Fetva Meclisi
Soru
Babamların müteahhite devrettikleri ve bu doğrultuda tamamlanan bir binaları var. Bina tamamlandı ve içerisinde oturanlar var ancak uzun bir süredir iskân alınamadığı için oturanlar elektrik gibi ihtiyaçlarını başka binalardan çektikleri kablolar ile karşılıyorlar. Babam binanın iskân işlemlerinin bu kullanımlar sebebi ile oturanlar tarafından göz ardı edilip geciktirildiğini ve zaten usulsüz olan bu kullanımı şikâyet ederse, insanlar elektriksiz kalacağı için iskân işlemlerinin bir an önce tamamlanabileceğini düşünüyor. Biz bahsi geçen binada oturmuyoruz. Ancak orada oturan insanların da hakkına girmek istemiyoruz. Şikâyet etmek kul hakkı olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanın yaptığı kesinlikle hatadır, kul hakkıdır. Sen o evde evin bir çocuğu olarak yaşıyorsan senin vebalin olmaz. Uyarabileceğin kadar uyarmışsın. Babanla ortak iki aile gibi yaşıyorsanız kendine başka bir ev bulman daha iyi olur. İkaz etmeye ama nezaketini bozmamaya devam et.
Siz yanlış bildiğinizi ikaz edin. Edebinizi koruyarak tavrınızı gösterin. Bundan öteye sahibi olmadığınız evdekinden mesul olmazsınız.
Bir binanın çatı ve sonrası, o binada hakkı bulunan bütün mal sahiplerinin ortak malıdır. Onlardan biri izin vermedikçe ortaklardan biri orayı kendi özeli için kullanamaz. Siz ancak sizin hakkınız kadar kullanabilirsiniz. O hak oranınızı da belirlemek mümkün değildir. Zira size ait olan kısım sabit değildir, ortaklar toplanıp herkesin yerini tespit etmeli ve ona göre kullanmalıdır. Siz oraya iki minder koyunca tamamını kullanmış gibi olursunuz. Bütün maliklerin ortak şekillendirme yapması sonrasında o tür yerler kullanılabilir. Dolayısıyla sizin yaptığınız yanlıştı, bir kul hakkı ihlali idi. Sizin onlardan özür dilemeniz gerekir. Fıkhen durum böyledir.
Selamünaleyküm. Babanın işine ancak ikna ile müdahale edebilirsin. Onun vebali direk senden sorulmayacak. Düzeltmiş olman iyi olmuş. Allah yardımcın olsun.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Baba ve anneniz aklı başında, ne konuştuğunu bilebilecek bir durumda ise onların 'hizmet istemiyorum' deme hakları yoktur. Çünkü mesele sadece onların hizmetini görmek veya görmemek değildir. Bir yandan onların hizmeti görülürken bir yandan da sizin Allah'a karşı kulluk görevinden sonraki en büyük göreviniz ve o görevden beklediğiniz sevabınız gerçekleşecektir. Babanızın size namaz kılmanızı yasaklaması ne kadar hakkı ise sizi kendisine hizmetten menetme hakkı da o kadardır diyebiliriz. Babanız ve annenizle kazanacağınız ibadet sevabını doldurabileceğiniz başka bir ibadet yoktur. Peygamber aleyhisselama 'seninle beraber bulunup cihat edeyim' diyen birini anne babasının yanına dönüp onlarla beraber olması şeklinde yorumlayacağımız bir cevapla geri göndermesi gösteriyor ki, farzlardan sonra mesele nafileler düzeyine indiğinde Peygamber aleyhisselam ile bulunmaktan daha üstün bir noktada anne baba ile bulunma durumu gerçekleşebilmektedir. Hayır babanız ve anneniz alzheimer hastası gibi ne dediğini bilmez durumda veya psikiyatri hastası ise zaten söylediklerine itibar etmeye gerek yoktur. Sonuç olarak ne edin edin anne babanızın gönlünü alın, kapılarından ayrılmayın, kovsalar bile siz onlarla bulunun. Neticede onlar annedir babadır, kalpleri yumuşar. Sonra da bu hata için Allah'a istiğfar edin. Dünyadaki huzurunuzu ve ahiretteki cennetinizi kurtarmış olun. Allah yardımcınız olsun.
bina konusundaki diğer fetvalar
Fıkıhtaki kural şöyledir: Bina kimin ise yukarı ve aşağı doğru uzantılar da onundur. Eğer bina bir kişinin ise o binanın göğe doğru olan uzantısı ve yerin altına doğru inildikçe altı onundur. Bina birkaç kişinin ise veya birkaç daire sahibinin ortak malı ise binanın altı ve üstünde de sahip olmadaki hisseleri oranında hakları vardır. Burada tek fark şudur: Daireleri satan kişi, satış akdine binanın çatı katının kendisine ait olacağını koymuş ve o şekilde anlaşma yapmış ise çatı katı onun olabilir. Böyle bir anlaşma olmadıkça binayı yapıp satanın çatı ve alt katta söz hakkı olamaz.
Böyle bir gayrimenkulün satın alınmasında sakınca yoktur. Fıkıhta bunun karşılığı vardır, bir nevi sipariş üzerine iş yaptırmak gibidir.
Siz, sizin bölümünüzle alakalı olarak meri kurallara göre bir eksik görürseniz onu düzeltmek için gayret edebilirsiniz. Bunun haricindekinden mesul olmazsınız. Allah işinize bereket versin.