Fetva Meclisi
Soru
Tecavüze uğrayan kadının şeriat kanununa göre hükmü nedir? Kimi insanlar katledilmesi gerektiğini söylüyor. Hiçbir suçu olmayan bir insana böyle mi yapılıyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadına zor kullanarak tecavüz edilmesi durumunda kadın için bir ceza yoktur. Mahkeme, kadının ne kadar zorlandığını ve ne kadar kendi rızası ile iştirak ettiğini araştırır elbette. Erkek tarafı ise silah kullandı ise terör suçu ile yargılanır; cezasında idam, direkt öldürülme, el ve ayaklarını çaprazlama kesme ve sürgün vardır. Bunlardan birini hâkim takdir eder. Silah kullanmadı ise cezası zinaya verilen cezadır. Şüphesiz bu beyan İslam devleti içindir.
Bacı, beddua işi bitirmiyor. Bu ahlâk kıtlığına ve insanlığı terk etmeye karşı bir tedbir bulmalı, Şeriat’ımızı getirmeye çalışmalıyız. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bayanın o sözünün bir değeri yoktur. Denmemiş gibi kabul edilir.
Selamünaleyküm.İntiharın caiz olduğu bir durum yoktur.
Zina, ötesinde ilave bir suç gerektirmeyecek bir suçtur. Ancak tecavüz şeklinde olmuş ise ortada ikinci bir suçtan söz edilebilir. Zina eden, rızası ile onu yaptı ise o zaten ortadadır, Allah ateşinden onu da bizi de korusun.
Selamünaleyküm. Kimse kimsenin günahını katlanmaz. Katilin cinayetine ortak olmayan birinin katilin günahı ile itham edilmesi doğru olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
'Gizlilik ilkesi' ve 'hayra teşvik' ilkesi iki önemli çizgidir. Bunu iyi yakalamışsınız. Biri diğerinden önceliklidir diyemeyiz; kişiden kişiye, yerden yere değişebilir bu. Kalbinizi kontrolde sıkıntı çekmeyecekseniz yani riya sizi abluka altına almayacaksa teşviki öne çıkarın. Bunun garantisi olur mu? derseniz, elbette olmaz derim. Siz kendi durumunuza göre bir ortalama bulabilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Mehir, kadının erkekten evlenme karşılığı aldığı haktır. Birinci evliliği veya üçüncü fark etmez, her evlendiğinde yeni bir mehir alması hakkıdır, hediye ayrı bir durumdur.
Burada kafa karışıklığına neden olan bölümü anlayamadım. Her hadiste bir kere kafa karışırsa kafa kalmayabilir. Buna dikkat ediniz. Meseleye gelince, bu hadiste İslam toplumunun yaşayacağı bir güven ortamı zikredilmektedir. Sözü edilen kadının çıkıp Kâ'be'ye gelmesi tasvip edilmiş bir iş olarak da sunulmamaktadır. Öyle yapan bir kadın söz konusu olmuş olabilir. Ayrıca hadiste zikredilen kadının yolculuğu 'yanında mahremi olmamak' şeklinde anlaşılmadan önce 'bir kafileye katılmadan' sefere çıkmak şeklindedir. Çünkü insanlar o zamanlarda bir kafileye katılıp yolculuk yapıyorlardı. O kadın yanına bir mahremini alsa da neticede bir kafileye katılmadığı için 'tek başına yola çıkmış' gibidir. Kadının tek başına seferilik mesafesine çıkmasını yasaklayan hadisler daha açık ve sahih hadislerdir. Hüküm de onlar üzerine kuruludur.
Mesele şudur: Âlimlerimizin önemli bir bölümüne göre imsak girmedi zannederek yiyip içmek orucun kaza edilmesini gerektirmektedir. Aksi yönde içtihatta bulunanlar da vardır. İnşaallah keffaretiniz tamamdır diyebiliriz ama kalbinizin rahat etmesi bakımından yeniden başlamayı da dikkate almanız mümkündür. Allah kabul buyursun.
Barındığınız yerde geçim sıkıntınız varsa veya bir güvenlik sorunu yaşıyorsanız zaruretten dolayı gelebilirsiniz. Böyle değilse beklemeniz gerekir.
Üzerinde 'fotokopi çekilemez!' kaydı bulunan bir kitabı fotokopi yaptıramazsınız. 'Hiçbir sayfası fotokopi edilemez!' yazandan da hiç çekemezsiniz.