Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yakınlarımızın cenazeleri afet bölgesinde bulunuyor. Şiddetli bir soğuk ve cenazeler için yıkama yeri gibi zorluklar söz konusu. Afet esnasında su durumunda veya ılık su bulamama durumunda sıkıntı varsa yıkanmama gibi bir durum olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’tan afiyet dileriz, kendimiz ve mü'min kardeşlerimiz için güzel bir hayat, güzel bir ölüm dileriz. Durum şöyledir: Yaşayan bir insan namaz kılmak için mesela abdest alması gerekir. Su bulamazsa teyemmüm eder. Teyemmüm imkânı olmazsa onu da yapmaz, namazını öyle kılar. Aynı sıralamayı ölmüş bir mü'min kardeşimiz için de uygularız. Koca camilerde bile Cuma namazı kılınmaz oldu. Ortada olağanüstü bir durum vardır. Yıkayabiliyor, kefenleyebiliyorsak yaparız. Değilse en azından gıyabi cenaze kılarız kardeşlerimiz için. Allah’ın mağfireti ve rahmetini onun için de kendimiz için de dileriz. Yapacak başka bir şey yoktur ne yazık ki. Bu perspektiften bakınız meseleye.
Selamünaleyküm. Sağlığa zarar verecek şekilde soğuk su ile gusletmek gerekmez. Su ısıtıp gusledecek, mümkün olduğu kadar da hızlı olacak. Yetişemezse kaza eder.
Teyemmüm, bazı durumlarda abdest ve gusül yerine geçen istisnai bir uygulama olup ancak belli bir mazeretin bulunması hâlinde yapılabilir. Abdest ve gusül için su bulunmaz veya bulunur da kullanma imkânı olmazsa her ikisi yerine geçmek üzere teyemmüm yapılır. Teyemmümün su bulunmadığında yapılabileceği âyet-i kerîmelerde açıkça belirtilmiştir. (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) Teyemmümle ilgili hadisler de su bulunamadığında teyemmümün yapılabileceği yönündeki Kur’ân hükmünü teyit etmektedir. Nitekim bir kenara çekilip duran, cemaatle namaza iştirak etmeyen birini gören Resûlullah (s.a.s.), “Ey falan! Neden cemaate iştirak etmiyorsun?” diye sorduğunda adam, “Ey Allah’ın Resulü, cünüp oldum; su da yok” deyince Peygamber (s.a.s.), “Toprağı kullan, o sana yeterlidir.” buyurdular. (Buhârî, Teyemmüm, 9 [348]; Müslim, Mesâcid, 312 [682]) Teyemmüm şu hâllerde yapılır: a) Abdest veya gusle yetecek miktarda su bulunamaması, b) Su bulunduğu hâlde, suya ulaşma imkânının olmaması, c) Su bulunduğu hâlde, havanın çok soğuk oluşu, banyo yapacak yerin bulunmayışı gibi engellerle suyu kullanma imkânının bulunmaması, d) Sağlık açısından suyun kullanılmasının sakıncalı olması, e) Yıkandığı veya abdest azalarını yıkadığı takdirde hastalanması, hastalığının artması veya iyileşme süresinin uzaması, f) Vücudun veya abdest organlarının yarısından fazlasının yara, yanık vb. sebeplerle yıkanamaması. Uzuvlarının yarısından azında yara olan bir kimse ise sağlam olan organlarını yıkar, yaralı olanları mesh eder. Konu ile ilgili bir rivâyette ifade edildiğine göre, cünüp olan yaralı bir kişiye gusletmesi söylenmiş, o da yıkanmış ve bu sebeple ölmüştür. Haber Resûlullah’a (s.a.s.) ulaşınca, “Onu öldürmüşler! …Hâlbuki ona, teyemmüm yeterliydi.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 122 [336]) buyurmuştur.
Gusül abdestini almak farz iken su bulunuyor ancak uygun bir ortam -örneğin mahremiyet sağlayacak, üstünü açıp rahatça yıkanabileceğin bir yer- bulunamıyorsa, kişinin mahremiyetini koruyamayacağı bir durumda suyla gusletmesi gerekmez. Bu durumda teyemmümle yetinmesi caiz olur. Çünkü suyun varlığı değil su ile yıkanmanın fiilen mümkün olup olmaması dikkate alınır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Eğer hasta olur ya da yolculukta bulunur ya da tuvaletten gelir veya kadınlara dokunur da su bulamazsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin..." (Maide Sûresi, 6. âyet) buyrulmuştur. Bu ayette geçen "su bulamamak" sadece fiziksel yokluk değil, suya erişimin fiilen mümkün olmaması veya kullanmanın ciddi sıkıntıya yol açması hâllerini de kapsar. Banyo tadilatı gibi bir durum, başka güvenli ve mahrem bir yıkanma yeri yoksa geçici olarak teyemmümle ibadet etmene izin verir. Ama bu teyemmüm geçici bir çözümdür. Uygun ortam oluşur oluşmaz gusül alınmalıdır.
Selamünaleyküm. Cenazenin yıkanmasının vacip olma nedenlerinden biri budur. Ceneza yıkandığı için bir sorun kalmaz.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi daim kılsın. Bu durumda teyemmüm etmeniz gusül için yeterlidir. Bu acil durum geçene kadar o teyemmüm ile devam edersiniz. Namaz vakti abdest alacağınız zaman suyu kullanma imkânınız varsa abdest alırsınız. Abdest için de aynı sıkıntı oluşursa abdest yerine de teyemmüm edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
afet konusundaki diğer fetvalar
İnsanlık olarak büyük bir musibetle karşılaştık. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Büyük bir afetin içinde bulunuyoruz. Erkeğimizle kadınımızla hepimizin elinden geleni yapması şarttır. Belki ev hanımlarının deprem bölgelerine gitmesinin anlamı yoktur deriz ama sizin gibi devletin yapılmasını talep ettiği cenaze teçhizi gibi önemli bir görevi yerine getirmek için gitmeniz, hususi bir engeliniz yoksa gereklidir. Allah rızası için mümin kardeşlerinize son görevlerinde yardımcı olmak üzere niyet edin ve güvenli bir ekiple yola çıkın. Biiznillah niyetiniz sayesinde ribat benzeri bir görev ifa etmiş olursunuz. Büyük sevaplar kazanacağınızı umarız. Bu durum normal bir durum değildir. Normal olmayan durumlar için de normal zamanların fetvaları ile hareket etmeyebiliriz. Allah Teâlâ kabul buyursun, işinizi kolay kılsın. Âmin.
Söz konusu durum normal bir yolculuk veya iş gezisi değildir. Tam anlamıyla bir afet yaşanmaktadır. Bir nevi savaş ortamı gibi durum söz konusudur. Bu sebeple sizin gibi, insanlara faydalı olabileceği umut edilen uzmanların özellikle de devlet göreve çağırması durumunda gitmesinin ecir vesilesi olacağını umuyorum. Kadınlar açısından oluşabilecek risk veya muhtemel sıkıntılar da iyi hesap ederek gidilmelidir. Herkesin elinden geleni yapması gerektiği bir zaman dilimini hızlı bir şekilde yaşıyoruz. Allah yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ size sabır versin. Sıkıntınız seyyiatınızın erimesine, derecelerin yükselmesine vesile olsun. Âmîn. Evlerinize veya kapalı bir yere girmeniz risk taşıyorsa, dışarıda yağmur, soğuk ve benzeri bir zorluktan ötürü ayakta durabileceğiniz güvenli bir yer yoksa sadece arabada güvende olabiliyorsanız namazlarınızı arabada kılabilirsiniz.
Bugün yaşanan bu büyük felaket ne bir açlık ne de hastalıkla kıyas edilebilecek oranda değildir. Allah'tan başkasının bilmediği kadar insan ölümle pençeleşmektedir. Adeta afet içinde afet yaşanması söz konusudur. Vakıfların bütün imkânları şöyle dursun, devletin devasa kapasitesi dahi zorlanmaktadır. Bu sebeple kitaplarımızdaki fetvaları böyle olağanüstü durumlar için kullanırken sonuçlarını da takdir etmemiz gerekir. Zekât parası yemeğe dönüştürülemez. Bu kural bir öğrenci yurdu, bir Kur'an kursu için geçerlidir. Fakirlere gıda desteği verirken de geçerlidir. Bugünkü büyük afette (6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi) normalde kullanmayacağımız zayıf fetvalar bile olsa kullanarak ümmetimizin yakın zamanlarda misliyle karşılaşmadığı bu büyük felaketin yaralarını sarmaya çalışacağız. Kaldı ki sözünü ettiğiniz Diyanet, neticede din hususunda yetkili bir mercii temsil etmektedir. Elimizden geldiği kadarıyla dikkat ederek ehliyetli kurumlara öncelikli olarak sadaka, o yeterli olmuyorsa zekâtımızdan hatta gelecek yılın zekâtından vererek kardeşliğimizi ispat edebileceğimiz bir iş yapalım. İHH üzerinden de hayır katkınızı ulaştırabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun, ümmetimizin acılarına afiyetler indirsin. Âmîn.
Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ afetlerden bizi muhafaza buyursun. Âmîn. İtimat ettiğiniz bir kurum üzerinden, Bizzat deprem afeti içinde bulunan kardeşlerimize, Battaniye ve benzeri kullanılabilecek ayni eşyayı gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz eşyanın fiyatı kadar da zekât vermiş olursunuz biiznillah. Yalnız böyle afetlerde kalbi bitmişlerin ibadetlerimizi ve merhametimizi sömürmesine fırsat vermemek için tam itimat ettiğiniz kurumlarla gönderin.