Fetva Meclisi
Soru
Hocam iyi görünmek için ve kıyafetlerimin üzerime oturması için spor yapıyorum. Buna riya yani gizli şirk denilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Riya, ibadet olan işler içindir. Dolayısıyla riya olduğu için o sporu terk etmenizi tavsiye etmeyiz ama bizim kanaatimize göre makul ve mü'min için onur verici tarafı olmayan bir spordur. Terk etmenizi tavsiye ederiz.
Selamünaleyküm. 'Hayırlı uğurlu olsun' o anlamda söylenmiyor, şirk düzeyinde düşünülmesi gerekmez.
RABITA’ya Kur’an ve hadislerden direkt bir belge bulmak mümkün değildir. Onu uygulayanlar, dolaylı denebilecek yollarla belgelemektedirler. Ancak, Müslümanların kendi aralarındaki meselelerde ŞİRK, Müşrik kelimelerini bu kadar rahat kullanmaları doğru değildir. Nihayetinde iyi yapıldığı zannedilen ve başkalarınca hata olarak görülen bir şey vardır ortada. Herkes doğru bildiğini yapmalı, başkalarının hatalarını muhasebe etmeyi Allah’a havale etmelidir. Zannediyorum doğru olan budur. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Sevaplarda olduğu gibi günahlarda da bir büyük/küçük söz konusudur elbette. Ebu Cehil'in şirki ile bir Müslüman'ın hata ile düştüğü şirki elbette aynı değildir. Kitaplarda zikredilen ve üzerinde asıl durulması gereken ayrım ise şirkin açık/gizli şeklindeki tasnifidir. Açık açık izlenebilen şirk ile imanı içten içe kemiren şirk arasındaki ayrıma dikkat etmeliyiz. Bu örnekteki gizli şirk ise riyadır.
Müstehcen ve pis bir yer olmadıkça her pozisyonda zikir yapılabilir. Çıplak iken ve tuvalet gibi yerlerde yapılmamalıdır. Yatıyor olmak ya da spor anında zikir yapmaya engel bir durum yoktur.
Şirk kelimesi Müslümanın ağzına yakışmıyor. Yaptığımız hataları şirk kelimesiyle eş değer görmeyin. Yaptığınız gibi tutamayacağınız vaatlere de Allah'ın ismini karıştırmayın. Yaptığınız günah değil ama doğru da değil.
egzersiz konusundaki diğer fetvalar
Kâfirlerin ürettiği her şeyin haram olması gerekmiyor. Faydalıdır veya değildir ayrı bir mesele ama kas germe egzersizi neticede insan bedeni için geliştirilmiş bir uygulamadır. Yoga ise daha çok ibadet mantığı ile yapıldığından sakıncalıdır deriz. İkisi arasında benzerlik bulunuyor diye ikisinin de sakıncalı olması gerekmez.
Dinimiz, insan bedenine yararı olan sporu teşvik etmiştir. Hatta güçlü beden sahibi olma bakımından sporu fazilet bile saymıştır. Müslümanlık tarihinde de bu anlamdaki sporun yeri vardır. Sporun bir mesleğe ve ona bağlı olarak da büyük bir ticari sektöre dönüştüğü zamanımızdaki spor için direkt “yapılabilir” demek mümkün değildir. Bugün spor, iktidarlar kurup sallayabilecek çapta bir gücün adıdır. Bu güç de kimin elindedir belli değildir. Kumar ve hayvanlara eziyet söz konusu olan sporları ise spor olarak görmeyiz. Kâfirlere benzeşmeyi getiren her ne ise o zaten makbul olmaz. İkinci bir insana eziyet üzerine kurulu spor da spor değildir. Spor gaye değil vesile olmalıdır. Spor, ömürlerin tüketildiği bir iş değil bedenlere sıhhat kazandıran bir iş olmalıdır. Özellikle kadınlar açısından baktığımızda ise spor için şu çizgiyi çizebiliriz: Kadın, kadınlığına uygun bir spor yapmalıdır. Kadının yapacağı spor; yürüme, yüzme ve jimnastik gibi kadın ve erkek için faydalı sporlar olmalıdır. Boks gibi vahşete dayalı spor, kadın için de erkek için de caiz olmaz. Profesyonel ve yoğun bir sporun kadın sağlığı açısından uzun vadede bile olsa sakınca getirebileceği için o mantıkla yapılan sporu akıllıca bulmayız. Bu noktada her kadın spor yapmadan önce doktoruna danışmalıdır deriz. Kadın, spor yüzünden mahremiyet ve tesettür sorunu yaşamamalıdır. Bu da erkek olmayan bir ortamda ve kadın kadına da olsa tesettürün gerekenine dikkat ederek spor yapması demektir. Aynı şekilde kamerasız ortamlarda olmalıdır spor. Spor yapılan merkezin sağlık görevlisi bile kadın olmalıdır. Kadının eşlik ve anneliğini yıpratabilecek bir spor da kabul edilebilir olmaz. Bu ölçülerle yapabiliyorsan spor yapabilirsin.