Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben felsefe öğretmeniyim. Derslerde daha çok öğrencilerimi Rabbimizi bulma ve iman etme konusunda düşündürüp onlara eğitim vermeye çalışıyorum. Genç neslin dinimiz hakkında çok bir fikri olmadığını görüyorum ve sürekli araştırsam da bazen yetemiyorum. Öğrencilerimden bazıları ateist, onlarla çok sohbet edip bu yoldan döndürmeye çalışıyorum, ikna için elimden geleni yapıyorum ama körkütük bir şekilde bu yolda gidiyorlar. Allah’ı inkâr ediyorlar ve bu beni çok üzüyor. Ne yapmalıyım hocam? Onlar böyle cehenneme koşarken ben mutlu olamıyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Onlara cevaptan öne sizin kendinizi mikroptan koruma derdiniz olmalıdır. Siz önce kendinizi düşünün. Zira onlara Peygamber aleyhisselam bile cevap verse ikna olmaları garanti değildir. Bu dünya imtihan yeridir. Allah'ın her kulu bir tür imtihan olacaktır. Kimi kazanacak kimi de helak olacaktır. Biz, elimizden geldiği kadar yapıp yapmamakla sorumlu oluruz. Size tavsiyem önce kendinizi korumak olsun. Onlara bir şey vermeye çalışırken size de maazallah bir mikrop bulaşır ve hiç farkında olmazsınız. Bahsettiğiniz rezillik bulaşmaz da imanınıza zarar verecek bir delik açılır kalbinizde. Gayet dikkatli olun ve işinizi çabuk bitirip dönmeye bakın.
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
Mevcut üniversite/fakülte yapısında talebenin birinci görevi imanını ve iffetini koruyarak oradan mezun olmaktır. İmanı ve iffeti tertemiz oradan mezun olan bir nevi cihat etmiş olur, o bir mücahittir. Dersliklerinden kantinlerine kadar fakülteler ne yazık ki iffet ve iman avcıları ile dolmuş gibidir. Size özellikle tavsiyem, bir şeyler yapmayı ikinci plana atmanız ve size bir şeyler olmasını engellemenizdir. Rabbim yardımcınız olsun. Sizi ümmetime bağışlasın. İmanınızı ve iffetinizi koruyarak vasıflı gençler olmanızı size kolay kılsın. Bu noktadan sonra sizden yardım isteyene yardım edebilirsiniz. Bir kelime söyleyebilirsiniz. Bir kere namaza davet edebilirsiniz. Bir kereliğine de olsa bir haramı işlememesini sağlayabilirsiniz. Bir sure öğretebilirsiniz. Küçük bir grup oluşturup beraber iş yapmanız mümkün olursa onu da deneyin. Bir camide bir sabah namazından sonra toplanın. Samimi ama küçük kararlar alın. Bir hocadan periyodik dersler alın. Bir kitabı beraberce okuyup tahlil edin. Sabredin ve kazanın. Telif hakkı korunmuş kitapların/eserlerin korunmuşluğuna saygılı olmak gerekiyor. Sahiplerinin serbest bıraktığı veya hakkını takip etmediği eserleri kullanabilirsiniz. Allah sizi muhafaza buyursun.
Bir talebe olarak yapabileceğiniz bununla sınırlı olabilir. Şunu unutmayacaksın: Senin mümin bir genç olarak vazifen dünyayı düzeltmek değildir. Vazifen gafil olmamak ve yapabileceğini yapmaktır. Sonuçlar Allah’ın takdirindedir. Sen kimsenin kalbine hükmedemezsin. Ama bütün kalplere sesini duyurmak için çırpınırsın. Bütün asırlarda bütün müminlerin kaderi böyle olmuştur. Belki bir adım ilerisi olarak senin bu hassasiyetini paylaşan bir sivil toplum çalışmasına katılırsın, katılmışları desteklersin. Bu kadar, gerisini Allah’a bırak. Uygulaman güzel, öyle devam et ve moralini bozma sakın. Sen ibadet yapıyor gibi yap, sonucu Allah’a sal.
Size önce şunu tavsiye etmeliyim: Bu dünya bir imtihan yeridir. Rabbimiz, her birimiz için ayrı ayrı bedenler ve ruhlar yarattığı gibi farklı farklı imtihanlar da takdir buyurmuştur. Her birimiz, kendi imtihanımızla baş başayız. Bunu unutmayalım. Bir de şunu unutmayalım: İmtihanı ancak sabredenler kazanacaktır! Sabredip kazanacaksınız. Başınıza büyük bir felaket gelmiş, haklısınız ama ne yaparsanız sizin için daha iyi olur bunu çok iyi düşünün. Çocuklarınızın hatırına, çevrenin sizi horlamasına karşı sabretmeyi de tercih edebilirsiniz. Bunun dinen bir sakıncası olmaz. Dilinizi ve elinizi bir kötülüğe bulaştırmadan boşayabilirsiniz de. Bunun da dinen bir sakıncası olmaz. Aile büyüklerinizden birini kendinize hakem yaparak, ne yapacağınız konusunda fikir alırsanız daha iyi edersiniz. Allah yardımcınız olsun. Ne edin edin, dilinizi ve elinizi kötülüğe bulaştırmayın. Bir olan derdi ikiye çıkarmayın. Size dua ederiz.
Kızım, bunun temelinde nefis ve şeytan var. Nefis ve şeytan için de en temel gerekçe senin boşlukta bulunmandır. Boşta bulunanı şeytan daha kolay çeker kendine. Geri dönüş için de kendini ciddi bir yoğunluğun içine koyman gerekir. Tam anlamıyla KAPASİTENİN İKİ KATI yoğunlaşman gerekir. İbadetini yoğunlaştır. Kur'an okumanı yoğunlaştır. Ders çalışmanı yoğunlaştır. Anne babanla ilgini yoğunlaştır. Okumayı yoğunlaştır. Yazmayı dene; şiir yaz, makale yaz. Netice olarak mevcut yoğunluğunu en az ikiye katla. Tabii, duayı unutma!
ateist konusundaki diğer fetvalar
İşte bu bir imtihandır; mü'min olduğu söylenen toplumun ortasında kâfirlerden beklenecek söz ve tavırlarla karşılaşmak! Bu bir imtihandır, biz de o imtihanı kazanmak zorundayız. Mü'min kimliğimizle var olup o kimliğin hakkını verme heyecan ve aşkı ile yaşayacağız. Her türlü şeytan darbesine karşı uyanık olacağız. Bu darbe mü'min olmayanlardan, mü'min olduğunu zannedip yanıldıklarımızdan hatta gaflete düşmüş mü'minlerden gelebilir. Biz yıkılmamak için hazır bulunacağız. Günlük ve sıradan cedelleşmelerin dinimize bir faydası olmadığı gibi bizim dindarlığımızı eritmeye sebebiyeti vardır. Soru soranın sorusuna cevap veririz ama cevabımızı tartışarak kendimizi ve heyecanımızı eritmeyiz. Temel mantığımız bu olacak. Bizim beraberimizde ve çevremizde melekler ve şeytanlar bulunuyor. Tavırlarımız ve sözlerimizden meleklerin sevinmesine yönelik tercihimizi hiç kaybetmeyeceğiz. Ve bileceğiz ki, bu mantığımızın karşılığında Allah’tan ecir bulacağız biiznillah. Sizlere dualar ederim, sizden de dua beklerim.
Can kardeşim, Fitne zamanında yaşıyoruz. Dinimizi eritebilecek bir fitnenin nereden geleceğini kestirmek bile mümkün olmuyor. Evet, çevremizde ciddi bir ateist idrak fırtınası vardır, bu görünen bir gerçektir ne yazık ki. Yalnız şunun veya bir başkasının bugüne kadar aklını düzeltebildiği bir ateist duymadım. Ateist, elektrik çarpmış birisi gibidir; ona temas edeni de çarpabilir. Bu nedenle şunu hararetle tavsiye ediyorum: O tiplere verebileceğimiz en güzel cevabımız, orijinal mü'min kimliğimizi tavizsiz bir şekilde yaşayabilmektir. Yani ispat etmek değil sebat etmek gerekiyor. Sadece öğrenmek için sorduğu soruya tartışmadan ve onun bataklığına dalmadan cevap verip kenara çekilmeliyiz. Benim kanaatim ve size tavsiyem budur. Allah’a emanet olunuz.
Bu tür sosyal iletişim alanları “din tebliği açısından” güvenli ve etkili bir alan olarak görülmemektedir. Sahipsiz ve kuralsız bir meydan gibi durmaktadır. Orayı tebliğ alanı gibi görmemenizi tavsiye ederiz. Getireceği ile götüreceği arasında oran belli değildir. Kendinizi yetiştirin, çevrenize etki etmeye çalışın.
Dalaletten bir insan kurtarmak elbette bir hidayet cihadıdır. Şunu unutmayın: Hepimiz önce kendimizi kurtarmak zorundayız. Bu tür kurtarma çalışmalarına dalıp kendimizi unutmamız tehlikelidir. Tebliğinizi yapın ama tartışmalara girmeyin asla. Tartıştıkça siz eririsiniz. Öyle birinin kaybedeceği bir şeyi yoktur zaten.
Şeytanla ne oyun oynanır ne de yarış yapılır.
Ateist hiçbir dini olmayan demek ise öyle bir kadınla Müslüman olduğunu söyleyen bir erkek evlenemez.