Fetva Meclisi
Soru
Nafile ibadetlerde önemli olan gizlilik diye biliyorum fakat özendirme veya başkalarının hayrına vesile olmak maksadıyla nafilelerin gizliliğinin kalmaması doğru mu? Yani gizlilik mi yoksa fayda mı daha önemli? Birkaç örnek vereyim; yurtta kalıyorum, pazartesi perşembe oruçlarını aksatmadan tutuyorum, arkadaşları da dahil edeyim onlar da sevap alsın düşüncesiyle pazartesi perşembe günleri oruç tutsak ve bunu adet haline getirsek nasıl olur diye düşündüm, elhamdulillah 4-5 kişi katıldı başladık. Hal böyle olunca gizlilik kalmadı. Hangisi daha efdaldir? Başka bir durum da teheccüd; kendilerine kalsa uyanamıyorlar fakat biri gelip uyandırınca uyanıyorlar. Bu şekilde bazı arkadaşlarımın teheccüdlerine de vesile oldum fakat şimdi kalkan herkes birbirinin teheccüdünü biliyor.İnfaka da insanları ortak edeyim diye düşündüm; her ay aramızda 15’er lira toplayıp şu projeye katkıda bulunalım falan dedim, o konuda da tamam diyen insanlar buldum. Bu ay zilhicce ayı veya bu ay muharrem ayı oruç efdaldir deyip oruca da vesile olduklarım oldu, bazıları gerçekten gaflet halinde; düşünmüyor veya unutuyor. Fakat biri deyince olur tabi ki deyip yapmak istiyorlar, ben de bu düşünceden yola çıkarak bunları yaptım fakat gizlilik gittiği için de sanki bir anlamı yokmuş gibi geliyor, hangisini yapmam gerekiyor? Artık herkes benim ne yaptığımı öğrenmiş oldu, bu saatten sonra herkes ne yapıyorsa yapsın desem bile benim neler yaptığımı öğrenmiş oldular, bir tavsiyede bulunabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Her ikisinin de ortasını yapmanız daha yararlıdır. Nafile ibadetleri onların gözüne batmayacak şekilde ve düzeyde yapın.
Dinimizi Kur'an okumak ve namaz kılmak ya da oruç tutmakla sınırlı bir alanda anlamanın çıkmazlarından biri de bu çıkmazdır. Namaz kılamadığınız zamanlarda, Kur'an’ı tutamadığınız günlerinizde sizi Rabbinize yaklaştıracak onlarca nafile yok mu? Sıla-i Rahim yapamaz mısınız? Hadis ezberleyemez misiniz? Yetim çocuklarla ilgilenemez misiniz? Yemek yapıp mahallenizdeki fakirlere götüremez misiniz? Evinizde bir fıkıh dersi halkası oluşturup bayan arkadaşlarınızı çağıramaz mısınız? O günlerinizde mesela her gün BİN SALAVAT, BİN ZİKİR, BİN TEKBİR… yapamaz mısınız? Mesela bir mezarlıkta mezar ziyareti yapıp ibretinizi artıramaz mısınız? Telefonla her gün on hanım kardeşinize emr-i bil'maruf yapamaz mısınız? Güzel bir ses sahibi hafızdan bir cüz dinleyemez misiniz? Evde, o günlerinizde ailenize güzel ve farklı meşguliyeti çok ama tadı güzel yemekler yaparak gününüzü doldururken sizi sevenlerin size sevgisini perçinleyemez misiniz? Yapabileceğiniz onlarca nafile yok mu? Bu nafileler de Allah’a yaklaştırmıyor mu? Neden kendinizi şeytanın sıkıştırdığı daracık sokaklarda nefessiz bırakıyorsunuz? Tekrar düşünün bunu, tekrar!
Selamünaleyküm. Siz kazaya niyet etti iseniz o oruçlar kaza yerine geçer, nafile olanı ise tutulmamış olur ama bu sizin için bir eksiklik değildir. Önemli olan farz eksiğinin olmamasıdır.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir kere eşinle olan ilişkilerinin sıkıntılı olmasında senin payının büyük olduğu anlaşılıyor. Sadece senin burada anlattıklarından bile sorunun senden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Buna göre de önce senin kendini düzeltmen gerekmektedir. Evli bir bayanla bu tür görüşmeler yapman korkunç bir hatadır. Başka birisinin senin hanımınla böyle görüşmesini nasıl kabul edecektin? Bunu iyi düşün. Çok acilen; - Semtini değiştir. - Ek bir iş daha bul ve en az on iki saat çalış. Kendine boş vakit bırakma. - Arkadaş çevreni yenile. Daha aktif olan arkadaşların olsun. Onlarla geziye çık. Ya da eşini al, eşinle gezilere çık. Her ay, iki gün İzmir'i terk et. - Eşinin cazibesini artıracağı işler yapmasını sağla. Bedenine baksın. Alıcı olmaya çalışsın. Ve sen eşinin her temizlik döneminde en az yedi-sekiz kere gerekiyorsa daha fazla ilişkiye gir. Her ilişki, bir saatten az sürmesin. - Ayda bir kere teheccüde kalk ve dua et, Kur'an oku. - Bunun için bir psikiyatriye git muhakkak. Tavsiyelerine uy.
Selamünaleyküm. Evvela, abartmamaya çalışın. Ciddi bir şekilde abartıyorsunuz. Zikrettiğiniz konuları normal ölçülerde ele alın. İkinci olarak da, meraklanmayın kader sizi vakti geldiğinde bir saat içinde tanıştırır ve işinizi bitirir. Allah'a tevekkül edin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Tecavüze uğramak, İSTEMEDİĞİ, RAZI OLMADIĞI HALDE bir insanın saldırıya uğramasıdır. Bu cinsel saldırı ise cinsel saldırıya uğramasıdır. Bir insan istemediği bir işin mesulü olmaz.
Burada kafa karışıklığına neden olan bölümü anlayamadım. Her hadiste bir kere kafa karışırsa kafa kalmayabilir. Buna dikkat ediniz. Meseleye gelince, bu hadiste İslam toplumunun yaşayacağı bir güven ortamı zikredilmektedir. Sözü edilen kadının çıkıp Kâ'be'ye gelmesi tasvip edilmiş bir iş olarak da sunulmamaktadır. Öyle yapan bir kadın söz konusu olmuş olabilir. Ayrıca hadiste zikredilen kadının yolculuğu 'yanında mahremi olmamak' şeklinde anlaşılmadan önce 'bir kafileye katılmadan' sefere çıkmak şeklindedir. Çünkü insanlar o zamanlarda bir kafileye katılıp yolculuk yapıyorlardı. O kadın yanına bir mahremini alsa da neticede bir kafileye katılmadığı için 'tek başına yola çıkmış' gibidir. Kadının tek başına seferilik mesafesine çıkmasını yasaklayan hadisler daha açık ve sahih hadislerdir. Hüküm de onlar üzerine kuruludur.
Mehir, kadının erkekten evlenme karşılığı aldığı haktır. Birinci evliliği veya üçüncü fark etmez, her evlendiğinde yeni bir mehir alması hakkıdır, hediye ayrı bir durumdur.
Mesele şudur: Âlimlerimizin önemli bir bölümüne göre imsak girmedi zannederek yiyip içmek orucun kaza edilmesini gerektirmektedir. Aksi yönde içtihatta bulunanlar da vardır. İnşaallah keffaretiniz tamamdır diyebiliriz ama kalbinizin rahat etmesi bakımından yeniden başlamayı da dikkate almanız mümkündür. Allah kabul buyursun.
Üzerinde 'fotokopi çekilemez!' kaydı bulunan bir kitabı fotokopi yaptıramazsınız. 'Hiçbir sayfası fotokopi edilemez!' yazandan da hiç çekemezsiniz.
Barındığınız yerde geçim sıkıntınız varsa veya bir güvenlik sorunu yaşıyorsanız zaruretten dolayı gelebilirsiniz. Böyle değilse beklemeniz gerekir.