz kalmamaya dikkat edin. Zinadan kendinizi korumaya çalışın. Bunun için ibadetlerinizi artırın, özellikle namazı terk etmeyin ve Kur’an okumaya devam edin. Kendinizi yalnız bırakmayın, güvenilir ve dindar arkadaşlar edinin. Boş zamanlarınızı verimli kullanın, spor, ilim, mesleki gelişim gibi alanlara yönelin. Allah’tan yardım isteyin. İlmî ve dini sohbet halkalarına katılın.
Ağır bir hizmet, acil bir durum söz konusu olduğunda gitmen zorunlu olur. Normal durumlarda gitmeyebilirsin.
Selamünaleyküm. Bu iyiye gidiş kalbinizi rahatlatıyorsa mesele yoktur. Eğer aldanmadığınıza inanıyorsanız çalışmaya devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Siz olayı kendi zaviyenizden değerlendirdiğiniz için haklı duruyorsunuz. Eğer sadece siz sözkonusu iseniz ben de size katılıyorum. Hatta şehre bile inmeyin, köylerde yaşayın. Ama biz, sadece bizim için yaşamıyoruz. Eğer dinimiz, bizim çalışmamızla veya bir dağda boşu boşuna durmamızla bile kazanan taraf olacaksa çaresiz dinimiz için olanı yapacağız; oturamayız, uyuyamayız. Olaya sizin veya ailenizin gözüyle bakmamaya çalışın. Bir Müslüman olarak görmeniz daha doğru olur. Elbette bu süreçte hak için başlayıp batıl için yol almamaya da özen göstereceğiz. Gayretlerinizin artmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olunuz.
Bacım, kısa vadede sana verebileceğimiz bir tavsiye ne yazık ki yoktur. Sabredecek ve öncelikli olarak kendini o huzursuzluğun içinde eritmemeye gayret edeceksin. Dua edeceksin. Kendini okumakla, ibadetle meşgul edeceksin ve boş vakitli biri olmayacaksın. İbadet ederek, Kur'an okuyarak ruhunu takviye etmeyi de unutma. Böylece onları düzeltemesen bile kendini yıpratmamış olursun.
Aleykümselam. Genel kuralımız şu olmalıdır: Bulunduğumuz yer bizi, Allah'ın haramlarından bir harama sevk ediyorsa hayatî bir zaruret olmadıkça orada bulunmayız. Kendimizi haramlar açısından güvende hissetmediğimiz her yer için bu kural geçerlidir. Şüpheci bir tavır sahibi olmamız da doğru değildir. Bu iki ölçünün ortasında kendinize yer bulmalısınız. Evham ediyorsanız doktora görünün. Normal bir durum ve bu sizin için sıkıntı oluşturuyorsa kendinizi güvene alın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İş yerinde bulunmaman durumunda ortaya bir aksaklık çıkacak şekilde sonuç çıkıyorsa yani sen olmadığın için orada bir eksiklik olmuş ise aldığın maaşın o bölümü sana helal olmamıştır. Eğer orada bulunmaman bir sorun oluşturmuyordu ve mesela şefin de sana bu bakımdan müsamaha gösterebiliyordu ise maaşın helal olur. Ahlaken ise hiçbir şekilde doğru değildir yaptığın. Sözünü ettiğin miktar kadar parayı senin kişiliğine zarar vermeyecek şekilde şirketin bir bölümüne aktar. Bunu beceremezsen o kadar parayı Müslümanlar açısından zararlı olmayan bir kuruma bağışla.
Kibir dediğiniz sıkıntı TIP tahsili esnasında yaygındır. Böyle bir sıkıntıyı hissettiğinizde Kur'an okumayı artırın, dersleri bırakmanız çare değil. Öyle yaparsanız şeytan sizi hem derslerden geri bırakır hem de kibir kuyusuna atmış olur. Kur'an okuyun. Meal okuyun. Hadis okuyun. Bu sizi dengeleyecektir. Allah muvaffak etsin, kalbinizi huzur doldursun.
Cemaatle namaz kılmanız güzel bir şey, Allah Teâlâ kabul buyursun. Bir ilmihal kitabından namazla ilgili bölümleri güzelce oku ki, yaptığını tam yapmış olasın. Dikkat edeceğin hata ihtimallerini şu şekilde sıralayabiliriz: - Dört rekaatlı bir namazın ilk oturuşunu, sehiv secdesini unutursan peşindekiler de sana uyarlar, sakıncası olmaz. - Fazladan secde yaparsan sana uymazlar, beklerler. - Unutarak beşinci rekaata kalkarsan eğer teşehhüdü unutmuş idiysen arkandakiler bekler, teşehhüdü yaparlar. Sen dalgınlıkla o rekaatın secdesine de gidersen herkesin namazı bozulmuş olur. Eğer teşehhütten sonra beşinci rekaata kalkarsan secdeye varmadan önce geri dönüp selam verirsen mesele yok, vermezsen arkandakilerin namazı tamam olur, senin namazında tekrar gerekir. Bu tür hatalarda arkandakilerin 'subhanellah' diyerek seni ikaz etmeleri gerekir.
Hayır, böyle bir şey bilmiyoruz. Tıbben sakınca oluşturan özel bir durum söz konusu olmadıkça böyle bir şey yoktur.
Tıbbi bir zaruret bayan/erkek beraberliğinde bir ruhsat nedeni olabilir ama bilhassa diş hekimi için bunu söylemek gayet zordur. Eşinizi, onun hekimlik deprenişini kışkırtmadan ikna etmeyi denemelisiniz. Bu hususlarda şeytanın cirit atması çok kolaydır dikkat edin. Endişenizde haklısınız ama bunu evlenmeden önce konuşacaktınız ve yönteminiz kesinlikle hassas sözler ve tavırlarla olmalıdır.
Kına ibadetle alakalı değildir. Sevip sevmemek de kişiseldir. Annenizi üzmeden sevmediğinizi söyleyebilirsiniz ama bir vesveseye de dönüştürmeyin.