Fetva Meclisi
Soru
Dul kadın (önceki eşiyle değil) başkasıyla evlenince mehir alabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Mehir kadının tabii hakkıdır; hakkından vazgeçmek de bir başka hakkıdır. O zaman mehir olan şey size helal olur.
Mehir, evlenirken kazanılan bir haktır. Daha sonraki süreç içinde oluşan gelişmeler mehri etkilemez. Onu ilk günde almalı idi, almadı ise sonra da olsa alır.
Selamünaleyküm. Sizin mehriniz, artık mehir değil bir borçtur. Eski eşiniz onu bu dünyada veya ahirette er geç ödeyecektir. Sizin helal malınızdır, tereddüt etmeyin alın.
Mehir kadının hakkıdır. Kadın ne isterse onu alır. Erkek pazarlık eder, kabul ederse verir, etmezse kadın nikâhtan vaz geçebilir. Mehirin kadının hakkı olması şu demektir: Kadın o hakkından vaz geçebilir. Az veya çok ölçüsünü kendisi belirler. Kimsenin kadına karşıma hakkı yoktur. Aldığını daha sora eşine hibe eder, bu da onun bileceği bir iştir.
Aynı kişinin iki eşinden biri olmak mirasçı olma hakkı getirmez. Kardeşi olmak gibi bir durumu yoksa yeni eş olduğu için mirasçı olamaz. Ölüm anındaki bağlantı ile mirasçılık hukuku oluşur. O da bitmiştir zaten.
Mehir kadının hakkıdır. Babasından aldığı bir harçlık, çalışıp aldığı maaş ne ise bu da odur ve sadece kadının hakkıdır. Kadın ne zaman nasıl isterse öyle kullanır. Eşi dâhil kimsenin mihre dokunma hakkı yoktur. Dilediği zaman dilediği gibi kullanır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Mesele şudur: Âlimlerimizin önemli bir bölümüne göre imsak girmedi zannederek yiyip içmek orucun kaza edilmesini gerektirmektedir. Aksi yönde içtihatta bulunanlar da vardır. İnşaallah keffaretiniz tamamdır diyebiliriz ama kalbinizin rahat etmesi bakımından yeniden başlamayı da dikkate almanız mümkündür. Allah kabul buyursun.
Barındığınız yerde geçim sıkıntınız varsa veya bir güvenlik sorunu yaşıyorsanız zaruretten dolayı gelebilirsiniz. Böyle değilse beklemeniz gerekir.
Tecavüze uğramak, İSTEMEDİĞİ, RAZI OLMADIĞI HALDE bir insanın saldırıya uğramasıdır. Bu cinsel saldırı ise cinsel saldırıya uğramasıdır. Bir insan istemediği bir işin mesulü olmaz.
Eşinizin aydınlanmasını sağlamamız mümkün olmayabilir. Bizim bakışımız din açısından olur, eşiniz ise meseleyi ekonomik değerlendiecektir. İkna ederek meseleyi çözmenizi tavsiye ederiz size. Bizim kanaatimize çalışan kadın için kaybettikleri kazandıklarından çok daha fazladır. Siz bu durum dillendirdiniz, pek çok kadın ise gürültüde kaybolup gitmektedir. Allah yardımcınız olsun.
'Gizlilik ilkesi' ve 'hayra teşvik' ilkesi iki önemli çizgidir. Bunu iyi yakalamışsınız. Biri diğerinden önceliklidir diyemeyiz; kişiden kişiye, yerden yere değişebilir bu. Kalbinizi kontrolde sıkıntı çekmeyecekseniz yani riya sizi abluka altına almayacaksa teşviki öne çıkarın. Bunun garantisi olur mu? derseniz, elbette olmaz derim. Siz kendi durumunuza göre bir ortalama bulabilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Bu hadis Buhari'de 6492 numaralı hadistir. Sözün Enes bin Malik radıyallahu anha ait olduğu şüpheli değildir. Sözün söylendiği zamanı tam olarak bilemeyiz. Enes radıyalalhu anhın ölümü ile Peygamber aleyhisselam arasında yaklaşık olarak seksen sene vardır. Bu söz de o dönemde söylenmiş olduğuna göre Peygamber aleyhisselamdan yetmiş seksen sene sonraya ait bir söz olmaktadır. Yarım asırdan sonraki bir zaman diliminde Peygamber aleyhisselamın ashabını eğittiği ölçülere kıyas edildiğinde gevşeme denebilecek bir zafiyet izlenebilmiştir. Bu noktada iki hususu tespit etmeliyiz. Birincisi, Enes gibi bir sahabinin göz ve idrak hassasiyetinin ne kadar derin olduğu unutulmamalıdır. İkinci olarak da şu bilinmelidir ki: Peygamber aleyhisselam farklı hadislerinde böyle bir gevşemeye dikkat çekmişti zaten. Öyle veya böyle bizim bugüne gelene kadar bu gevşemenin ne noktaya geldiğine dikkat etmemiz önemlidir. Allah yardımcımız olsun.