Fetva Meclisi
Soru
Hocam komşum kaçak elektrik kullanıyor, yapma desem de yapıyor, devlete zarar veriyor. Onu şikâyet etsem komşuluk hakkı ve hukukuna aykırı davranmış olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Kul hakkı ağır bir sorumluluktur. Özellikle de kamu düzeyindeki haklar daha da ağırdır. Yanlışa şahit olup sessiz kalmak da bir vebaldir. Bölgenin hassasiyetlerine de dikkat ederek, daha büyük bir zarara neden olmadan ihbar etmenizde sakınca olmaz.
Siz yanlış bildiğinizi ikaz edin. Edebinizi koruyarak tavrınızı gösterin. Bundan öteye sahibi olmadığınız evdekinden mesul olmazsınız.
Vatandaşlık görevlerinden birini yapan duygusal olmamalıdır.
İnternet sözleşmesi yaparken attığınız imzaya sadık kalmak zorundasınız. Orada ikinci kişilere kullandırmama maddesi varsa kullandıramazsınız.
Babanın yaptığı kesinlikle hatadır, kul hakkıdır. Sen o evde evin bir çocuğu olarak yaşıyorsan senin vebalin olmaz. Uyarabileceğin kadar uyarmışsın. Babanla ortak iki aile gibi yaşıyorsanız kendine başka bir ev bulman daha iyi olur. İkaz etmeye ama nezaketini bozmamaya devam et.
Selamünaleyküm. Kullandığı elektrik bedeli kadar bir parayı bir vakfa verebilir.
fitne konusundaki diğer fetvalar
a. Bu hadis Buharî’de (5096) ve Müslim’de (2740) başta olmak üzere sahih hadis kitaplarında geçmektedir. Buna göre de hadisin varlığından bir şüphemiz yoktur. b. Hadisi tam olarak şöyle tercüme edebiliriz: “Benden sonra erkekler için kadınlar gibi bir fitne bırakmadım.” Buradaki “bırakmadım”, “yoktur” anlamındadır. c. Fitne ifadesi sıradan bela/kötülük/musibet şeklinde anlaşılamaz. Fitne, sınav anlamınadır. Kadının erkeğe fitne olması, onu Allah’ın yarattığı maksat üzere bulamaması demektir. Kadının Allah’ın yarattığı maksadın dışına taşmış olarak yaşaması, erkeğin onu kulluk kurallarını belirleyen şeriat kaideleri haricinde bir konumla şeytanın hilelerine alet olmuş olarak görmesi, erkek için kontrolsüz bir güce karşı korumasız kalması demektir. Bu da erkek için fitnedir yani ağır bir sınavdır. Erkek için sınav olan bir şey onun yarısı olan kadın için de sınavdır. Bu hadisteki fitne olma durumu, kadının erkek penceresinden bakılıp görülen bela olma yerine birbirlerinin imtihanı olarak aynı süreci yaşamaları şeklinde sonuç verir. Fitne kelimesinin Kur'an’ımızdaki kullanımıyla hayır ve şerri aynı anda üretebilecek ve getirebilecek işler için zikredildiğini bilmeliyiz. Bir hayır ise onu kaybetmek şer, şer ise ondan kurtulmak hayır olacak çizgide duran bir kavram olarak fitne, hayatın akışı içinde insanın sınavına işaret eden bir sözcüktür. d. Hadisteki bu anlam, Kur'an’ımızın âyetlerinde de vardır. Âl-i İmrân ve Teğâbun surelerinin 14. âyetlerinde bu anlam başka bir ifadeyle vardır. Aynı şekilde farklı hadislerde de bu anlamı güçlendiren ifadeler vardır: “Dünya tatlıdır, yeşildir. Ve Allah dünyayı size verecek, ne yapacağınızı görecektir. Dünyaya dikkat edin. Kadınlara dikkat edin. İsrailoğullarının ilk fitnesi kadınlar konusundaydı.” (Müslim) “Dünya bir nimettir. Dünyanın en iyi nimeti de saliha kadındır.” (Müslim) e. Bu mübarek hadisin nasıl bir nebevî mucize olduğunu bugünkü nesiller bütün nesillerden daha iyi anlamışlardır. Kadın üzerinden kurulan sömürü piyasası bütün dünyada kazandıran bir ticarete dönüşmüştür. Dolayısıyla Peygamber aleyhisselam Efendimiz bu sözüyle kadını, erkeği ve bütün ümmetini uyarmıştır.
Değerli kardeşim: Biz bir ümmetiz; iyilerimiz ve kötülerimiz, çalışkanlarımız ve tembellerimiz, sadıklarımız ve hainlerimiz hep bir arada ümmetiz. Hayal üzerinden değil, gerçekler üzerinden yaşamak zorundayız. Sizin şikâyet ettiğiniz durumu bir camide de bulabilirsiniz. Camiyi mi terk edeceksiniz? Madem biz bir ümmetiz, bir arada olmaya mecburuz. O zaman bir arada olmanın gerektirdiği zorunluluklara da katlanacağız. Her terslik gören bırakıp giderse ne olur ümmetimizin hâli? Şöyle yapmanızı tavsiye ederim: Ortada açık bir haram varsa hiç tereddüt etmeyin; hemen ikaz edin. Düzelirse ne ala, düzelmez ve haram devam ederse terk edin. Bir gün bile beklemeyin. Ortadaki haram değil de hata denebilecek şeyler ise siz yine ikaz edin, doğru bildiğinizi söyleyin. Düzelirse ne güzel, düzelmezse iki seçenekten birini uygulayacaksınız: Söz konusu yanlış, ciddi bir zarar ve vebal oluşturacak noktaya kayıyorsa siz oradan uzaklaştırılma veya pasifiz edilme pahasına da olsa yanlışı yapmayın, yapılmasına izin vermeyin. Bu düzeyde değilse vebali onlara ait olacak şekilde işinize devam edin. Gerektiğinde şerh koymayı bilin. Fitneci ve her şeye itiraz eder duruma düşmeden gördüğünüz yanlışı düzeltebileceğini zannettiklerinle konuş, toplantılarda konuş. Faydası olmasa bile sen vebale iştirak etmemiş olursun. Yalnız ikaz etmek dedikodu üretmek veya iştirakçisi olmak değildir. Hatalı gördüğün alanın dışındaki işlerde bir aksatma veya gevşeklik yapmamalısın. Neticede siz kişilerle değil hata ile uğraşıyorsunuz. Yayacağınız sözlerin ve ortaya koyacağınız tavırların bir vakıftaki hatayı düzeltme amacı ile başladıktan sonra ümmetinize, yarınlardaki Müslümanlığa ne kaybettirebilir olduğunu da düşünmeniz gerekir. Düzeltmeye çalışırken yaralamaya sebep olmamalısınız. Şunu unutmayınız: Namaz, dinimizin direği, Müslümanlığımızın göstergesidir. Camide cemaatle kılınan namaz ise bunun yirmi beş katı daha değerlisidir. Bir camide mesela bir Cuma namazı bir Müslüman için dini ve hayatı demektir. O namazı kıldıran ise bu oranda büyük bir konumda durmaktadır. Bütün bu büyük gerçeğe rağmen dinimiz, “kötü adam” nitelikli birinin arkasında kılınıyor olsa bile camiyi/cemaati/namazı/bir arada olmayı terk etmememizi emretmektedir. Her şeye rağmen, her duruma rağmen… Çünkü biz ümmetiz, meleklerden oluşmuyoruz, insanlardan oluşuyoruz. Böyle başladık böyle devam edeceğiz. Bizden öncekiler böyle kazandılar biz de böyle kazanacağız biiznillah.
İfade edeceğim başlıklara dikkat etmenizi rica ediyorum. Haricî zihniyetine sahip kimseler genellikle katı, kesin ve uzlaşmaz bir düşünce yapısına sahiptir. Onlarla doğrudan tartışmaya girmek çoğu zaman sonuç vermez. Bilakis, onları daha da keskinleştirebilir. Bu yüzden, faydasız münakaşalardan kaçınmak gerekir. Cemaatimize bu tür zihniyetlerden etkilenmemeleri için doğru İslam anlayışını sağlam bir şekilde öğretmek en etkili yoldur. Bunun için de ilmihal bilgilerini ve akideyi sağlamlaştırmak; Müslümanlar arasındaki birliği ve merhameti vurgulamak; Sahabe, Tâbiûn ve Müçtehid imamların anlayışlarını anlatmak önemlidir. Haricî zihniyet genellikle ihtilaf çıkarmak ve insanları bölmek üzerine kurulur. Cemaati ve halkı bu tür insanlarla fazla muhatap olmamaları konusunda bilinçlendirmek gerekir. Özellikle dinde hassas ama ilmî altyapısı zayıf gençler, Haricî söylemlerden etkilenebilir. Onlara daha fazla rehberlik ve sohbet ortamı sunmak önemlidir. Haricî anlayış, şiddete ve toplum içinde fitneye yönelmişse, bu durumda sadece ilmî mücadele yetmez, resmî mercilerle irtibata geçmek gerekebilir. Çünkü bu tür zihniyetler bazen silahlı hareketlere dönüşebiliyor. Peygamberimiz aleyhisselamın dinde aşırılığa düşenlerle olan tavrında olduğu gibi kararlı ama sert olmayan bir üslupkullanmak gerekir. Mücadele, birebir tartışma ile değil, ümmeti sahih ilimle bilinçlendirerek yapılmalıdır. Allah yardımcınız olsun, vazifenizde muvaffak eylesin.