Fetva Meclisi
Soru
Hocam kadınların işrak namazı kılabilmesi için sabah namazını ezan okunur okunmaz mı kılması gerekir yoksa vakit çıkana kadar herhangi bir zamanda sabah namazını kılıp sonra işrak namazı beklenebilir mi? Bu durumda işrak namazı sahih olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Akşam namazına kırk dakika kalınca artık namaz kılınmaz. O günün kılınmamış ise ikindi namazını kılabilirsiniz. - Sabah namazından sonra da nafile namaz kılınmaz. Güneş doğduktan kırk dakika sonra ise yasak kalkar.
Selamünaleyküm. Sizin durumunuzda birinin kalkıp abdest alması, işrak namazı ile alakalı sevabını değiştirmez. Siz, bir zorunluluktan ötürü kalktığınız için yerinizde oturur gibisiniz.
Güneş doğduğu an sabah namazının vakti biter. Yeni bir vakit başlamaz. Öğlen vaktine kadarki vakit bir nevi ara vakittir. Ama sabah namazı, güneş doğduktan sonra öyle veya böyle sadece KAZA OLARAK KILINIR.
Ezan, takvimlerde yazan İMSAK vaktinde okundu ise beklemeniz gerekmez. Hemen kılabilirsiniz. Biraz geçtikten sonra kılarsanız daha makbul olur, sevabı fazla olur ama bu hemen kılınanın olmayacağı manasında değildir. Allah kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Sabah namazı kılındıktan sonra güneş doğana kadar KAZA NAMAZI KILINABİLİR. Bu sadece kazaya kalmış bir namaz için ruhsattır, nafile namaz kılmak ise mekruhtur. Güneşin doğmasına bir dakika kalana kadar kılınabilir.
Selamünaleyküm. Sabah namazını nerede kılıyorsanız İşrak'ı da orada kılabilirsiniz. Allah kabul buyursun. Bize de dua ediniz.
ezan konusundaki diğer fetvalar
Vakit girdiyse, ezan okunmasa da oruç açılabilir. Ama vaktin tam olarak girdiğinden emin olmak gerekir. Şüphe varsa, ezanı beklemek daha ihtiyatlıdır.
Görgüsüzlük!
Aşağıdaki cevabımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/sahurda-ezan-bitinceye-kadar-yemek-yemek
O günün orucunu bir gün kaza edin.
Oruçlu bir mü'min yolcu ise yol esnasında akşam ezanını duyduğu ilk noktada orucunu açabilir.
Böyle bir konuyu ilmihal kitaplarında bulamayabilirsiniz. Yeni bir konu olarak eski kitaplarda olmaması normaldir. Âlimlerin bu konudaki görüşlerini şöyle özetleyebiliriz: Canlı yayın olmayan, bir ses kayıt cihazından aktarılan ezanı normal minaredeki ezan gibi kabul etmemiz gerekmez. Zira ezan bir ibadettir, bu ibadeti insan yaptığında ibadet olarak yerine oturmuş olur. Canlı yayın olarak aktarılan bir ezanı ise müezzini minarede dinliyor gibi kabul edip gerekeni yapmak uygun olandır. Bunu şöyle kabul edebiliriz: Minareden ses cihazı olmadan okunan ezanı çok az bir mesafeden dinleyebiliyorduk. Ses cihazları ile beraber uzaktan da dinleme imkânımız oldu. Canlı yayın da bunun gibi kabul edilmelidir.