Fetva Meclisi
Soru
Ben 32 yaşında beden eğitimi öğretmeniyim. Uzun yıllar spor yaptım, hala da yapmaktayım. Profesyonel anlamda vücut geliştirme sporuyla uğraşıyorum ve bu branşta yarışmaya da katıldım. Ancak bir sohbette hoca, ‘vücut geliştirme sporunun gösteri amaçlı yapılırsa riya olacağını, riyanın da gizli şirk olduğunu’ söyledi. Çok şükür yarışmayı bıraktım ama vücut geliştirmeye devam ediyorum. Yalnız hocam, vücudum insanların dikkatini, ilgisini çok çekiyor, bu da beni rahatsız ediyor, -Allah korusun- bu yüzden riyakâr olmaktan çok korkuyorum. Ayrıca bu branş çok yemeyi gerektiriyor, yeri geliyor günde yedi öğün yediğim oluyor. Günümün önemli bir kısmı yemek yapmakla geçiyor. Dolayısıyla maddi açıdan da külfetli oluyor. Günaha mı girmiş oluyorum her gün? Ne yapmalıyım hocam, bu sporu bırakmalı mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
a- Riyayı kastetmediğin ve tabii olduğun sürece bunu endişe etmen gerekmez. Özellikle teşhir ve farklılık isteği söz konusu olduğunda korktuğun başına gelebilir. Riyayı tamamen söküp atabilmek zordur, bir nevi mücadele alanımız olarak hep önümüzde olacaktır o sıkıntı ve biz kazanmak için gayret edeceğiz. Öz olarak böyle bil. b- Aklına geleni dilinle söylemedikçe ve elinle yazmadıkça endişe edecek durum yoktur biiznillah. c- İmanını güçlü tut. Hiçbir şekilde iman konularında tartışma ve esnek olma. Haramlardan uzak dur. Farzları ihmal etme. İffet ve ahlakını canın bil. Çevreni salihlerden oluştur. Ebeveynine karşı açık bir kusur işleme. Takatinin yettiğini ve kabiliyetine uygun olanı yap ve ihmal etme. Tembelliği kanser gibi bil, uzağında kal. Gerisini de merak etme. Allah yardımcın olsun.
Bu belirttiğiniz örnekler riyadır. Bu örnekteki riyayı abartarak insanın imanı açısından risk olacak noktaya kadar gitmesi de mümkündür. Yalnız şunu bilmelisiniz: Biz tamamı imtihan olan bir hayat yaşıyoruz. Riya sakınmamız gereken bir sıkıntıdır. Ondan sakınacağız diye ibadeti ve mücadeleyi terk etmek de doğru olmaz. Ortasını bulabilirsiniz. Riyasız iş yapmayı hedefleyin. Ara sıra riya sızıntısında ise istiğfar edin. Bu süreç de sizin için bir eğitim olsun. Sonunda Rabbinizin rızasını kazanın.
Güzel bir iş yaptıktan sonra insanların takdirinden memnun olmak, doğaldır. Her insan teşekkür, takdir duymaktan hoşlanır. Yapılan işi insanlar beğensin, takdir etsin diye yapmak sıkıntılıdır. Riya dediğimiz kavram da budur. Yaptığınız işi insanların beğenisi için yapmadıkça sıkıntı yoktur. Takdir ve övgü, kalbi kaydırıp insanların beğenisini merkez edinmek, ihlası azaltmak bakımından herkes için bir tehlike oluşturur. Ama takdirle beraber Allah için yapma gayreti artıyorsa bu güzel bir durum olarak kabul edilmiştir. Kendimizi test edebileceğimiz bir ölçü olarak şunu söyleyebiliriz: Allah'ın rızası için yapma niyetimiz, maddi manevi bir beklentisiz oluşumuz insanların takdiri ile değişmiyor, takdir edilsek de edilmesek de aynı heyecanla devam edebiliyorsak bir sıkıntı yok demektir. Riya, her insanın mücadele etmesi gereken bir duygudur. Bu duygu ile mücadele edeyim derken bir vesveseye dönüşmesi ise şeytanın tuzaklarından biridir. Hedefimiz ihlas için mücadele olmalı, niyetlerimizi muhasebe etmeyi es geçmemeli ama bunu da bir takıntıya dönüştürmeden, salih ameli terk edecek boyuta düşmeden yapmalıyız. İnsanız her işimizde niyetimize riyanın hiç bulaşmaması her zaman mümkün olmayabilir. Bunun için istiğfar eder, dua eder, gayret ederiz. Buna takılıp kalmadan salih amellerimizi arttırmak üzerimize düşendir. Siz gayret edin, Allah'tan yardım istemeyi bırakmayın. Yaptığınız salih amellere devam edin. Allah kendi yolunda çabalayan kullarını zayi etmeyecektir. Rabbim hepimizin niyetlerini ihlastan ayırmasın. Kalbimizi kaydırmasın. Allah'a emanet olun.
Yaptığınız iş tıp kurallarına göre gerekli bir iş ise ve helal bir şekilde yapıyorsanız sakıncası yoktur. Allah’ın nimetlerini israf etmeden helal bir şekilde kullanmamızda, elimizdeki nimetin gerektiğinde zekâtını veriyorsak sakınca yoktur.
Dinimiz, insan bedenine yararı olan sporu teşvik etmiştir. Hatta güçlü beden sahibi olma bakımından sporu fazilet bile saymıştır. Müslümanlık tarihinde de bu anlamdaki sporun yeri vardır. Sporun bir mesleğe ve ona bağlı olarak da büyük bir ticari sektöre dönüştüğü zamanımızdaki spor için direkt “yapılabilir” demek mümkün değildir. Bugün spor, iktidarlar kurup sallayabilecek çapta bir gücün adıdır. Bu güç de kimin elindedir belli değildir. Kumar ve hayvanlara eziyet söz konusu olan sporları ise spor olarak görmeyiz. Kâfirlere benzeşmeyi getiren her ne ise o zaten makbul olmaz. İkinci bir insana eziyet üzerine kurulu spor da spor değildir. Spor gaye değil vesile olmalıdır. Spor, ömürlerin tüketildiği bir iş değil bedenlere sıhhat kazandıran bir iş olmalıdır. Özellikle kadınlar açısından baktığımızda ise spor için şu çizgiyi çizebiliriz: Kadın, kadınlığına uygun bir spor yapmalıdır. Kadının yapacağı spor; yürüme, yüzme ve jimnastik gibi kadın ve erkek için faydalı sporlar olmalıdır. Boks gibi vahşete dayalı spor, kadın için de erkek için de caiz olmaz. Profesyonel ve yoğun bir sporun kadın sağlığı açısından uzun vadede bile olsa sakınca getirebileceği için o mantıkla yapılan sporu akıllıca bulmayız. Bu noktada her kadın spor yapmadan önce doktoruna danışmalıdır deriz. Kadın, spor yüzünden mahremiyet ve tesettür sorunu yaşamamalıdır. Bu da erkek olmayan bir ortamda ve kadın kadına da olsa tesettürün gerekenine dikkat ederek spor yapması demektir. Aynı şekilde kamerasız ortamlarda olmalıdır spor. Spor yapılan merkezin sağlık görevlisi bile kadın olmalıdır. Kadının eşlik ve anneliğini yıpratabilecek bir spor da kabul edilebilir olmaz. Bu ölçülerle yapabiliyorsan spor yapabilirsin.
Hayır, buna israf denebilir, mübalağa denebilir ama riya ve şirk uzak kelimelerdir.