Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Hangi durumlarda abdest yerine teyemmüm yapılır?
Cevap
Benzer fetvalar
Gusül abdestini almak farz iken su bulunuyor ancak uygun bir ortam -örneğin mahremiyet sağlayacak, üstünü açıp rahatça yıkanabileceğin bir yer- bulunamıyorsa, kişinin mahremiyetini koruyamayacağı bir durumda suyla gusletmesi gerekmez. Bu durumda teyemmümle yetinmesi caiz olur. Çünkü suyun varlığı değil su ile yıkanmanın fiilen mümkün olup olmaması dikkate alınır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: "Eğer hasta olur ya da yolculukta bulunur ya da tuvaletten gelir veya kadınlara dokunur da su bulamazsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin..." (Maide Sûresi, 6. âyet) buyrulmuştur. Bu ayette geçen "su bulamamak" sadece fiziksel yokluk değil, suya erişimin fiilen mümkün olmaması veya kullanmanın ciddi sıkıntıya yol açması hâllerini de kapsar. Banyo tadilatı gibi bir durum, başka güvenli ve mahrem bir yıkanma yeri yoksa geçici olarak teyemmümle ibadet etmene izin verir. Ama bu teyemmüm geçici bir çözümdür. Uygun ortam oluşur oluşmaz gusül alınmalıdır.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi daim kılsın. Bu durumda teyemmüm etmeniz gusül için yeterlidir. Bu acil durum geçene kadar o teyemmüm ile devam edersiniz. Namaz vakti abdest alacağınız zaman suyu kullanma imkânınız varsa abdest alırsınız. Abdest için de aynı sıkıntı oluşursa abdest yerine de teyemmüm edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Teyemmüm, su bulunmadığında ya da var olan suyu kullanma imkânı olmadığında abdestsizlik veya cünüplük gibi hükmî kirliliği gidermek amacıyla temiz toprak ya da toprak cinsinden bir şeye sürülen ellerle yüz ve iki kolun mesh edilmesi şeklinde yapılan hükmî temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer hasta iseniz, yolculukta bulunuyorsanız, tuvaletten gelmiş iseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız da su bulamamışsanız temiz bir toprağa yönelip, onunla yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin (teyemmüm edin),” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Teyemmüm edecek kimse, ne için teyemmüm edeceğine (abdeste veya gusle) niyet eder. Parmakları açık olarak ellerini temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye vurur, ileri ve geri hareket ettirerek kaldırır, hafifçe birbirine vurarak ellerini silkeler. Ellerinin içiyle yüzünün tamamını bir kere mesh eder. Sonra ikinci defa ellerini aynı şekilde toprağa vurur ve sol elin içiyle, dirseğiyle birlikte sağ kolunu mesh eder; daha sonra da sağ elinin içiyle sol kolunu aynı şekilde mesh eder. Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar. Ayrıca, abdest veya gusle yetecek suyun bulunması, hastalığın iyileşmesi, suyu kullanabilme imkânının elde edilmesi gibi teyemmüm etmeyi mubah kılan mazeretlerin ortadan kalkması da teyemmümü bozar. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/22)
Yıkanmak için su bulamayan veya soğukta gusül abdesti aldığı takdirde hastalanacağı kanaatinde olan ya da gusül abdesti alabileceği uygun bir yer bulamayan cünüp kimse, teyemmüm ederek namazını kılar. Çünkü bu noktada zaruret oluşmuştur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/27; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/20)
Gusül; cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik hâllerinin giderilmesi için ağız ve burun dâhil bütün bedeni yıkamak suretiyle yapılan hususi temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin (yıkanın).” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetinde de ihtilam olma veya cinsel ilişki sonucu cünüplük hâlinde veya hayız ve nifas sonrasında gusletmek emredilmiştir. (Buhârî, Gusül, 22, 28 [282, 291]; Müslim, Hayız, 87-88 [348-349]; Ebû Dâvûd, Tahâret, 118, 127 [314, 359]) Gusül abdesti ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak, burna su çekmek ve bütün vücudu hiç kuru yer bırakmayacak şekilde yıkamak suretiyle alınır. Burada sayılan işlemler Hanefîlere göre guslün farzlarıdır. Birinin eksik bırakılması hâlinde gusül geçersiz olur. Guslün bu farzlarından başka bir de sünnetleri vardır. Sünnetleri de yerine getirilerek gusül şöyle alınır: Gusletmek isteyen kimse niyet ederek besmele çeker. Ellerini yıkar, vücudunda bir necaset/maddî kirlilik var ise onu temizler, avret yerlerini yıkar. Sonra sağ eli ile üç defa ağzına su vererek iyice çalkalar, daha sonra üç defa burnuna su çekerek temizler ve namaz abdesti gibi abdestini tamamlar. Sonra da vücudunun her tarafını iyice yıkar. Guslettiği yerde su birikiyorsa, son olarak ayaklarını yıkayıp guslünü tamamlar.
Selamünaleyküm. Gusül için yeterli su bulunmadığı zaman teyemmüme başvurabiliriz ancak gusül yıkanmak derecesinde düşünülmemelidir. Sadece farz olan miktar için yeterli olacak kadar su bulunuyorsa -ki bu da yaklaşık iki litre civarındadır- gusül yaparız.
TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar
Bir yerde hapsedilen ve abdest alacak su veya teyemmüm yapacak temiz toprak cinsinden bir şey bulamayan kişi, Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre vakte hürmeten namaz kılanların hareketlerini yapar, çıktığında da namazlarını kaza eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/50; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/80) Şâfiî mezhebinde sahih kabul edilen görüş de bu şekildedir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 2/323) Hanbelîlere göre ise bu hâldeyken namaz kılınabileceğinden daha sonra kaza edilmesi gibi bir durum söz konusu olmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/184)
Abdest alma imkânı varken, cuma namazı ile vakit namazları gibi vaktinde kılınamadığı zaman kaza edilen namazların, vaktin çıkacağı endişesi ile teyemmüm ederek kılınması caiz değildir. Zira abdest alındığı takdirde bu namazlara yetişilemediğinde, cuma namazı yerine öğle namazı, vakit namazı yerine ise kazası kılınır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/29) Ancak abdest alması hâlinde kılınmakta olan cenaze ve bayram namazlarını kaçırmaktan endişe eden kişi teyemmüm ederek bu namazlara iştirak edebilir. Mâlikî mezhebinde tercih edilen görüşe göre, abdest alma imkânı varken, abdest veya gusül alındığı takdirde farz namazlardan birinin vakti geçecek ise bu namaz teyemmüm edilerek kılınabilir. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-Devânî, 1/153, 154)
Kişinin dinen sorumlu olması için aklî melekelerinin yerinde olması ve ergenlik çağına ulaşmış olması şarttır. Bu iki niteliği taşıyan herkes, dinen sorumlu kabul edilir. Aklî dengesi yerinde olmayanlar, bu niteliğe sahip olmadıkları için gusül, abdest, namaz vb. dinî vecibelerle yükümlü değillerdir. (Ebû Dâvûd, Hudûd, 16 [4403]; Tirmizî, Hudûd, 1 [1423]; Abdülazîz el-Buhârî, Keşfü’l-esrâr, 4/371-373)
Vesvese, çeşitli sebeplerle insanın yaşadığı kararsızlık, şüphe ve kuruntu hâlidir. Bu, çoğu kere abdest ve guslün alınıp alınmadığı, tam olup olmadığı ya da bozulup bozulmadığı şüphesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Gusül veya abdest alan kişinin vesvese sebebi ile gusül ve abdestini tekrarlaması gerekmez. Hatta kişi bu tür vesveselere itibar etmemeli (İbn Mâce, Tahâret, 48 [421]), içine doğan şüphe ve tereddüt hâllerinin asılsız olduğunu kendine telkin etmeli, ihtiyaç duyulması hâlinde psikolojik tedaviye yönelmeli; ayrıca manevî destek olarak Felak ve Nâs sûrelerini, anlamlarını da düşünerek okuyup bu hâlden kurtulmak için Allah’a dua etmelidir.