Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Enes Bin Malik'ten “Siz bazı şeyler yapıyorsunuz ve o yaptıklarınızı gözünüzde kıldan daha ince görüyorsunuz. Hâlbuki biz, Peygamber aleyhisselam zamanında onları büyük sayardık.” Buhari, Rekaik, 32/6492. Böyle bir hadis var mı, yani sahih mi? Hocam bu hafife alınan günahlar nelerdir? Bir de hocam Enes Bin Malik bu ifadeyi Peygamber Efendimizin vefatından ne zaman sonra kullanmıştır? Yani insanlar ne kadar sürede bu şekilde bozulmaya başlamıştır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kardeşim, biz Buhari'nin hakkındaki kanaate inanıyor ve onunla huzur buluyoruz. Sizin veya bir başkasının ya da Müslüman olmayan birinin tenkiti onun bileceği iş olur. Siz bir bilgi edinme maksadı ile sormadığınız için cevap verme ihtiyacı hissetmiyoruz. Size sizin kanaatiniz yeterlidir. Bize de bizim kanaatimiz. Allah'a emanet olunuz.
Annenizin bedduaları ve kötü davranışları sizi derinden etkilemiş olabilir. Bu durumda, annenizle olan ilişkinizde bir mesafe koymanız, duygusal ve manevi olarak kendinizi korumanız adına faydalı olabilir. Ancak bu, tamamen iletişimi kesmek anlamına gelmemelidir. Annenize kötü söz söylememek, saygısız davranışlardan uzak durmak önemlidir. Hiçbir beddua, Allah’ın takdirine ve iradesine ters bir sonuç doğuramaz. Annenizin sözleri sizi etkileyebilir, ancak bu durum Allah’ın eşinizin vefatını dilediği bir zamanda gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Hiçbir nefis, Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm, belirli bir vakitte yazılmıştır.” (Âl-i İmrân, 3:145). Dolayısıyla, eşinizin vefatını annenizin beddualarına bağlamak yerine, bunu Allah’ın takdiri olarak kabul edin. Hem anneniz hem de eşiniz için bol bol dua edin. Annenizin hidayet bulması ve kalbinin yumuşaması için Allah’a niyazda bulunun. Eğer annenizle ilişkinizi yönetmekte zorlanıyorsanız, bir aile büyüğü veya güvendiğiniz bir hoca efendiyle konuşarak destek alabilirsiniz.
Sözün ettiğiniz hadisi şerif sahih bir hadistir. (Malik, Müslim, Ebu Davud ve Ahmed tarafından rivayet edilmiştir.) Hadisi şerifin özet olarak vermek istediği mesaj şudur: Müslüman, sıkıntıları, kötülükleri ve belaları sayma uzmanı değildir. Bilakis Müslüman, ölürken hatta kıyamet koparken bile elindeki fidanı dikmekle mükelleftir. Böyle olması gerekirken, Ümmet battı, iş bitti, yandık, helak olduk, şu kötü bu berbat türünden haber spikerliği yapanlar, bir anlamda Müslümanların umudunu tüketmektedirler. Böylece de kötü duruma katkı yapmaktadırlar. Yoksa, mevcut kötülüğün artmasından endişe eden bir Müslüman’ın esefini beyan etmesi böyle değildir. Buradan, bilhassa çağımızda enformasyon savaşlarının ne denli güçlü bir savaş çeşidi olduğunu da çıkarabiliriz. Müslümanların morallerini düşüren etkenlere karşı dikkatli olmaya mecburuz.
Bir âyet veya hadisteki bilgiyi, elimizdeki teknoloji verileri ile karşılaştırmak doğru değildir. Elimizdeki bilgilerin hadisleri, hadislerin bilgilerimize uyması gerekmiyor. Eğer hadisler sahih ve sarih ise olduğu gibi iman eder onu hiçbir şeyle karşılaştırmayız. Sahih veya sarih değilse o takdirde yorum yapabiliriz. Bu hadisi günlük bilgilerimizin ışığında hiçbir şekilde yorumlayamazsınız, yorumladıkça aklınız size yeni formüller üretir, sonunda bunalırsınız. Akidemizle, ibadetimizle direk alakası olmayan bir mesele olarak bunu geçebilirsiniz.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, dünya ve ahiretimiz için gerekli bütün bilgileri bize aktararak bu dünyadan gitmiştir. Onun bize aktardığı bilgiler arasında kıyamete kadar olacak olağan dışı bazı olaylar da bulunmaktadır. Bu aktardığı bilgilerin bir kısmı herkesin çıplak gözle bile görebileceği kadar açık konular, bazıları da derin bilgi gerektirecek konulardır. Sözünü ettiğimiz bu derin konuları ele alırken şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Peygamber aleyhisselam efendimizden bize ulaşan bilgilerin sahih olanı ve olmayanı vardır. Sahih, ona ait olduğunda şüphe bulunmayan demektir. Bu bilgilerin önce sahih olup olmadığına bakılır. Özellikle sahih olmayan hadislerin sıradan insanlara aktarılıp zihinlerinin karışmasına ve umutsuz kalmalarına neden olmak yanlıştır. Hadisler bize Arapça dili ile taşınmıştır. Hadisleri anlarken iyi bir Arapça bilmeyenin iyi anlaması mümkün değildir. Hadislerde geçen konuları “işte şu olay/işte şu kişi/işte şu mekân” şeklinde muayyen bir noktaya tahsis etmek isabetli olmayabilir. Dünyanın ne kadar daha ömrü varsa bu hadisler o zamanlar için de geçerlidir ve bizim büyük, dehşet diye yorumladığımız nice olay belki de gelecek zamanlar içinde basit kalacaktır. Bu ihtimal unutulmamalıdır. Hadislerde anlatılan ağır olaylar Müslümanların umutsuz kalmalarını ve bir kenara çekilmelerini gerektirmemektedir. Müslüman için kural şudur: Her şeye rağmen Müslümanca hayatı devam ettirmek, kıyamete birkaç dakika bile kalsa elindeki fidanı dikmek. Bu ciddiyet ve önemseme ile bakılmadığında bu hadisler üzerinden Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme söylemediğini veya kastetmediğini söyletmiş oluruz. Allah muhafaza buyursun. Bu da Müslümanları yarın Rablerinin huzurunda mahcup olacakları evhama, vesveselere ve hatalı uygulamalara sevk edebilir. İnsanlara zulmetme, belli yerleri uğursuz görme, zaman ve umut israfına neden olma gibi sonuçlar da muhtemel olur.
Allah, bizi her zaman için farklı denebilecek alanlarda imtihan ediyor. Belirttiğiniz durum da bu zamanın imtihanı olsa gerek. Size şunu tavsiye ederim: Asla bu konularda tartışmaya girmeyin. Bugüne kadar onları ikna eden yoktur. Bu, tedavisi olmayan bir kanser gibidir. Hatta bulaşıcı bir hastalıktır, kendinizi koruyun. Birilerini ikna etmeye çalışırken kendinizi şeytanın dişlerine kapılmış olarak görebilirsiniz maazallah. Aman dikkat edin. Bir de, onlar neyi inkâr ediyorsa sen de ondan rahatsız oluyorsan, onların yıkmaya çalıştığını yap. Hadis ezberle. Hadis derslerine katıl. Onlar bir yıkıyorsa sen bin yapmış olursun böylece. Gerisi kuru kavga olarak kalabilir. Bir de çok dua et, Allah seni dininde fitneye düşürmeden ruhunu kabzetsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Zekât olan öşür, zekât alabilen herkese verilebilir. Allah kabul buyursun.
Eşinizin aydınlanmasını sağlamamız mümkün olmayabilir. Bizim bakışımız din açısından olur, eşiniz ise meseleyi ekonomik değerlendiecektir. İkna ederek meseleyi çözmenizi tavsiye ederiz size. Bizim kanaatimize çalışan kadın için kaybettikleri kazandıklarından çok daha fazladır. Siz bu durum dillendirdiniz, pek çok kadın ise gürültüde kaybolup gitmektedir. Allah yardımcınız olsun.
Barındığınız yerde geçim sıkıntınız varsa veya bir güvenlik sorunu yaşıyorsanız zaruretten dolayı gelebilirsiniz. Böyle değilse beklemeniz gerekir.
Mesele şudur: Âlimlerimizin önemli bir bölümüne göre imsak girmedi zannederek yiyip içmek orucun kaza edilmesini gerektirmektedir. Aksi yönde içtihatta bulunanlar da vardır. İnşaallah keffaretiniz tamamdır diyebiliriz ama kalbinizin rahat etmesi bakımından yeniden başlamayı da dikkate almanız mümkündür. Allah kabul buyursun.
Doktorun tıbben gerekli gördüğü şey, doktorun gerekli gördüğü kadarı ile sakıncalı olmaktan çıkabilir. Bu hususta sorun sahibinin ruhsatı gevşetme ve kendine göre yönlendirme yapması dışında bir sorun yoktur.
Ağır da olsa üstün olanı yapmaya gayret edin. Haklı olmanızı kazançlı olmanıza da çevirebilirsiniz. Haklı iken üstün olmanız mü’min olmanın farkıdır bunu unutmayın.