İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ülkemizin ahvalinden sizler de haberdarsınızdır. Ben Diyanet’te görevliyim ve bizleri müftülük elzem olarak cenaze yıkama için göreve çağırdı. Durumlar çok vahimmiş. Çok sayıda ölü getiriliyormuş ve kefenlenmek için sıra bekliyorlar. Hocam böyle durumda bizler gidebilir miyiz? İstanbul’dan aralarında kadın hocaların da olduğu ekip gidiyor. Mahremsiz bir yolculuk olacak fakat bir yandan ülkenin hali ortada bizlere bir yol gösterebilir misiniz? Bunun fetvasını alabilir miyiz?

Cevap

İnsanlık olarak büyük bir musibetle karşılaştık. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Büyük bir afetin içinde bulunuyoruz. Erkeğimizle kadınımızla hepimizin elinden geleni yapması şarttır. Belki ev hanımlarının deprem bölgelerine gitmesinin anlamı yoktur deriz ama sizin gibi devletin yapılmasını talep ettiği cenaze teçhizi gibi önemli bir görevi yerine getirmek için gitmeniz, hususi bir engeliniz yoksa gereklidir. Allah rızası için mümin kardeşlerinize son görevlerinde yardımcı olmak üzere niyet edin ve güvenli bir ekiple yola çıkın. Biiznillah niyetiniz sayesinde ribat benzeri bir görev ifa etmiş olursunuz. Büyük sevaplar kazanacağınızı umarız. Bu durum normal bir durum değildir. Normal olmayan durumlar için de normal zamanların fetvaları ile hareket etmeyebiliriz. Allah Teâlâ kabul buyursun, işinizi kolay kılsın. Âmin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz bir ümmetiz. Peygamber aleyhisselam efendimizin bizi, bir bedene benzetiyor; bir yerimizin ağrısını bütün bedenimiz hisseder/hissetmelidir. Bu günlerde başımıza gelen bu büyük musibet erkeği ile kadını ile hepimiz için çok önemli görevler getirmektedir. Yalnız bu görevlerimizi, duygusal tatmin veya fotoğraflama gibi basit şeyler üzerinden icra edemeyiz. Bir şeyler yapmalıyız ve yaptığımız da işe yaramalıdır. Afet bölgesinde kadınların da yapabileceği pek çok hizmet muhakkak vardır. Bu görevleri yerine getirmeyi belli kurallarla yapmalıyız ki ilave bir kargaşa oluşmasın: a- Şu anda devlet organizesi dışında o ortam bir yardım yapmaya uygun durmuyor. Devletin “şunu şu vatandaşlar/kurumlar yapsın” tarzındaki yönlendirmelerine uyulmalıdır. Bireylerin kendi çaplarındaki planlamaları onları tatmin edebilir ama bir işe yaramamış veya ihtiyacı daha karışık duruma getirmiş olabilir. b- Özellikle hanımlar için, zaten perişan olan ortam zorun da zorunu göstermektedir. Devletin “şu iş için şu kadınları şurada görevlendirdim” tarzındaki talimatın içinde kalan kadınlar görevlerine koşmalıdırlar. Gerisi de görev beklemelidir. c- Yapılacak işler arasında orada evsiz kalmış insanların evlerimizde misafir edilmeleri önemli bir hizmet ve destek olur zannederiz. Bu yönde bir destek için ilgili mercilere müracaat edilebilir. d- Bu büyük musibetin bizi en azından maneviyat olarak çökertmemesi için ciddi ve sürekli dualar etmeyi ihmal etmemeliyiz.

Hocam bir kadın olarak AFAD ile deprem bölgesine yardım için gitmek caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kelimenin tam anlamı ile bir fitne zamanında yaşıyoruz. Kadın için de erkek için de zaman fitne zamanıdır. İmanımızı ve iffetimizi korumak asıl cihadımız olmuştur. Ne yazık ki asıl vazifemizi unutmuş gibi bir hayat yaşamaktayız. Bu nedenle İstanbul veya başka bir şehirde ya da köyde yaşayan mü'min insan bu hassasiyeti koruyarak yaşamak zorunda olduğunu bilecektir. Bunun için: Gereksiz yere gezmeyi, çarşı pazarda dolaşmayı risk almak olarak göreceğiz ama Allah’ın nimetlerinden kendimizi mahrum etmemizin de gereği yoktur. Kıyafetimizi ve diğer bize görev olarak düşen tedbirleri alacağız. Mesela kadın, sadece tesettürlü olmayı yeterli bulmayacak, aynı zamanda ilgi çekici olmamayı da önemseyecek. Her türlü tedbiri aldıktan sonra dışarı çıkacağız. Kendimize göre alacağımız tedbirler muhakkak vardır: Sokakta sakız çiğnemeyebiliriz. Dış alanda dondurma yalama rehaveti göstermeyebiliriz. Fotoğraf çekme bahanesi ile gevşemeyebiliriz. Kahkaha ile gülmekten vazgeçebiliriz. Arkadaşlarımızla el şakası yapmayabiliriz. Bindiğimiz vasıtalara dikkat edebiliriz… Yaşadığımız ülkede yasal haklarımızı ve yasal zorunlulukları iyi bilecek ve basiretli mü'min olacağız. Eti yenmeyen kuşlardan olmamız gerekiyor. Tek kalmamaya, bir mü'min arkadaş çevresi ile bulunmaya dikkat edeceğiz. Tek kalmanın şeytana yem olmaya daha yakın durduğunu bileceğiz. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Planlamalarımız mesela namaza göre olacak. Günlük Kur'an tilaveti ve zikir gibi takviyeleri alacağız. Bu bizim, bir nevi antibiyotik kullanmamız gibidir. Her şeye rağmen Rabbimizin açtığı tevbe ve istiğfar kapısından geri kalmayacağız.

Hocam bir kadının tüm gözlerden korunması takvadır ama öyle bir dönemdeyiz ki ye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ ümmetimize afiyet indirsin, başımızdaki musibetleri def eylesin. Âmîn. Biz bir ümmetiz. Başımıza gelen belaları defederken kadın erkek hepimiz bir şeyler yaparız, yapmalıyız. Sadece erkekler veya sadece kadınlar diye bir ayrım yapamayız. Yalnız burada farklı denebilecek bazı hususlara dikkat çekmek isterim: Mevcut zulüm bir iki haftalık bir zulüm değildir. Üzerinde yıllarca çalışılmış içi ve çevresi doldurulmuş bir zulüm planı söz konusudur. Biz günü birlik planlarla mesela şunu almayalım bunu vermeyelim türünden karşı duruşlarla hareket edersek, onlarca yıllık planla karşımızda duran düşmana veya düşman güruhuna karşı ezik kalırız, sönük başlar ve bitiririz. Konuyu haber bültenleri ve sosyal medya gündemlerinden izleyerek değil tarihi derinliklerinde ele alarak değerlendirmemiz gerekiyor. Ümmet olarak bu hayatın içinde varoluş şeklimiz, gayemiz ve ileriye yönelik planlarımız gibi başlıklar üzerinde yoğunlaşmadan yapacağımız işler sadece bizim boşalmamıza yardım edebilir, oradaki kardeşlerimizin çektiği zulüm devam eder hatta daha derinlere kayar maazallah. Hayatı kuşatan bir ümmet mantığına sahip olmakla haberlerdeki savaş başlıklarına takılıp kalan ümmet arasındaki farkı yakalamaya mecburuz. Böyle bir irade ve plan için de en başta siyaset erbabının, ümmet üzerinde çalışması olan herkesin böyle bir çalışma takvimi üzerinde yürümesi gerekir. Ümmetin uzun dönem menfaatleri ile günlük petrol fiyatı politikaları üzerinden iş görenler arasındaki açı böyle bir açıdır. İnsanlara din öğreten hocaların, hatiplerin de görevi ve çalışma mantığı bu çizgide olmalıdır. Okullarda, medreselerde ders gören öğrencilerimiz en az matematik öğrenir gibi bu gerçekleri duymayı ve idrak etmelidirler ki, hayata açılan perspektifimiz onları kuşatmış olsun. Bu da bize davamızı nesilden nesile taşımayı kazandıracaktır. Mevcut siyasi ve askeri sorunlarımız başta olmak üzere ümmet olarak Allah’ın dinini yaşamadaki ihmallerimiz bir tür, bizi dünyada iken cezalandırılma durumuna düşürmüş olabilir. İman ve ibadet açısından ne durumda olduğumuz da önemli bir başlık olarak gündeme gelmeli ve eksiğimizi kapatacak çalışmalar hızlandırılmalıdır. Dışı Kudüs’ü simgeleyen ama içi batı bataklığına kaymış toplumların Allah’ın yardımını göremeyeceği aşikârdır. Netice olarak şunu söylemek isteriz: Mesele üç günlük bir mesele değildir. Üç günlük olanını da hepimiz yapmak istiyoruz. Uzun vadeli ve kalıcı olanı için de büyük bir himmet ve heyecanla çalışacağız biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.

Hocam şu anda Filistin'de yaşanan olaylardan dolayı çok mahzunuz. Elimizden dua
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Deprem, Allah’ın mülkünde Allah’ın kanunlarına göre ortaya çıkan ve bilimsel olarak izlenebilen bir gerçektir. Şu andaki bilimin onca derin bilimsel noktalar tespit edebiliyor olmasına rağmen zaman ve mekân olarak deprem hakkında bir tespiti ne yazık ki yoktur, olamamaktadır. Dini ve şahsi kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin gayba ait bir konuda tahminde bulunup o tahmine bizi inandırması mümkün değildir. Maneviyat adamlarının vazifesi geleceğe dair tahminlerde bulunmak değil insanları geleceğe hazır hale getirmektir. Burada sözünü ettiğiniz tahminlerin hiçbir bilimsel ve dini değeri yoktur. Bir Müslüman olarak zihninizi bu bilgilerle meşgul etmeniz yanlış olur. İşinizle ve ibadetinizle meşgul olun. Bu konuda ne hocalardan ne de gazetecilerden bir şey öğrenmeniz gerekmez. Doktorlardan da öğrenmemiz gerekmez. Bu konuda uzman kim ise onu dinlemeliyiz. Onun uyarılarına kulak asmalıyız. Doğru olan böyledir.

Hocam malumunuz ülkemizin doğusunda büyük bir deprem oldu. Özellikle sosyal medy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elhamdülillah. Selamette olmanız büyük nimet. Allah afiyetinizi daim kılsın. Deprem birkaç dakikalık bir afettir ama etkisi seneler ve şehirler boyu bitmeyebilir. Asıl deprem olan hayatın tamamına değil de birkaç dakikasına takılıp kalmak ne yazık ki yaygın hale geldi. İnsanların depremi büyütmekten sanki zevk aldıklarını görmekten üzülüyoruz. Bizi ahirete yöneltmesi gereken bir olaydan dünyaya daha fazla sarılmayı nasıl üretiyoruz, hayret doğrusu! Kimse merak etmesin, bu bir kıyamet işareti değildir. Kıyamet işareti keşke bu kadar ve böyle olsa, keşke! İbadet boşluğumuz ilk darbede sarsılmamıza neden oluyor. İnsanlar olarak birbirimize ahiret bağı ile bağlanmayı beceremediğimiz için birbirimize huzur kaynağı olamıyoruz. Cennet hasretimiz gerçekçi durmadığı için evlerimizi cennetleştirmeye çalışıyoruz, evlerimiz hasar görünce de cennetimiz gitti gibi oluyor. Kur'an okumayı ruhumuzu dinlendirmek olarak anlayamadığımız için insan sözlerine ve batıl eğlencelere teselli kaynağı olarak sarılıyoruz. Evet, dünya böyle bir bataklığa sürüklendi, sürüklenmeye de devam ediyor. Biz ise imanımız ve cennet umudumuzla bu bataklığa batanlardan olamayız. Biz de deprem görürüz, eziyet çekeriz, ağlarız ama biiznillah kalkar ve ayakta dururuz. Yolumuz uzun, beklentimiz büyüktür. Yıkılan dünyanın enkazı altında kalamayız. Yanlışımızı tespit eder, doğrusunu yapmaya kararlı oluruz. Hata edersek Rabbimizin affına sığınır, doğruyu yapmaya gayret ederiz. Birilerinin fısıltıları ile beyin eskitemeyiz. Kur'an'ımız bizi cennete çağırıyor. Dünyada iken dünyayı imar edip ahirete doğru yürümek zorundayız. Kaza ve bela seyircisi olarak kalamayız. Devam kardeşim devam. Bu dünyanın kendisi geçici de içindeki afetler mi geçici olmayacak... Hiç meraklanmayın, bunlar geçer, geçecek de biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, kalbimize huzur indirsin.

Hocam biz Malatya’da depremi yaşayan bir aileyiz. Elhamdülillah bir kaybımız olm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir isteme ve istekte samimi olma meselesidir bu. Herkes cennet ister ama bedeli olmayan bir cennet isterler. Ashab-ı Kiram bedeli olan cenneti istedikleri için o bedel, her ne ise onu ödediler. Yani önce zihinlerde bir istediğini bilme hali oluştu. Belki de onlar ağır bir cahiliye dönemi yaşadıkları için bu ödemeyi anında yaptılar. Biz ezanla müziğin karıştığı bir hayatın içinden geldiğimizden bizim böyle bir ödeme yapmamız zor olabiliyor. Onların bir gün içinde yaptıkları biz bir ömre yaymak zorunda kalabiliyoruz. Sabrederek ve yılmayarak bir ömür bu mücadeleyi yapmaya becerebildiğimizde ise onların yaptığı kendi çapımızda yapmış oluruz biiznillah. Bunun gerçekleşmesi için: Uzun soluklu bir eğitim ve dönüşüm programı yapmak zorundayız. Gerekiyorsa her gün bir harf öğrenerek bir ömür eğitime devam edebilirsek istekte samimiliğimizi ispat etmiş oluruz. Çevre çok önemlidir. Onlar iman ettikleri gün hicret ettiler; sevdiklerinden ve şehirlerinden hicret ettiler. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Gerekiyorsa bir sokak öteye ama yerimizden ve zevklerimizden ayrılmaya razı olup hicret edebilmeliyiz. Bizim gibi düşünen bir çevre bulmalıyız, yoksa bulana kadar aramaya devam etmeliyiz. Sayıya, şekle takılmadan "ana gaye Allah’ın rızasıdır" diyerek yola devam edeceğiz. Kaç kişi olduğumuz değil ihlasta ne durumda olduğumuz önemli görülmelidir. İbadet takviyesi olmadan süreklilik sağlayamayız. Farzlardan eksiğimiz olmamalıdır. Nafileleri de yapabildiğimiz kadarı ile önemsemeliyiz. Haramlardan kaçınmayı nefes almak gibi göreceğiz. "Bir haram bir hayat bitirebilir" mantığı ile yol alacağız. Çok ve yoğun dua ile isteğimizde samimiyetimizi ispat etmeye çalışacağız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin.

Hocam bir sohbetinizde, Hz. Ömer (r.a.) Müslüman olmadan önce "tertemiz bardakla

afet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cenazenin gusledilmesi yani yıkanması ile alakalı hükümler dirilerle aynıdır. Eğer cenazeyi yıkayacak imkân ve su varsa yıkamak farz olur. Su yok veya kullanılması neredeyse mümkün değilse sağlıklı bir insan bu durumda ne yapıyorsa ölü için de o yapılır. Şiddetli soğuk, mekân yokluğu gibi nedenler tam olarak özür kabul edilir. Cenazeye temasta sorun bulunuyorsa veya bir araya getirilemeyecek şekilde parçalanmış ise cenazeye teyemmüm ettirilir. Diriye nasıl teyemmüm ettiriliyorsa ölüye de o şekilde teyemmüm ettirilir. Bu durumda normal guslettirilmiş gibidir. Bu da mümkün olmayan bir ortam söz konusu olursa devlet yetkililerinin onayıyla o şekilde cenazesi kılınıp defnedilebilir. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.

Hocam, yakınlarımızın cenazeleri afet bölgesinde bulunuyor. Şiddetli bir soğuk v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Söz konusu durum normal bir yolculuk veya iş gezisi değildir. Tam anlamıyla bir afet yaşanmaktadır. Bir nevi savaş ortamı gibi durum söz konusudur. Bu sebeple sizin gibi, insanlara faydalı olabileceği umut edilen uzmanların özellikle de devlet göreve çağırması durumunda gitmesinin ecir vesilesi olacağını umuyorum. Kadınlar açısından oluşabilecek risk veya muhtemel sıkıntılar da iyi hesap ederek gidilmelidir. Herkesin elinden geleni yapması gerektiği bir zaman dilimini hızlı bir şekilde yaşıyoruz. Allah yardımcımız olsun.

Hocam, çok büyük bir felaketle karsı karşıyayız. İnsanlar seferber oldu yardıma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam yaşanan olaylar neticesinde bir yanım korku içerisinde bir yanım otur sade
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ size sabır versin. Sıkıntınız seyyiatınızın erimesine, derecelerin yükselmesine vesile olsun. Âmîn. Evlerinize veya kapalı bir yere girmeniz risk taşıyorsa, dışarıda yağmur, soğuk ve benzeri bir zorluktan ötürü ayakta durabileceğiniz güvenli bir yer yoksa sadece arabada güvende olabiliyorsanız namazlarınızı arabada kılabilirsiniz.

Hocam deprem bölgesindeyiz. Eve giremiyoruz sürekli sallanıyor. Namazlarımızı ar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bugün yaşanan bu büyük felaket ne bir açlık ne de hastalıkla kıyas edilebilecek oranda değildir. Allah'tan başkasının bilmediği kadar insan ölümle pençeleşmektedir. Adeta afet içinde afet yaşanması söz konusudur. Vakıfların bütün imkânları şöyle dursun, devletin devasa kapasitesi dahi zorlanmaktadır. Bu sebeple kitaplarımızdaki fetvaları böyle olağanüstü durumlar için kullanırken sonuçlarını da takdir etmemiz gerekir. Zekât parası yemeğe dönüştürülemez. Bu kural bir öğrenci yurdu, bir Kur'an kursu için geçerlidir. Fakirlere gıda desteği verirken de geçerlidir. Bugünkü büyük afette (6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi) normalde kullanmayacağımız zayıf fetvalar bile olsa kullanarak ümmetimizin yakın zamanlarda misliyle karşılaşmadığı bu büyük felaketin yaralarını sarmaya çalışacağız. Kaldı ki sözünü ettiğiniz Diyanet, neticede din hususunda yetkili bir mercii temsil etmektedir. Elimizden geldiği kadarıyla dikkat ederek ehliyetli kurumlara öncelikli olarak sadaka, o yeterli olmuyorsa zekâtımızdan hatta gelecek yılın zekâtından vererek kardeşliğimizi ispat edebileceğimiz bir iş yapalım. İHH üzerinden de hayır katkınızı ulaştırabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun, ümmetimizin acılarına afiyetler indirsin. Âmîn.

Hayırlı ve bereketli günler hocam, eşim zekâtını Diyanet üzerinden nakit olarak
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ yardımcımız olsun, acılarımızı hafif kılsın, sabrımızı güçlü kılsın. Bizzat depremin içinde kalmış mü'min kardeşlerimize o anda orada gerekli olan ne ise onu temin ederek zekât bütçemizden yardım yapabiliriz. Bu gerekiyorsa para da olur herhangi bir ayni eşya da olabilir.

Hocam şu an bir deprem söz konusu. Zekât parası ile malzeme alınır mı yoksa dire

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.