Fetva Meclisi
Soru
Hocam, çok büyük bir felaketle karsı karşıyayız. İnsanlar seferber oldu yardıma gidiyorlar. Ben bir kadınım, psikoloğum, doğal afet bölgelerinde psikolog olarak gitmek üzere başvurular açılıyor ama kadın olarak gitmem doğru olmaz diye başvuru yapmıyorum. Bunu Allah için böyle yaparken bir yanım derin üzüntü duyuyor çünkü bir şeyler yapmak istiyorum. Dua ediyorum evet ama fiili olarak hareket halinde olmak, içimde dolaşan kaygımı, enerjimi hayra dönüştürebilmek istiyorum ama durduruyorum kendimi. Böyle bir durumda ne yapmak gerekir? Afet bölgesine bu durumda bir kadının destek amaçlı gitmesi uygun olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Biz bir ümmetiz. Peygamber aleyhisselam efendimizin bizi, bir bedene benzetiyor; bir yerimizin ağrısını bütün bedenimiz hisseder/hissetmelidir. Bu günlerde başımıza gelen bu büyük musibet erkeği ile kadını ile hepimiz için çok önemli görevler getirmektedir. Yalnız bu görevlerimizi, duygusal tatmin veya fotoğraflama gibi basit şeyler üzerinden icra edemeyiz. Bir şeyler yapmalıyız ve yaptığımız da işe yaramalıdır. Afet bölgesinde kadınların da yapabileceği pek çok hizmet muhakkak vardır. Bu görevleri yerine getirmeyi belli kurallarla yapmalıyız ki ilave bir kargaşa oluşmasın: a- Şu anda devlet organizesi dışında o ortam bir yardım yapmaya uygun durmuyor. Devletin “şunu şu vatandaşlar/kurumlar yapsın” tarzındaki yönlendirmelerine uyulmalıdır. Bireylerin kendi çaplarındaki planlamaları onları tatmin edebilir ama bir işe yaramamış veya ihtiyacı daha karışık duruma getirmiş olabilir. b- Özellikle hanımlar için, zaten perişan olan ortam zorun da zorunu göstermektedir. Devletin “şu iş için şu kadınları şurada görevlendirdim” tarzındaki talimatın içinde kalan kadınlar görevlerine koşmalıdırlar. Gerisi de görev beklemelidir. c- Yapılacak işler arasında orada evsiz kalmış insanların evlerimizde misafir edilmeleri önemli bir hizmet ve destek olur zannederiz. Bu yönde bir destek için ilgili mercilere müracaat edilebilir. d- Bu büyük musibetin bizi en azından maneviyat olarak çökertmemesi için ciddi ve sürekli dualar etmeyi ihmal etmemeliyiz.
Bu büyük afet normal bir kaza gibi düşünülemez. Bir iş becerebilen, elinden bir şey gelen herkesin seferber olması gereken olağanüstü büyük bir felakettir. Buna bağlı olarak da normal şartlarda caiz olmayan pek çok şey bu durumda caiz olarak düşünülür. Güvenli bir ortam bulabiliyorsanız ve kendinize itimadınız varsa gitmelisiniz. Allah Teâlâ’nın size ecir yazacağı güzel bir ibadet yapmış olursunuz.
Hem elinden geleni yapacaksın. Hem de elini, gözünü ve gönlünü hiçbir harama bulaştırmayacaksın. Zor günlerin insanı olmak bunu gerektirir.
Bu durum olağanüstü büyük bir afet durumudur. Bir nevi cihat durumu gibi kabul edebiliriz. Sabah namazı için kalkıp abdest alarak niyet edip namaza durduğunuz heyecan ve samimiyetle yola çıkın. Allah’tan büyük ecirler kazanacağınızı bilerek ve yüksek bir umutla gidin. Rabbim işinizi kolay kılsın.
Kendinizi bu konuda sorumlu hissediyorsanız gidiniz. Eşinize yaptığınız işin önemini anlatarak kendisinin de ecrinize ortak olduğunu ve fedakâr olması gerektiğini anlatınız. Kendisine kocasını cihada gönderen hanım sahabi gibi davranmasını rica edin. Korkmasın, vaktinden/ecelinden önce hiç kimse ölmez.
Birincil gayeniz kendinizi korumak ve o ortamlarda erimemek olsun. Siz sağlam kalırsanız o kalışınız biiznillah ümmetinize hayır getirir. Bunun ötesinde de şeriatımızın temel haramlarını gözeterek yaşamayı ilke edinin. Erkeklerin bulunduğu bir ortamda da zorunlu bir durumda ders verebilirsiniz mesela. Bu dersinize çıkarken sizi izleyecek erkeklerin gözüne cazip gelmeyecek bir kıyafetle çıkarsınız ve adeta sokakta yürür gibi olan kıyafetinizle bunu yaparsınız ve sorun olmaz. Bu da şüphesiz birincil göreviniz olması gereken kendinizi koruma ciddiyetinizle sağlanabilir. Devam edin ve çalışın. Onların fikirlerinden korkmayın, muhtemel kendi gevşekliğinizden korkun. Allah yardımcınız olsun.
afet konusundaki diğer fetvalar
İnsanlık olarak büyük bir musibetle karşılaştık. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Büyük bir afetin içinde bulunuyoruz. Erkeğimizle kadınımızla hepimizin elinden geleni yapması şarttır. Belki ev hanımlarının deprem bölgelerine gitmesinin anlamı yoktur deriz ama sizin gibi devletin yapılmasını talep ettiği cenaze teçhizi gibi önemli bir görevi yerine getirmek için gitmeniz, hususi bir engeliniz yoksa gereklidir. Allah rızası için mümin kardeşlerinize son görevlerinde yardımcı olmak üzere niyet edin ve güvenli bir ekiple yola çıkın. Biiznillah niyetiniz sayesinde ribat benzeri bir görev ifa etmiş olursunuz. Büyük sevaplar kazanacağınızı umarız. Bu durum normal bir durum değildir. Normal olmayan durumlar için de normal zamanların fetvaları ile hareket etmeyebiliriz. Allah Teâlâ kabul buyursun, işinizi kolay kılsın. Âmin.
Cenazenin gusledilmesi yani yıkanması ile alakalı hükümler dirilerle aynıdır. Eğer cenazeyi yıkayacak imkân ve su varsa yıkamak farz olur. Su yok veya kullanılması neredeyse mümkün değilse sağlıklı bir insan bu durumda ne yapıyorsa ölü için de o yapılır. Şiddetli soğuk, mekân yokluğu gibi nedenler tam olarak özür kabul edilir. Cenazeye temasta sorun bulunuyorsa veya bir araya getirilemeyecek şekilde parçalanmış ise cenazeye teyemmüm ettirilir. Diriye nasıl teyemmüm ettiriliyorsa ölüye de o şekilde teyemmüm ettirilir. Bu durumda normal guslettirilmiş gibidir. Bu da mümkün olmayan bir ortam söz konusu olursa devlet yetkililerinin onayıyla o şekilde cenazesi kılınıp defnedilebilir. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.
Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ yardımcımız olsun, acılarımızı hafif kılsın, sabrımızı güçlü kılsın. Bizzat depremin içinde kalmış mü'min kardeşlerimize o anda orada gerekli olan ne ise onu temin ederek zekât bütçemizden yardım yapabiliriz. Bu gerekiyorsa para da olur herhangi bir ayni eşya da olabilir.
Önümüzdeki yılın muhtemel zekâtını şimdiden verebilirsiniz. O zamanki bütçeniz verdiğiniz zekât oranından az düşerse farkı verirsiniz. Allah kabul buyursun.
Allah Teâlâ size sabır versin. Sıkıntınız seyyiatınızın erimesine, derecelerin yükselmesine vesile olsun. Âmîn. Evlerinize veya kapalı bir yere girmeniz risk taşıyorsa, dışarıda yağmur, soğuk ve benzeri bir zorluktan ötürü ayakta durabileceğiniz güvenli bir yer yoksa sadece arabada güvende olabiliyorsanız namazlarınızı arabada kılabilirsiniz.