Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm değerli hocam. Öncelikle bizlere yol gösterdiğiniz için, daha şuurlu mü’min olmamıza yardım ettiğiniz için Allah sizden razı olsun. Hocam benim düğün hakkında sorum olacak. Bizde adetler din yerine yaşanıyor. Rabb’ime sonsuz şükürler olsun ki bu kadar insanın içinde beni hidayete erdirdi. 7 yıl önce benim düğünüm oldu. Düğünde gelinlik giydim. Tesettüre uymadığını düşünemedim. Düğünde kadın erkek karışık oturdu, çalgı oldu. Yani hiç Müslümanlığımıza uyan tarafı olmadı. Toplum cahil diye böyle yapılması gerektiğini düşündük. Bir yıldır sizin sohbetlerinizi dinliyorum. Geçmişte ne kadar Müslümanlığıma yakışmayan yanlışlar ettiğimi anladım. İslam’ı şimdi daha ciddi anlıyorum. Düğünümde nasıl cahilce, şuursuzca davrandım bilmiyorum. Çok pişmanım. Rabbim affetsin. Şimdi kız kardeşimin düğünü olacak. Annem babam sadece namaz kılıyor başka hiç dini bilgileri yok. Âdete uyuyorlar. Düğünde çalgı olmasa el alem ne der , yasa benzer diyorlar. Düğüne gelenlerin hepsi de cahil insanlar. Bir adları Müslüman o kadar. Böyle bir toplumda nasıl olmalı düğün? Ailem bizi dinlemiyor. El aleme göre hareket ediyorlar. Düğünde kadın erkek ayrı olsa calgı da olsa olur mu? Ya da çalgı yerine ilahi olsa olur mu? Düğüne gelenler zaten başka düğünlerde kadın-erkek karışık oturuyorlar, yani bunların umurunda değil. Toplum cahil olduğu için dini emirler gevşetilebilir mi? Yoksa tek de kalsak hiçbir tavize yer vermemeli miyiz? İslami düğün olsun diye mücadele etmek istiyorum. Böylece kendi düğünüm için Rabb’ime kendimi affettirmek istiyorum. Azerbaycan’da öyle hal almış ki yanlış adetlere karşı çıkanlar vahhabi olarak adlanıyor. Çok şeylere açıktan tepki veremiyoruz, bize de vahhabi derler diye. Aklım karışıyor. Nasıl bir yol izlemeliyim? Sizin nasihatleriniz benim için önemli. Allah razı osun
Cevap
Benzer fetvalar
Kendini savcı yerine koyma. Sadece kendi kulluğunu düşün. Eşine de görüşünü belirt ve ileri gitme. Biraz abartıyorsun.
Selamünaleyküm. Yeliz Hanım,Allah sizden razı olsun, umduklarınıza kavuştursun, korktuklarınızdan korusun. Yazınız beni umutlandırdı; Rabbimin huzuruna çıkarken elimde götürebileceğim amellerimden biri olarak yazınızı bulundurmak isterim. İman ne büyük bir nimettir, ne büyük! Şu güzelliğine bak; kışla bahar kadar farklı iki zamanı aynı insanda bir araya getirmektedir. Sizi tebrik ederim. Güzel bir dönüş yapmışsınız. Allah ayağınızı sabit kılsın. Size gülünmesi de iyi bir işaret. Size gülündükçe, yer yer itildikçe siz bu durum, sizi son kez sallamak isteyen şeytanın artık sizden umut kesmek üzere olduğunu göstermektedir. Bunu böyle anlayın. Horlanmak, itilmek, eğlenilmek, yok sayılmak bütün peygamberlerin kadarıdır. Bütün peygamberlere aynı anda iman eden samimi bir mü'min, esasen onların kaderini de yüreğine sindirmiş demektir. Horlanmak, sürülmek, işkence görmek onların kaderi ise bizim de başımızın tacıdır. Aman dikkat edin, yarışı kaybetmeyin, geri durmayın. Meşakkatler diyarındayız. Buradaki nöbetimiz bitip de esenlikler diyarına, Rabbimizin cennetine vardığımızda bütün bunlar tatlı bir hikayeye dönüşecek. Orada inşallah bunları tatlı hatıralar olarak anlatıp güleceğiz. Çok dua edin, size gülenler de bir el bulsunlar da gülünecek hâle gelsinler! Asla beddua etmeyin onlara, sakın kahretmeyin. Kendi durumunuzu düşünün; iki yıl önce siz de belki birilerine gülüyordunuz ama şimdi peygamberler gibi, Allah'a koşan bütün Salihler gibi gülünüyorsunuz. Kim güler kim ağlar bilinmez bu âlemde. Çok dua edin yakınlarınıza. Onlar da sizin gibi olsunlar, sizi geçsinler. Yarışalım Rabbimize giden yollarda. Size hararetle tavsiyem şudur: Eşinizle, en iyi kadın kadar iyi olmaya çalışın. Ona karşı bir kulağınız, bir gözünüz kapalı olsun. Ondan hiçbir şey beklemeyin; onun faturalarını Rabbinizden bekleyin. Siz yapın Allah size ödesin. Bilesiniz ki, O ödedi mi pek yüksek bedel öder. Cennet verir hatta rızasını verir. O, bir kere rızasını verirse artık her şey senindir, sen de her şeysin demektir. Ne bir kuş ne de bir melek seni geçemez kanatlandığında. Bu hususa dikkat etmenizi tavsiye ederim. Eşiniz hem sizin cennetinizdir hem de onunla huzurunuz bozulursa kalbiniz çok sıkışır, rahatınız kaçar.Eşinizin dışında hiçbir gelişmeyi kendinize sorun olarak görmeyin. Yapacağınız şudur: Kendinizi koruyun. En büyük gayretiniz kendinizi korumak olsun. Bu koruma da, bir yandan sürekli gelişerek olmalı, bir yandan da dışınızdan gelecek saldırılara karşı hazırlıklı bulunarak olmalıdır. Yavaş yavaş dost ve arkadaş çevrenizi yenileyin. Yeni saliha kadın dostlarınız olsun. Kur'an okunan, ilmihal, tefsir, hadis okunan bir sohbet halkası bulmaya çalışın. Sizinle tartışanlara asla kızmayın. Tartışmalara da girmeyin. 'Siz bilmiyorsunuz, siz hatalısınız' türünden sözler kullanmayın. Onları da zamana bırakın. Mükemmel bir örnek olmaya çalışın. Size 'bu kız uçmuş' gibi sözler kullanacaklardır. Onların sözleri aslında sizi imrendiklerindendir ama şeytan onlara gerçeği söylettirmek istemez. Her birinin bir zaman sonra sizden daha iyi müminler olacağını düşünün, buna dua edin. Böylece kapıları kapatmamış olursunuz.Gıda ve benzeri konularda onlar için 'aşırı' sayılabilecek ifadeleri direk kullanmayın. Onlar da ortada, bir sürüklenme olduğunu biliyorlar ama görüyorsunuz ki, nefisler dönüş yoluna girmek istemiyor. Zamana bırakın, virajı geniş alın her zaman. Asla tartışmayın, itham etmeyin. Güneş gibi olun; yavaş yavaş doğun. Önce ışığınız çıksın, mesafe mesafe yayılsın. Tam tepeye gelince salarsınız enerjinizi. Çocuğunuza dua edin. çok dua edin. siz onun dua makinesi olmalısınız. Görüyorsunuz, çocuklarımız cehennem gibi bir ortamda büyümek zorunda kalıyorlar. Ona karşı Nuh aleyhisselam kadar sabırlı olmaya hazır olun. Asırlarca sürecek bir sabrınız olsun. O sizin emeliniz, umudunuzdur. Ona yapabileceğiniz en büyük iyilik onu şerden uzak tutmaktır. Bir de, onunla alakalı muhakkak istişareler edin. Kendi başınıza kalmamaya çalışın.Karanlık ve korku ile alakalı yazdıklarınız geçicidir. Uzun sürmez merak etmeyin. Dedim ya size, şeytan son saldırılarını yapıyor. Sizi her cepheden yıkmaya çalışıyor. Eviniz tamamen karanlık olmasın. Bir süre tek başınıza kalmayın. Uykunuzu geciktirmeyin. Kur'an okumayı bilmiyorsanız hemen öğrenin. Biliyorsanız, günde bir sayfa Kur'an okumaya başlayın. Kısa sürede dertleriniz gidecektir ama yenileri muhakkak gelecek bunu da bilin. Siz bir kere Allah'a giden yola girdiniz. Peygamberler, Salihler, şehitler yoluna girdiniz. Bu yol böyledir. Bu yol böyledir. Aynen böyledir. Sabredin.Dua edin. Umut var olun. İbadetlerinizi ihmal etmeyin Dirençli olun. Cennete girmeyi bekleyen dünyadaki bir cennetlik olun.Lütfen bu kardeşinize de dua edin.
Aleykümselam. Azerbaycan’daki kardeşlerimizden bu tür şikâyetleri çok fazla alıyoruz. Üzülüyor ve dua ediyoruz. Allah size sabır versin. Aile büyüklerinizden üç kişi ile geniş bir istişare yapın. Onların size tavsiye edeceği karara uyun. İnşallah pişman olmazsınız.
Mümin, yolunu Allah ile yürüyen insandır. Sadece sen değilsin bu bunalımı yaşayan; hangi genç, hangi mümin elini kolunu sallayarak dinini yaşayabildi. Mümin olmak ve dinini yaşamak rahatça namaz kılmak, oruç tutmak ve zikir yapmak değildir, böyle olmamıştır hiç. Allah muhakkak imtihan edecek, içindeki samimiyeti ve direnci görecek. Bunun çaresi yoktur. Kimi dışarıda izlediğimiz gibi zalimlerin silahı ile bu imtihanı görür. Kimi fakirlikle boğuşur. Kimi medyaya esir kalır. Bir başkası da senin gibi kendi öz ailesi tarafından dışlanır. Ama herkesin hedefi aynıdır: İyi mümin olmak. Direneceksin, yıkılmayacaksın. Bugün değilse yarın evlenirsin meraklanma. Temel ilkelerden taviz verme. Biraz esnetilebilecekleri ise esnet zamanla. “Olmaz/olmuyor” sözünü kullanma. “Olacak, olana kadar direneceğim” demeye alıştır kendini. Bu arada dua etmeyi asla ihmal etme. Çok dua et, Allah çevrendekilerin kalbini yumuşatsın. Hazır ol, bu büyük mücadeleyi kazanmaya hazır ol.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ, sizi de bizi de razı olacağı şekilde yaşamaya muvaffak kılsın. Düğün, imtihanlarınızdan sadece biridir. Her imtihanı bu kadar dert ederseniz yorulursunuz. Düğünü, hayatın bir gereği gördüğünüz gibi onun imtihanını da doğal bir süreçte izleyin. Rahat olun. Önünüze çıkacak sıkıntıları ikiye ayırın. Hiç taviz verilemeyecek hatalar ve daha iyisi olabilecek durumlar deyin. Açık haramlar konusunda taviziniz olmasın. Diğerlerinde olabilene razı gelin. Çalışmayın; sizinle kim evleniyorsa evinizi o kursun. Ev geçindiremeyecek olan erkek de evlenmesin. Bu kadar rahat olabilirsiniz. Size dualar ederiz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Sizin bekar olmanız veya onun bekar olması durumunda evlenebileceğiniz derecede olan bir kadınla aynı evde, onun ev kıyafetleri içinde iken beraber olmanız doğru değildir. Evet, sizin veya onun şu anda zihin olarak bir sıkıntısı yoktur belki. Hatta birbirinizi kardeş gibi görüyorsunuzdur ama vakti gelince de evlenen evleniyor. Bu nedenle böyle karma bir ortam İslamî değildir. Niyetlerin, samimiyetlerin iyi olması hükmü değiştirmez. Şeriat'ımız, fertlerin özel durumlarına göre değil yaratılışımızın gerektirdiği genel yapımıza göre hüküm verir. Sizin evinizin mesela bayram ortamındaki tatlı manzaranın yıllarca devam etmesi, dedenizin o zevki yaşaması da iyi bir şeydir. Dolayısıyla sizin bir orta yol bulmanız gerekir. a- Kadınlar ve erkekler, evli olsun bekar olsun mümkünse ayrı salonlarda otursunlar. Yemekler ayrı yensin. Tuvalet, banyo ihtiyaçları müstakil bölümlerde giderilsin. b- Bu ölçüyü kurmak fiziki mekân olarak mümkün değilse, bayanlar bedenlerinin rahatlıkla incelenemiyeceği bir kıyafetle evde dolaşsınlar. Bu kıyafet, bir çeşit sokak kıyafeti olsun. Ama dikkat edildiğinde bir erkeğin zevk alacağı incelik ve dikkat çekicilikte olmasın. c- Böyle bir ortamı oluşturamıyorsanız, belki de bunu isteyen ayıplanıyorsa o takdirde Allah'tan korkan biri orada zorunluluk kadar bulunacak, tatilini başka bir yerde geçirecek. Hoş bir ortamda üç gün duracağız diye Rabbimizin gazabına muhatap olamayız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kadının tek başına ibadet maksatlı bile olsa yola çıkamayacağı hususu sahih hadislerle sabittir. Kalabalık bir grup kadının güvenli bir yolculukla hacca gidebilecekleri hususunun istisna olduğuna dair, Hanefi uleması dışındaki âlimlerin içtihadı vardır. Bunun ne kadar ibadet ne kadar da keyif işi olacağını herkesin kalbindeki Allah korkusu belirler. Öyle bir umrenin anlamsız olduğu kanaatindeyim.
Selamünaleyküm. Kabiliyetinizin bulunduğu bir ilim dalında ilerleyecek şekilde çalışmanız gereklidir.
Selamünaleyküm. Çalıştığınız firma ile yaptığınız akitte bu hususla alakalı bir kayıt varsa siz o kayda sadık kalmalısınız. Böyle bir kayıt yoksa sizin yaptığınız ilave işin, çalıştığınız firmanın ticaretine zararı dokunmasına veya bir zararı olmamasına göre hüküm değişir. Ortada bir durum söz konusu ise o zaman da bu konu ile alakalı iş çevrelerindeki genel teamüle göre karar verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Çocuğunuz bulunduğuna göre, malınızın sadece üçte birini vasiyet edebilirsiniz. Üçte birinden fazlasını ise rica edersiniz, varisleriniz kabul ederlerse uygularlar.
Selamünaleyküm, sadece bu ise mesele, derdiniz olmasın. Anne babanıza en iyi evlâtlığı yapın, gerisini dert etmeyin. Allah sizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Kesinlikle siz nasıl görüyorsanız öyle değerlendirin. Geçmişinde ne yaptığından önemlisi şu anda nasıl biri olduğudur. Mümin kimliğimiz bizi böyle şekillendirmelidir.