Fetva Meclisi
Soru
Ben zamanımı en verimli şekilde değerlendirmek için gerçekten çok uğraşıyorum; kitap okuyorum, fetvalarınızı dinliyorum, sürekli Rabbime, karşıma saliha arkadaşlar çıkarması için dua ediyorum, anneme babama karşı tavırlarıma da eskiye nazaran çok dikkat ediyorum; bir dediklerini iki etmiyorum. Farz ibadetlerimi aksatmıyorum çok şükür. Tıp 2. sınıf öğrencisiyim. Allah biliyor ya niyetimi, gerçekten tıp ilminde çok ilerlemiş ve Ümmet-i Muhammed'in kadınlarına Allah rızası için çok güzel muamele eden ve O'nun rızası için çalışan bir jinekolog olmak istiyorum ve bu alana özel bir ilgim olmadığı halde o alanda bu ümmetin kadın doktor açığı var diye o alanı tercih etmek istiyorum ama zamanımı bir türlü verimli kullanamıyorum. Derslerime çalışırken sürekli vesvese geliyor; kendimi çok kibirli hissediyorum, sonra o kadar vicdan azabı çekiyorum ki ders çalışmayı bırakıyorum, tevbe ediyorum. Bu kısır döngü haline gelmiş durumda. Ben bir taraftan tıp ilmini öğrenirken bir taraftan da manevi yönümü de eksik bırakmamanın ötesinde, geliştirmek istiyorum. Çünkü maneviyatım gelişmezse tıp okumamın da bir anlamı yok, hayatın bir anlamı yok o zaman. Doktorluğu Allah rızası için yaptığım sürece o alan anlam kazanıyor. Ama dediğim gibi sürekli kibir hastalığına yakalanıyorum. Bir süre ders çalışmayı bırakınca da kendimden hiçbir şey olmayacağını, daha irademin gereğini yapıp ders çalışmayı bile beceremediğimi düşünüyorum. Tabi ki bunlar olurken derslerim bir hayli aksıyor. Bu sorunu nasıl aşabilirim hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mühendislik alanları bayanların, genç yıllarının yıpranması için zorunlu alanlardan görmüyorum. Bunun yerine okuma ve öğrenme heyecanınızı dünya için de ahiret için de BİRİNCİ DERECEDE zorunlu alanlardan birinde kullanın. Şimdiki huzursuzluğunuz, yıllarca sürer ve hiçbir teselli sizi rahatlatamaz. Allah yardımcınız olsun. Hayır üzere sizi de bizi de muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Hayır, fiziksel görüntüyü önemseyeceğiz, şeytanın gıdıklayabileceği esnek alan bırakmamaya çalışacağız. İyice sıkışmış olmak başka bir şeydir elbette. Normal şartlarda kuralı böyle işletin.
Allah Teâlâ sizi razı olacağı hayata muvaffak kılsın, razı olmayacağı işlerden muhafaza buyursun. İnsana hizmet eden meslekler arasında tıbbın yeri elbette farklıdır. Birilerinin parası veya şöhreti sebebi ile doktor olmayı istemesi bizim ölçümüz olamaz. Biz Rabbimizin rızasını esas alarak yaşamaya mecburuz. Rabbimizin rızası için de namaz kıldığımız gibi işimizin de mübarek ve gerekli bir iş olmasını isteriz. Böyle bakmalı, böyle düşünmeliyiz. - 'En iyi doktor' ifadesi ile şunu kastediyoruz: Fakültede iken notları iyi, uzmanlıkta iken pratiği iyi, diplomasını alınca da ibadet heyecanı ile çalışan doktor. Para da kazanan ama insanlığını unutmayan, kibirlenmeyen, merhametli, vaktinin değerini bilen, ilimi gelişmeleri takip eden.. En iyi doktor derken bunu istiyoruz.
Kızım, karşı cins sorunu sadece sizin sorununuz değildir. Âdem aleyhisselamın bütün kızları ve oğulları bu sorunla karşılaştılar. Allah’ın razı olduğu dostları olan Ashab-ı Kiram da bu sorunu iliklerine kadar hissettiler. Allah onlardan razı olsun. Bu hususta kimsenin istisnası yoktur. İstisna olmak için farklı bir bedenle yaratılmış olmak gerekir. O da mümkün olmayacağına göre bu imtihanı herkes yaşayacak ve muhakkak kazanan/kaybeden olacak. Bunun çaresi yoktur. Bunu ayıplamak ve yermek de boş iştir. Sizin gibi bir gencin erkek veya kız olarak bu sıkıntıyı hissetmesi hayatta olduğunu gösterir. Bedendeki canlılığın sıcağı/soğuğu hissetmeyi sağladığı gibi imandaki canlılık da bu sıkıntıları hissetmeyi sağlar. Bu açıdan kendinizi iyi görebilirsiniz. Özellikle ilahiyat okumanızın bu tür konularda erken uyarıya benzer bir şekilde sanki sizin lehinize bir avantaj olabileceğini düşünmek akılsızlıktır. İnsan velev İlahiyat adıyla da olsa din üzerinden ilim arayışı içinde iken bu tür sıkıntılara biraz daha fazla muhatap olur. Derinliklere inildikçe solunumun zorlaşmasından daha tabii ne olabilir? Bu inceliği yakalayamayan ilahiyat veya medrese müntesibi, solunumsuz kaldığında tehlikeyi anlar ama iş işten geçmiş olur. Bu tabloyu kul, şeytanın saldırılarına karşı uyanık ve tedbirli olma şeklinde okumalıdır. Sizin vazifeniz üzerinize düşen tedbirleri almak ve bu imtihanın siz ölmeden sizi terk etmeyeceğini bilmenizdir. Okulda iken okul şartlarında, dışarıda iken bulunduğunuz mekânın şartlarında muhakkak sizinle olacaktır. Kur'an’ımızın ağır cezalar getirdiği günahların işlenmesi açısından o gün mekân Mekke ve Medine idi. Yani o günahlar o iki mübarek mekânda işleniyor veya işlenir diye indi ayetler. Bu da gösteriyor ki, sizin bulunduğunuz yer hiç önemli değildir. Siz insansınız, insan olarak nerede bulunursanız bulunun gerçek budur. Bir başka dikkatinizde olması gereken incelik de şudur: Siz bu sıkıntılarla yaşarken kulluk seviyenizi düşürmeden güzel bir mü'min olarak yaşayabilirsiniz. Sizi hırpalayan bu muhtemel hatalara rağmen imanınız ve mü'min kimliğiniz sağlam kalabilir. Yeter ki kimliğinizi kaybetmeyin. Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayın. Rabbimizin, yüz kişi öldürmüş bir insana hangi keremi ile kapısını açtığını asla unutmamalıyız. Ne olursa olsun hatanız, kimliğinizi kaybetmeyin. Şeytan sizi kimliksiz bıraktığı, kulluk bağınızı kopardığı zaman, o kazanmış ve siz bitmişsiniz demektir. Buna göre kendinizi programlayabileceğiniz tavsiyelerimizi şöyle kaydedebilirsiniz: a- Önce kimliğinizin şuurunda olun. Mü'minsiniz. Gökleri çınlatacak kadar gür bir haykırışla bu büyük gerçeğe hamdedin, Elhamdülillah diyerek göklere yükselin. Mü'min olmak hele bu fesat asrında mü'min bir kız olmak hamd etmeyi gerektirir. Hamdedin, bu kaliteyi hiç düşürmeyin. İmanınız üzerinden hiçbir pazarlığa yanaşmayın. İmanınız varsa siz varsınız yoksa yoksunuz şeklinde bilin. b- İmanınız sizi salih amele teşvik etmelidir. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinizi yoğunlaştırın. Nafileler ilave edin. Kur'an okuyun. Kur'an ezberleyin. Mesela her hafta bir sayfa ezberleyin. İki ayda bir hatim indirmeyi yaşam prensibiniz yapın. Zikirler yapın. Yaptığınızda da istikrar olsun. c- Tevbe sizin unutmayacağınız kurtarıcınız olsun. Tevbe silahınızdır, can simidinizdir. Sakın ertelemeyin tevbeyi. d- Dininiz ve insanlığınız üzerinde umut yükü ile yaşamayı ilke edinin. Gördükleriniz ve duyduklarınız asla Allah’ın mülkünü aşabilecek çapta olamayacağına göre siz, Allah’ın kulu olarak kendinizi ezilmiş ve kaybolmuş görmemelisiniz. Ezilmişlik psikolojisi sizi haramlara sürükleyebilir. e- Kiminle arkadaş iseniz onun kadarsınız. Bunu hiç unutmayasınız! Arkadaşta seçici olun. f- Sizi yönlendiren, hatalarınızı ikaz eden bir mürşidiniz olmalıdır. O mürşid de size sadece İslam bağı ile bağlanmış olmalıdır. Vakıf/dernek gibi bağlar küçük bağlardır. İstişare edin. İstişare ile yalnız kalma tehlikesini önlemiş olun. g- Okumuş olmak için değil, bilmek ve amel etmek için okuyun. Disiplinli bir okumanız osun. Mesela bir ilmihal kitabını üniversite imtihanına hazırlanır gibi okuyup anlayın. Ardından başka kitaplara geçin. h- Duayı unutmayın sakın. Duayı!
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Aleykümselam. Tıp talebesinin sosyal faaliyet yapması zordur. Buna rağmen sizin bu faaliyetleri yapmanız pek güzel düşmüş. Allah yardımcınız olsun. Sizin de tespit ettiğiniz gibi, ortada 'kaş yaparken göz çıkarmak' türünden bir sakınca da var. Kesinlikle taviz vermeyeceksiniz. Yaptığınız sosyal iş farz değil ama kadın erkek hassasiyetini korumanız farzdır. Farzı hiçbir şeye feda edemezsiniz. Gayet dikkatli olmak zorundasınız. Feda edeceğiniz zaman farz olmayanı feda edin. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir sabır olmaz, devlet yurduna çık, şartları daha zor da olsa başka bir yere çık. Sen de onlara karışabilirsin maazallah.
İş yerinde bulunmaman durumunda ortaya bir aksaklık çıkacak şekilde sonuç çıkıyorsa yani sen olmadığın için orada bir eksiklik olmuş ise aldığın maaşın o bölümü sana helal olmamıştır. Eğer orada bulunmaman bir sorun oluşturmuyordu ve mesela şefin de sana bu bakımdan müsamaha gösterebiliyordu ise maaşın helal olur. Ahlaken ise hiçbir şekilde doğru değildir yaptığın. Sözünü ettiğin miktar kadar parayı senin kişiliğine zarar vermeyecek şekilde şirketin bir bölümüne aktar. Bunu beceremezsen o kadar parayı Müslümanlar açısından zararlı olmayan bir kuruma bağışla.
Hayır, böyle bir şey bilmiyoruz. Tıbben sakınca oluşturan özel bir durum söz konusu olmadıkça böyle bir şey yoktur.
Tıbbi bir zaruret bayan/erkek beraberliğinde bir ruhsat nedeni olabilir ama bilhassa diş hekimi için bunu söylemek gayet zordur. Eşinizi, onun hekimlik deprenişini kışkırtmadan ikna etmeyi denemelisiniz. Bu hususlarda şeytanın cirit atması çok kolaydır dikkat edin. Endişenizde haklısınız ama bunu evlenmeden önce konuşacaktınız ve yönteminiz kesinlikle hassas sözler ve tavırlarla olmalıdır.
Cemaatle namaz kılmanız güzel bir şey, Allah Teâlâ kabul buyursun. Bir ilmihal kitabından namazla ilgili bölümleri güzelce oku ki, yaptığını tam yapmış olasın. Dikkat edeceğin hata ihtimallerini şu şekilde sıralayabiliriz: - Dört rekaatlı bir namazın ilk oturuşunu, sehiv secdesini unutursan peşindekiler de sana uyarlar, sakıncası olmaz. - Fazladan secde yaparsan sana uymazlar, beklerler. - Unutarak beşinci rekaata kalkarsan eğer teşehhüdü unutmuş idiysen arkandakiler bekler, teşehhüdü yaparlar. Sen dalgınlıkla o rekaatın secdesine de gidersen herkesin namazı bozulmuş olur. Eğer teşehhütten sonra beşinci rekaata kalkarsan secdeye varmadan önce geri dönüp selam verirsen mesele yok, vermezsen arkandakilerin namazı tamam olur, senin namazında tekrar gerekir. Bu tür hatalarda arkandakilerin 'subhanellah' diyerek seni ikaz etmeleri gerekir.
Böyle bir tereddüt o kızla evlenmenize manidir.