Fetva Meclisi
Soru
Hocam ilmihal kitaplarında bulamadım. Şöyle bir soru var: Ses kayıt cihazına kaydedilmiş bir ezanı ezan vakti örneğin radyodan yayınlıyorlar. Böyle bir ezanı da minareden müezzinin okuduğu ezan gibi kabul edip aynısını tekrar edecek ve ezan duasını okuyacak mıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir durumda, camide ezan okumak yerine, bireysel olarak namazlarınızı kılarken ezanı evinizde okuyabilirsiniz. Bu, hem sünnete uygun bir davranış olur hem de fitneden kaçınmış olursunuz.
Ezanın bir dakikalık bir limit de olsa takvimde yazan saatinde olması önemlidir. Müezzin de camide erken veya geç okumuş olabilir. Saatine güvenenin kendi saatini esas almasında sakınca yoktur.
Ezan okumaktan maksat, namaz vaktinin girdiğini duyurmak ve müslümanları cemaate davet etmektir. Bu vesileyle ezanın bilinen sözlerini muhafaza etmek kaydıyla bu ilan ve davetin, hoparlörle veya hoparlörsüz yapılması arasında dini açıdan herhangi bir fark bulunmamaktadır. Zira hoparlör, sesin kuvvetini artırıcı bir cihaz olup çıkan ses, mikrofon başında okuyan kişinin kendi sesidir. Bu itibarla, daha uzaklardan duyulması için ezanın hoparlörle okunmasında dinen bir sakınca yoktur. Nitekim tarihi süreç içinde ezanın duyulabilmesini sağlamak için Müslümanlar, çeşitli arayışlar içine girmişler ve Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde olmadığı halde minareler inşa etmişlerdir.
Ezan vakti girdikten sonra, bir müezzin tarafından herkesin canlı olarak dinleyebileceği şekilde okunan ezan için bir mâni olmayacağını umarız. Bir yandan teknolojinin gelişmesi öte yandan da ezanın hakkını verecek iyi müezzin bulmadaki sıkıntılar karşılaştırıldığında bunun iyi bir iş olacağı umulmaktadır. Elektrik kesintisi, yayın sıkıntıları, camilerdeki görevlilerin tembelleşmesi, ibadetler üzerinde oynama gevşekliğine kapı aralaması, her camide bir ezan okunmasına ait asırlardır süren büyük bir sünnetin eritilmesi, ikinci camilerden duyulan ezanın niyet gibi bir esastan yoksun olması endişeleri de beraberinde getirdiğini tespit etmeliyiz. Asıl olan Müslümanların her camide bir müezzine ezanın hakkı olan düzeyde bir ezan okutturmalarıdır. Bazı sıkıntılar dikkate alınarak böyle bir toplu ezan uygulaması yapılabilir. Bunun genelleşmemesi doğru olandır.
Bilindiği gibi “ezân” farz namazlar için okunan özel sözlerdir. Ezân aracılığıyla halka hem namaz vaktinin geldiği ve cemaatle namaz kılınacağı duyurulmuş olmakta, hem de Allah’ın eşsiz büyüklüğü, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) peygamberliği ve namazın kurtuluş vesilesi olduğu ilan edilmektedir. Ezân, namaz vakitlerini ilan olduğuna göre, muayyen kalıplarını muhafaza ve ifade etmek suretiyle bu ilanın, hoparlörle veya hoparlörsüz yapılması arasında dinî açıdan bir fark yoktur. Bununla birlikte teyp kasetinden veya CD’den ezân okunması İslâm’ın şiarlarından olan ezânı basite almak, ona gereken saygıyı göstermemek anlamına gelir. Ayrıca kayıttan okutulması, Hz. Peygamber’den günümüze kadar gelen teamüle uygun değildir. Onun için ezânın CD veya teypten verilmesinin sakıncasız olduğu söylenemez. Fakihlerin, Kur’ân’ın aks-i sadasının Kur’ân hükmünde sayılmayacağı yönündeki yaklaşımları da bu hükmü desteklemektedir. (Meydânî, el-Lübâb, 1/60, 103) Diğer taraftan, ezân sünnettir. Sünnetin mükellefiyeti olan biri tarafından yerine getirilmesi, bu sünnetin tamamlayıcı bir unsurudur.
Ezanın okunmaya başlanması o saniyede vaktin girdiğini göstermektedir. Vakit girdiği saniyeden itibaren de namaz caizdir. Ezan vaktinin girmediği anda namaz caiz olmaz. Müezzinin bir hata yapma yani erken ezan okuma ihtimali yoksa namazda da bir sakınca yoktur.
ezan konusundaki diğer fetvalar
Bulunduğunuz şehirde ezan başladığı dakikadan itibaren o vaktin namazını kılmanızda hiçbir sakınca yoktur. Ezanın bitmesini bekleyip namaza durursanız en mükemmelini yapmış olursunuz. Allah kabul buyursun.
Oruçlu bir mü'min yolcu ise yol esnasında akşam ezanını duyduğu ilk noktada orucunu açabilir.
O günün orucunu bir gün kaza edin.
“Kâfir” sözcüğü en son kullanılabilecek bir sözdür. Bunu kullanmayı diline alıştırma sakın. Büyük ihtimalle o kişi, iyi yorumlamaya çalışarak öyle söylemiştir. Böyle bir kanaat kullanmak daha iyidir. Suya yazı yazmak kadar hayali bir söz olmuş onunki ama yine de siz iyi niyetinizi koruyun ve hayat mücadelesinde kendinizi ulu orta deşifre etmeyecek bir taktik uygulamaya çalışın.
Diyanet takviminde İMSAK yazan saat geldiğinde oruç da başlamış olur, sabah namazı vakti de girmiş olur. O saatten itibaren GÜNEŞ yazan saate kadar sabah namazı kılınabilir.
Aşağıdaki cevabımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/sahurda-ezan-bitinceye-kadar-yemek-yemek