Fetva Meclisi
Soru
Eşimin ailesinden -anne babası dâhil- kimseyle görüşmüyorum, bayramda dahî gitmiyorum. Ama eşime ve çocuklara, kesinlikle gitmeyin demiyorum; bir kısıtlamam yok. Ben onlardan zarar gördüm ve yuvam bozulmasın diye uzak duruyorum, konuşmuyorum. Eşim bu duruma çok üzülüyor. Her ne kadar haklı olsam da eşime üzülüyorum. Eşimin ailesiyle görüşmememde bir sıkıntı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizle huzurunuzu etkilememesine dikkat edin. Karşı bir hata yapmayın. Bu hususta duygusal olmadığınıza emin olun. Neticede mesafeli olmanızda bir sakınca olmaz.
a- Bu meseleyi zamana yay, daha kolay çözülür. b- Senin ailen önceliğin olmalı.
Selamünaleyküm. Size Allah'ın tanıdığı hakları eşinizin koruması şarttır. Bu durumu eşinize iletin. Sizi koruyamayacaksa eşi olarak neden tutuyor? Anne baba hakkına sığınması yanlıştır. Sizin anlattığınız gibi ise eğer siz diretebilirsiniz. Ne kadar duygusal olup olmadığınızı ise yakınlarınızla istişare ederek kararlaştırın.
Selamünaleyküm. Bu konuda kendinizi tek haklı gibi görmemelisiniz. Bir kere eşinizi çocuk büyütmede yalnız bırakmakta haksızlık ettiğinizi düşünün. Ona önce psikolojik destek sağladıktan sonra yani yanında olduğunuzu hissettirdikten sonra sözünü ettiğiniz dini konuları anlatmanızın yararı olur. Kadıncağızı dini hassasiyetlerle yüzyüze bırakıp kendinizi evin dışında bulunuyorsanız ortada haksızlık var demektir. Dedikleriniz doğrudur ama bunların uygun yerde ve uygun kişilere söylenip söylenmediği de önemli değil midir? Helal yöntemlerle korunmanın sakıncası yoktur.
Bu hususta her iki taraf için de ‘haksız’ denemez. Ancak geçmiş kültürde ciddi bir endişe birikimi vardır. İki taraf da korkuyor olabilirler. Zannederim zamana yaymaktan başka bir çözüm yoktur. Eşinize bir şey söylemeyin ama ailenize biraz sabırlı olmalarını, bir zaman sonra sorun olmayacağını söylemeye çalışın. Bilhassa çocuğunuz olduktan sonra bu mesele daha kolay çözülür. Üzerine gitmeyin konunun.
Selamünaleyküm. Böyle bir konuda sizin haklı olduğunuzu tartışmak bile yanlıştır. Haklısınız ama bu haklılığınızın karşınızdakiler tarafından anlaşılması gerekiyor. Durumu ikna ederek, cedelleşmeden çözmeye çalışın. Böyle bir konuda aranızda tartışma çıkar ve büyürse bütün bir ömür boyunca sizi rahatsız edecek sonuçlar üretebilir. Her şeye rağmen evinizde kalırsa odanızı kilitleyerek, ona odasından çıkmasına karşı belli tedbirler getirerek hem dikkatini çekin hem de tedbir almış olun. Dikkat edin, evlerde huzur kolay gider ama kolay gelmez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Doktorun tıbben gerekli gördüğü şey, doktorun gerekli gördüğü kadarı ile sakıncalı olmaktan çıkabilir. Bu hususta sorun sahibinin ruhsatı gevşetme ve kendine göre yönlendirme yapması dışında bir sorun yoktur.
Yazınızdan kadının çalışmaması düşüncesine karşı tezler çıkıyor. İtirazlarınız, endişeleriniz yersiz değil şüphesiz. Yalnız kadın çalışınca neler kazanacağını belirtirken neler kaybedeceğini belirtmemişsiniz. Bunu da değerlendirmemiz gerekmez mi? Çalışan kadının çalışması ile erkeğin neler kaybettiğini ve bunun bedelini de kadının da içinde olduğu bir fatura ile ödediğini görmek gerekmez mi? Biraz daha kuşbakışı ve toplu baksanız derim; kadın çalışıyor şu anda, elinde ekonomisi bulunuyor. Huzur ne oldu, boşanmalar ne olacak? Bunu kim hesap edecek?
Kibir, ikinci insanı kendinden küçük görerek kabarmaktır. Vakar ise kendini ezdirmemek, seviyeni korumaktır.
Ne okulu ne de aileyi kimseyi bekleme, ilk nasibini kap ve yola devam et.
Zekât olan öşür, zekât alabilen herkese verilebilir. Allah kabul buyursun.
Bu hadis Buhari'de 6492 numaralı hadistir. Sözün Enes bin Malik radıyallahu anha ait olduğu şüpheli değildir. Sözün söylendiği zamanı tam olarak bilemeyiz. Enes radıyalalhu anhın ölümü ile Peygamber aleyhisselam arasında yaklaşık olarak seksen sene vardır. Bu söz de o dönemde söylenmiş olduğuna göre Peygamber aleyhisselamdan yetmiş seksen sene sonraya ait bir söz olmaktadır. Yarım asırdan sonraki bir zaman diliminde Peygamber aleyhisselamın ashabını eğittiği ölçülere kıyas edildiğinde gevşeme denebilecek bir zafiyet izlenebilmiştir. Bu noktada iki hususu tespit etmeliyiz. Birincisi, Enes gibi bir sahabinin göz ve idrak hassasiyetinin ne kadar derin olduğu unutulmamalıdır. İkinci olarak da şu bilinmelidir ki: Peygamber aleyhisselam farklı hadislerinde böyle bir gevşemeye dikkat çekmişti zaten. Öyle veya böyle bizim bugüne gelene kadar bu gevşemenin ne noktaya geldiğine dikkat etmemiz önemlidir. Allah yardımcımız olsun.