Fetva Meclisi
Soru
Hocam gün içerisinde iş gereği şantiyelerde tanımadığım insanlarla karşılaşıyorum. Bu kişilerin inançlarını bilmiyorum ama ben konuşmalarımda ve sohbetlerimde mutlaka Allah ve Resul’ünü zikrediyorum. Çoğu zaman itikadı bozuk, isyankâr ve inancı zayıf kişilere denk geliyorum ve tartışıp sinirleniyorum. Söz de geçiremiyorum ve çok üzülüyorum. Bugün biri, ben Allah’tan hiçbir şey beklemiyorum bana karışmasın yeter ona ihtiyacım yok dedi. O adamı boğmak istedim. Bu tip insanlara karşı nasıl davranmalıyım bunlarla nasıl başa çıkılır?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.
Şunu çok iyi bilin ki sizin içinde bulunduğunuz durum, insanoğlunun genel durumudur. Siz sadece bu durumu hissetmekle farklı hale gelmiş bulunuyorsunuz. Keşke bütün insanlık sizin hissettiklerinizi hissedebilse; kurtuluşu ne çabuk olurdu, bir bilseniz! Sizi tebrik etmek istiyorum. Neden biliyor musunuz? Çünkü sizin sorun ve endişe olarak dillendirdiğiniz şeyler, sizdeki sancılar, büyük bir açılımın, yüreğe su serpen umudun işaretleridir. Siz adeta, Kur'an okuyan kardeşini öldürmeye giden Ömer'deki heyecan ve parlayan gözleri yansıtıyorsunuz. Bu nedenle, gelecekteki huzurlu günleriniz, Allah'a açılan yolunuz nedeniyle sizi tebrik etmek istiyorum. Endişe edecek bir durumunuz yoktur. Ama sizin bu halinizin şeytanı endişelendirebileceğini, o da endişelendikçe beyninize çullanacağını elbette tahmin edersiniz. O da nihayetinde bir kişi kaybetmektedir. Meleklerin kazandığı her insan onun kaybettiği bir dost demektir. Şunu bilin yeter: Rabbimiz bizi büyük bir imtihan için göndermiştir. Gözümüzle gördüğümüz her şey, kulağımıza gelen her ses, elimizle tuttuğumuz ne varsa onlar, Rabbimizin bizi imtihan etmek için önümüze çıkardığı nesneler durumundadır. Bizim iyi veya kötü dememiz, yararlı veya zararlı görmemiz bu gerçeği değiştirmeyecektir. Ve ne kadar imtihan şuuru ve heyecanıyla canlı kalabilirsek kazanma ihtimalimiz de o kadar yüksek olacaktır. Bu kurala, haramlar/farzlar gibi mübahlar da dahildir. Biz imtihan olarak, sadece haramlara bulaşmamayı, alkol tüketmemeyi, faiz yememeyi anlarsak eksik anlamış oluruz. Bilakis, gençliğimizi nasıl geçirdiğimizi, Rabbimizin bize lütfettiği nimetleri, zekâmızı, güzelliğimizi, yeteneklerimizi, çevremizi nasıl kullanıp yönlendirdiğimizi de bir imtihan konusu olarak görmeliyiz. Zenginin malını harcamasını, zekât verip vermediğini, sadakayla ilgilenip ilgilenmediğini irdelediğimiz kadar genç bir kızın gençliğini, tertemiz zekâsını, becerilerini nerede ve ne için tükettiğini, imkânlarını insanlığa baki bir eser olarak kalacak şekilde kullanıp kullanmadığını da soracaktır Rabbimiz. Zor olan da budur zaten. Bunun için sizin, henüz pratik hayata atılmadan önce böyle bir idraki yakalayacak sürece girmiş olmanızdan ötürü tebrik etmek istedim. Fitneler ve kaygan zeminler çağında Allah Teâlâ'nın bir kulunu kendi yolunda kullanması, değeri takdir edilmeyecek büyük bir nimettir; şükür ve tebrik gerektirir. - Allah Teâlâ'ya karşı kulluk hissinizi canlı tutun. O'nun rızasının üstünde bir amaç edinmeyin. O'nun yolunda olmayı gaye edinin. Başınız açık, eteğiniz kısa bile olsa, O'nun kulu olmanın yegâne maksat olacağını, bunun da sizi kurtaracağını yani O'nun kapısında olduktan sonra başı açıkların, eteği kısaların bile kurtulanlardan olacağını bilin. Buna inanın, bununla dolun taşın. Şeytanın sizi ürkütmesine, O'nun kapısının büyüklüğünü bilmeyenlerin sözlerine aldırmayın. - Namazı en büyük gösterge olarak hiç ihmal etmeyin. Yarım vakit bile olsa kılın namazı. O sizi cennete doğru çekecektir. - Yalnız kalmayın. Mü'min bir cemaatin içinde olmaya çalışın. Kiminle ve nerede beraber olacağınız konusunda acele etmemeniz gerekir. Bilgi ve heyecanınız arttıkça bir noktadan sonra yerinizi bulacaksınız biiznillah. - Olaylardan ve sıkıntılardan yılmayın. Sabırsız bir adım dahi gidemezsiniz. Hemen değil vakti gelince olacak her şey. - Anne babanızın dini durumu ne olursa olsun, onları ezecek bir iş yapmayın. - Bilhassa evlenme yani bir erkeğin zimmetine girme konusunda duygusal olmamaya çalışın. - Mezuniyetiniz sonrası ve iş ortamı gibi konularda muhakkak istişareler yapın. Bir insanın aklı bütün insanlığa yetecek çapta olsa dahi kendine yetmeyebilir. - Aralıksız dualar yapın. Kendinize, anne babanıza, bütün insanlara dualar edin. Allah'tan bıkmadan usanmadan isteyin. Size dualar ediyor, iyi haberlerinizi bekliyorum. Allah yâranınız yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Evet, zikrettiğiniz şeyler doğrudur. Kur'an'ımız da bunları bize DERS olsun diye anlatmaktadır. Bize bu olayları öğrenirken düşen şudur: - İnsanı tanıyacağız. - Peygamberleri tanıyacağız, neyi başarmak istediklerini anlayacağız. - O ümmetleri o hâle getirmeyi başaran şeytanın bizim de düşmanımız olduğunu anlayıp gerekeni yapmaya çalışacağız. - Elbette umudumuzu canlı tutacağız ama onları unutmayacağız.
Aleykümselam.Böyle olması normaldir. Büyük bir imtihan içindeyiz. Yaşınıza göre başınıza gelecek olan böyle bir durumdur. Vaktinizden çok iş üretecek bir program oluşturmalısınız. Uyumaya bile vaktiniz kalmayacak şekilde iş üretin, çalışın, gezin ama boş kalmayın. Arkadaş çevrenizi de yenilen ve büyütün. Duayı unutmayın.
Aleykümselam. Bir kere, meselenin doktorluk tarafını muhakkak çözün. Tıbbın imkânlarını değerlendirin. İkinci olarak da, eşinizle, çocuklarınızla ve yakın çevrenizle alakalı ortamı yenileyin. Kendinizi meşguliyetleriniz, ilgi alanlarınız, dost çevreniz olarak yenilemeniz gerekir. Üçüncü olarak da duayı ihmal etmemelisiniz. Namazlardan sonra, özel vakitlerde dualar edin. Kur'an okuyun, zikir yapın. Muhakkak bir ilim meclisine katılmalısınız. Hayat budur, herkesin bir imtihanı olacak. Allah Teâlâ da kimin ne kadar imtihan kazandığını görecek. Allah Teâlâ sabır ve sebatınızı artırsın.
ateist konusundaki diğer fetvalar
Can kardeşim, Fitne zamanında yaşıyoruz. Dinimizi eritebilecek bir fitnenin nereden geleceğini kestirmek bile mümkün olmuyor. Evet, çevremizde ciddi bir ateist idrak fırtınası vardır, bu görünen bir gerçektir ne yazık ki. Yalnız şunun veya bir başkasının bugüne kadar aklını düzeltebildiği bir ateist duymadım. Ateist, elektrik çarpmış birisi gibidir; ona temas edeni de çarpabilir. Bu nedenle şunu hararetle tavsiye ediyorum: O tiplere verebileceğimiz en güzel cevabımız, orijinal mü'min kimliğimizi tavizsiz bir şekilde yaşayabilmektir. Yani ispat etmek değil sebat etmek gerekiyor. Sadece öğrenmek için sorduğu soruya tartışmadan ve onun bataklığına dalmadan cevap verip kenara çekilmeliyiz. Benim kanaatim ve size tavsiyem budur. Allah’a emanet olunuz.
Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Size özet olarak tavsiyem şudur: Siz öncelikli olarak kendinizi korumaya bakınız. Tedavi ederken mikrop kapma riskinizi hiç unutmayın. Bunun için dua edin. Mesleğiniz, zihinlerde delik açmaya müsait bir meslektir. Dolayısıyla kaş yaparken göz çıkarmamak hedefiniz olsun. Benim hususi kanaatim şudur: Tartışan birini ikna etmek neredeyse mümkün değildir. Özellikle gençler tartışarak fikirlerini daha fazla köklendirirler. Tartışmadan uzak durun. Sizin ciddi tavrınız, imanlı sözleriniz yeterlidir. Tartışarak kaybeden siz olabilirsiniz. Riskli fikirler taşıdığını gördüğünüz gençlerin etrafına başkalarını toplamasını engelleyecek dolaylı tavırlar kullanmanız zannedersem yapabileceğiniz en kestirme iş olur. Mesela görüşmelerinizde o gencin arkadaşlarının da rahatça duyuyor olması onun adına iyi bir reklam olabilir, bu ayrıntıya dikkat ediniz. Allah yardımcınız olsun.
Bu tür sosyal iletişim alanları “din tebliği açısından” güvenli ve etkili bir alan olarak görülmemektedir. Sahipsiz ve kuralsız bir meydan gibi durmaktadır. Orayı tebliğ alanı gibi görmemenizi tavsiye ederiz. Getireceği ile götüreceği arasında oran belli değildir. Kendinizi yetiştirin, çevrenize etki etmeye çalışın.
Dalaletten bir insan kurtarmak elbette bir hidayet cihadıdır. Şunu unutmayın: Hepimiz önce kendimizi kurtarmak zorundayız. Bu tür kurtarma çalışmalarına dalıp kendimizi unutmamız tehlikelidir. Tebliğinizi yapın ama tartışmalara girmeyin asla. Tartıştıkça siz eririsiniz. Öyle birinin kaybedeceği bir şeyi yoktur zaten.
Şeytanla ne oyun oynanır ne de yarış yapılır.
Ateist hiçbir dini olmayan demek ise öyle bir kadınla Müslüman olduğunu söyleyen bir erkek evlenemez.