Fetva Meclisi
Soru
Kadının yolculuğu ile alakalı olan şu hadis-i şerifi anlayamadım; Adiy b. Hâtim radıyallahu anh şöyle demiştir: Allah’ın Elçisi’nin yanında idim, bir adam gelip fakirlikten şikâyet etti. Sonra başka biri geldi eşkıyanın yol kesmesinden şikâyet etti. Allah’ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: -"Adiyy Sen Hîre’yi gördün mü?" -"Hayır, görmedim, fakat orası hakkında, bilgim var." -"Eğer ömrün olur da yaşarsan hevdeci içinde bir kadının Hîre’den hareket edip Allah’tan başka hiç kimseden korkmadan tâ Ka’be’yi tavaf edeceğini göreceksin." dedi. Ben buna şaşırarak kendi kendime: Beldelerde fitne ve fesâd ateşini tutuşturmuş olan o Tayy kabilesinin eşkıyası nerede olacak ki, dedim… Adiyy sözlerine şöyle devam etti: Ben Hîre’den hevdeci içinde yolculuğa çıkıp, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayarak Kâbe’yi tavaf eden kadını gördüm… (Buhari, Menakıb, 25) hocam bu konudaki kafa karışıklığımızı gidermenizi rica ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefi mezhebine göre bir kadının mahremi olmadan üç günlük (yaklaşık 90 km) veya daha uzun bir yolculuğa çıkması caiz değildir. Bu hüküm, kadının can, mal ve namus güvenliği için konulmuştur ve birçok klasik fıkıh kaynağında yer almaktadır. (Hidâye, İbn Âbidîn, Fetâvâ-i Hindiyye gibi). Ancak Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde güvenli bir yolculuk ortamı varsa kadının mahremsiz umre ve hac yapabileceği görüşü de bulunmaktadır. Şafiiler özellikle güvenilir bir kadın grubu veya kafile ile gidildiğinde mahremsiz hac ve umrenin caiz olduğunu söylemişlerdir. (Nevevî, el-Mecmû‘). Peygamber Efendimiz aleyhisselam, “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmadan üç günlük mesafeye yolculuk yapması helâl değildir.” buyurmuştur. (Buhârî, Taksîrü’s-Salât, 4; Müslim, Hac, 413) Bu hadis, genel bir yasak getirdiği için Hanefîler bu hükmü kesin kabul etmişlerdir. Günümüzde Diyanet kafileleri çok sıkı güvenlik önlemleriyle hareket etmektedir. Kadınların yalnız değil, belirli bir grup ve sorumlu rehberler eşliğinde gittiği düşünülürse bazı mezheplere göre bu caiz olabilir. Diyanet, genellikle cumhurun içtihadına dayanarak mahremsiz hac ve umreye izin vermektedir. Eğer bir hanım, Hanefi mezhebine bağlı kalmak istiyorsa ve mahremsiz umre kazanırsa ödül hakkını mahremi ile birlikte gitmek şartıyla değerlendirebilir veya başka bir ödüle çevrilmesi için Diyanet’le iletişime geçebilir.
Selamünaleyküm. Kadının tek başına ibadet maksatlı bile olsa yola çıkamayacağı hususu sahih hadislerle sabittir. Kalabalık bir grup kadının güvenli bir yolculukla hacca gidebilecekleri hususunun istisna olduğuna dair, Hanefi uleması dışındaki âlimlerin içtihadı vardır. Bunun ne kadar ibadet ne kadar da keyif işi olacağını herkesin kalbindeki Allah korkusu belirler. Öyle bir umrenin anlamsız olduğu kanaatindeyim.
Günlük hayatınızda bu titizliğinizin bir benzeri farklı işlerinizde varsa bu bir psikolojik sorun gibi duruyor. Sadece bayanlarla ilgili alanda ise bu titizlik, ne mutlu size! Allah mübarek etsin, seni bu heyecanda sabit tutsun. Kesinlikle sen haklısın. Yaşadığımız hayat Allah'ın haramlarına çiftlik gibi olmuş bir hayattır ne yazık ki. Hiç taviz vermemeni tavsiye ederim sana. Şöyle bir kural belirle kendin için: Haramlardan ve harama iten ortamlardan uzak dur. Bilerek sen harama göz uzatma. Buna rağmen gözüne çarpan haramdan sen sorumlu değilsin. Bulunmak zorunda olduğun bir ortamda veya ortamlarda gözüne ilişen haramlar sende gevşeme nedeni olmaya başladı ise yani bir kayma hissetti isen o ortamı terk et. Bunun dışında sabredeceksin. Unutmayacaksın ki, bu sabrın senin Bedir'de, Uhud'da sabretmek gibi bir şeydir. Rabbim seni muhafaza buyursun.
Böyle bir geziye (güvenli bir ortam oluştuğu gerekçesine dayanarak) fetva veren görüşler vardır. Sizin kalbinizin buna ne kadar itimat ettiğine de bakarak karar verin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadis sahihtir, en muteber kaynaklarımızda bulunmaktadır. Yalnız bu kaynaklar tarandığında, hadisin içinde dikkatten kaçmaması gereken bir gerekçe vardır. O gerekçe de şudur: 'Allah'ın Peygamberinin kızı ile Allah'ın düşmanının kızı bir arada olmaz!' bu gerekçe meseleyi izah etmektedir. Evlendirilmek istenen kız, Ebu Cehil'in kızı idi. Fatıma ile onun bir evde olması ne kadar olabilir bir şeydi? Hadiste vurgulanan budur.Hadisin rivayetlerinde yine dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı daha vardır, o da sizin sorunuzu izah etmektedir: 'Dikkat edin. Ben helali haram, haramı helal yapmıyorum!' undan da anlaşılıyor ki, buradaki yasaklama çok özel bir durumla sınırlıdır.
Aleykümselam. Bütün zamanlar Allah’ındır. Allah bir zaman hakkında 'o kötüdür' demedikçe kimsenin kanaati ile bir zaman kötü olmaz. Bunların özünde 'boş Müslüman' olmak hastalığı vardır. Ümmetimizin hâli ortada iken ve maddi sebepler henüz kullanılmamış iken böyle işlerle takva adına uğraşmak eğer cahillik değilse din üzerinden şöhret bulma arzusudur. Uzağız, uzak kalmayı yeğleriz. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Üzerinde 'fotokopi çekilemez!' kaydı bulunan bir kitabı fotokopi yaptıramazsınız. 'Hiçbir sayfası fotokopi edilemez!' yazandan da hiç çekemezsiniz.
Mevcut yasalara aykırı ve hileli bir iş yapmazsanız sıkıntı olmaz.
'Gizlilik ilkesi' ve 'hayra teşvik' ilkesi iki önemli çizgidir. Bunu iyi yakalamışsınız. Biri diğerinden önceliklidir diyemeyiz; kişiden kişiye, yerden yere değişebilir bu. Kalbinizi kontrolde sıkıntı çekmeyecekseniz yani riya sizi abluka altına almayacaksa teşviki öne çıkarın. Bunun garantisi olur mu? derseniz, elbette olmaz derim. Siz kendi durumunuza göre bir ortalama bulabilirsiniz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Tecavüze uğramak, İSTEMEDİĞİ, RAZI OLMADIĞI HALDE bir insanın saldırıya uğramasıdır. Bu cinsel saldırı ise cinsel saldırıya uğramasıdır. Bir insan istemediği bir işin mesulü olmaz.
Siz orada kanuni yollarla bulunuyorsunuz. Sizin kanuni yollarla bulunmanız oradaki yasaları tabul etmeniz demektir. Kabul ettiğiniz yasalara karşı hile ile elde edilen kazanç helal olmaz. Bunun dışındaki akıl oyunları sadece kendinizi aldatmanızı sağlar, haramı helalleştirmez.
Mehir, kadının erkekten evlenme karşılığı aldığı haktır. Birinci evliliği veya üçüncü fark etmez, her evlendiğinde yeni bir mehir alması hakkıdır, hediye ayrı bir durumdur.