Fetva Meclisi
Soru
Almanya'da çalışıyoruz. Burada bazı arkadaşlarımız tam maaşlı çalışmayıp, yarısını kağıt üzerinde gösterip yarısını kaçak alıyorlar. Bundan dolayı da bazı yardım kurumlarından (sosyal kurumlardan) para talep ediyorlar maaşımız yetersiz diye. Bunun dinimiz açısından hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Direkt senin ağzından bir yalan veya elinden bir hile çıkmayacaksa sen mesul olmazsın. Daha iyisini bulduğunda da oraya geçersin.
Meri kanun ve yönetmeliklerde yazılı bir durum ise bu aldığınız size helaldir. O dairede kendiliğinizden oluşturduğunuz veya kabul ettirdiğiniz bir para ise haramdır.
Siz takva sahibi bir hanımefendisiniz. İçinizin rahat etmediği bir işte veya şüphelerin bulunduğu bir ortamda çalışmayın. Bana sunduğunuz alternatifler arasında el çantası satılan yerde çalışabileceğinizi söylesem de kalbinize danışmadan iş yapmayın. Kaygılanmayın; rızkınızdan fazla da kazanmazsınız daha azını da almayacaksınız. Siz çabaladığınız sürece Allah'ın rızık kargosu sizi bulacaktır.
Sizin çalıştığınız iş yeriniz faiz veya domuz mamulü gibi esasen haram olan bir iş yapıyorsa orada çalışmanız caiz olmaz. Eğer iş konusu helal ise onların sizin maaşınızın kaynağını nasıl elde ettiklerini tetkik etmeniz gerekmez. Maaşınızı alabilirsiniz.
Müslüman hile ile iş yapmaz. Yaparsa elde ettiği ona helal olmaz. Yasalarda lehinize olabilecek bir boşluk varsa onu kullanabilirsiniz.
Aleykümselam. Özel bir ayrıntı yoksa böyle bir memurluğun maaşınızın haram olmasını gerektirir bir yönü yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mevcut yasalara aykırı ve hileli bir iş yapmazsanız sıkıntı olmaz.
Üzerinde 'fotokopi çekilemez!' kaydı bulunan bir kitabı fotokopi yaptıramazsınız. 'Hiçbir sayfası fotokopi edilemez!' yazandan da hiç çekemezsiniz.
İnsan olarak bütün insanlar eşittir. İmanda daha iyi olanın Allah katındaki değeri yüksektir. Maddi durumu daha iyi olanın zenginlik farkı vardır. Bileği güçlü olanın fiziği sağlamdır. Bu ve benzeri nedenlerden hiçbiri insanın başka bir insana köle olma nedeni değildir. Köle mantığı ile baktığımızda durum budur ama evlat anne babaya hizmet eder. İşçi iş sahibinin işini görür. Küçük büyüğe yardım eder. Bunlar da hayatın akışı içinde tabii olan şeylerdir.
Burada kafa karışıklığına neden olan bölümü anlayamadım. Her hadiste bir kere kafa karışırsa kafa kalmayabilir. Buna dikkat ediniz. Meseleye gelince, bu hadiste İslam toplumunun yaşayacağı bir güven ortamı zikredilmektedir. Sözü edilen kadının çıkıp Kâ'be'ye gelmesi tasvip edilmiş bir iş olarak da sunulmamaktadır. Öyle yapan bir kadın söz konusu olmuş olabilir. Ayrıca hadiste zikredilen kadının yolculuğu 'yanında mahremi olmamak' şeklinde anlaşılmadan önce 'bir kafileye katılmadan' sefere çıkmak şeklindedir. Çünkü insanlar o zamanlarda bir kafileye katılıp yolculuk yapıyorlardı. O kadın yanına bir mahremini alsa da neticede bir kafileye katılmadığı için 'tek başına yola çıkmış' gibidir. Kadının tek başına seferilik mesafesine çıkmasını yasaklayan hadisler daha açık ve sahih hadislerdir. Hüküm de onlar üzerine kuruludur.
Temel kaynaklarımızda böyle bir emir yoktur.
'Gizlilik ilkesi' ve 'hayra teşvik' ilkesi iki önemli çizgidir. Bunu iyi yakalamışsınız. Biri diğerinden önceliklidir diyemeyiz; kişiden kişiye, yerden yere değişebilir bu. Kalbinizi kontrolde sıkıntı çekmeyecekseniz yani riya sizi abluka altına almayacaksa teşviki öne çıkarın. Bunun garantisi olur mu? derseniz, elbette olmaz derim. Siz kendi durumunuza göre bir ortalama bulabilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.