Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Kadınlar ihramdan çıkmak için saçlarının ne kadarını kesmelidirler?
Cevap
Benzer fetvalar
Saçın tamamının parmak ucu kadar azaltılması kadının ihramdan çıkmada sünnet olan şekildir. Yalnız saçın yani başın dörtte biri kadarının parmak ucu kadarı ile kısaltılması ihramdan çıkmak için yeterlidir. Bir ceza da gerekmez. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Şu hususta PARMAK UCU KADAR şeklinde bir ölçü cardır. Bunu da yaklaşık bir santim kabul edebilirsiniz. Elbette bu kadar saç yoksa olanı kesilir.
İhramdan çıkmak için saç tıraşı olmak gerekir. Bunu yapmadan önce sakalın tıraş edilmesiyle kişi ihramdan çıkmış olmaz; sakalın tamamının veya en az dörtte birinin tıraş edilmesi hâlinde dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/549) Şâfiî mezhebine göre böyle bir kimse, küçükbaş hayvan kurban etme, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih edebilir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/367, 368, 372; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/435)
Hanefî mezhebine göre umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren bir kadın, umre tavafını tamamladıktan sonra sa‘y yapmadan ihramdan çıkmak amacıyla saçını kısaltırsa ihramdan çıkmış olur. Bu kişinin yine de umrenin sa‘yini yapması gerekir. Ancak vacip olan sa‘yi saç tıraşından sonraya bıraktığı için kendisine dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; Haddâd, el-Cevhera, 1/172; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/473, 553) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sa‘y, umrenin rükünlerindendir. Dolayısıyla sa‘y yapmadan saç kısaltmakla ihramdan çıkılmış olmaz; ihram yasağı işlenmiş olur. Bu kişi, umre sa‘yini yapar ve saçını kısaltarak ihramdan çıkar. Ayrıca ihramdan çıkma vakti gelmeden önce saçını kısalttığı için kendisine ceza gerekir. Ceza konusunda ise dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 4/156; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/297, 312 İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 2/110, 129-130)
Hacda bayramın birinci günü ihramdan çıkma aşamasına gelen kadın, âdetli de olsa saçlarını kısaltarak ihramdan çıkar. Âdetli kadının henüz haccın tavaf ve sa‘yini yapmamış olması, bu hükmü değiştirmez ve bu durumda bir şey de gerekmez.
Hac veya umrede ihramdan çıkma aşamasına gelen bir kimse, kendisi saç tıraşı olup ihramdan çıkmadan ihramlı ya da ihramsız başka birisini tıraş edebilir ve bundan dolayı bir ceza gerekmez. Fakat henüz ihramdan çıkma aşamasına gelmeyen bir kimsenin, ister ihramlı ister ihramsız olsun başka birini tıraş etmesi caiz değildir. Şayet tıraş ederse kendisine bir fitre miktarı sadaka gerekir. Tıraş ettiği kişi, ihramdan çıkma aşamasına gelmemiş ise ona da dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Mergīnânî, el-Hidâye, 1/158) Şâfiî mezhebine göre ihramdan çıkma aşamasına henüz gelmemiş olan bir kimse, ihramsız kimseleri tıraş ettiği takdirde bir şey gerekmez. Fakat ihramlı bir kimseyi tıraş ederse fidye ödemesi gerekir. Eğer tıraş edilen kişi kendisinden talep etmişse fidyeyi tıraş edilen şahıs öder. Fidye hususunda bir dem, üç gün oruç veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden biri yerine getirilmelidir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 7/344-345; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/432)
KADINLARA ÖZGÜ HALLER konusundaki diğer fetvalar
Hac veya umre için ihrama giren kadınların, elbiselerini çıkarmalarında veya değiştirmelerinde herhangi bir sakınca yoktur.
Âdet veya lohusa hâlindeki kadınların vedâ tavafı yapmaları vacip değildir. Vedâ tavafı yapmadan Mekke’den ayrılabilirler. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/156) Bu durumda olduğu için vedâ tavafını yapamayan bir kadına hiçbir şey gerekmez.
Âdetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra âdet görmeye başlayan kadınlar, tavaf dışında haccın bütün vazifelerini yerine getirebilirler. Ancak tavaf edemezler. Çünkü Resûlullah (s.a.s.), Hz. Âişe’ye (r.anhâ), “Bu, Allah Teâlâ’nın, Hz. Âdem’in kızları üzerine yazdığı bir şeydir (senin elinde olan bir şey değildir). Hacıların, hacla ilgili yaptıklarını sen de yap. Ancak (âdet gördüğün sürece) Kâbe’yi tavaf etme.” (Buhârî, Hayız, 1, 7 [294, 305]; Müslim, Hac, 119-120 [1211]) buyurmuştur. Henüz ziyaret veya umre tavafını yapmadan âdet gören bir kadının öncelikle yapması gereken, temizleninceye kadar Mekke’de kalıp temizlendikten sonra tavafını yapmasıdır. Bu durumda ziyaret tavafını bayram günlerinden sonraya tehir etmesi bir ceza gerektirmez. Âdeti bitene kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan kadınlar ise Hanefî mezhebine göre tavafta tahâret farz olmayıp vacip olduğu için âdetli olarak ziyaret veya umre tavafını yapar, ancak ceza olarak ziyaret tavafı için bir büyükbaş hayvan (bedene); umre tavafı için bir küçükbaş hayvan (dem) kurban ederler. İmkân bulunca bu tavaf iade edilirse ceza da düşer. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24) Şâfiî mezhebine göre bir kadının âdetli iken yapacağı tavaf hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu durumdaki bir kadının, tavafını temizlendikten sonra yerine getirmesi gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/14, 17) Mâlikî ve Hanbelî mezhebine ait bazı kaynaklarda belirtildiğine göre âdetli kadının temizleninceye kadar Mekke’de kalma imkânı yoksa âdet sırasındaki kanamanın kesilip kanın gelmediği temizlik zamanını gözler; bu ara zamanda guslederek tavafını yapar. Bundan dolayı da herhangi bir ceza gerekmez. (Nefrâvî, el-Fevâkihü’d-devânî, 1/119-120; İlîş, Minehü’l-celîl, 1/170-171; Desûkî, Hâşiye, 1/170-171; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/226, 257, 260) Ahmed b. Hanbel’e nispet edilen bir görüşe göre âdet döneminin sonuna kadar Mekke’de kalma imkânı olmayan bir kadının âdetli olarak yaptığı tavaf geçerli olur ve zaruret meydana geldiği için ceza gerekmez. (İbn Teymiyye, el-Fetâva’l-kübrâ, 1/465) İhtiyaca göre bu görüşlerden biri ile amel edilebilir.
Hanefî mezhebine göre normal (mûtat) âdet süresi geçmesine rağmen görülen lekeler, âdetin âzami süresi olan on gün içerisinde kalırsa âdetten sayılır. Dolayısıyla âdetinin bittiği kanaatiyle hac veya umre vazifelerini yapan kadının, âdetin âzami süresi olan on gün içerisinde leke görmesi hâlinde tavafın vaciplerinden olan temizlik şartına uymamış olduğu anlaşılır. Bu durumda ziyaret tavafı yapılmış ise ceza olarak bedene; büyükbaş hayvan, umre tavafı yapılmış ise dem; küçükbaş hayvan kurban edilir. Ancak temizlendikten sonra tavaf iade edilirse cezalar düşer. Eğer söz konusu lekeler âdetin âzami süresi olan on günden sonra da devam ederse bu takdirde normal âdet süresinden sonra gelen kanama/lekeler, istihâze (özür) sayılır. İstihâze hâlinde yapıldığı anlaşılan tavaf geçerli olur. Bazı Mâlikî fakihler ise mûtat âdet kanaması kesildiği kanaatiyle gusül alındıktan sonra gelen birkaç damla kan/lekenin sadece namaz abdestini bozacağı görüşündedir. (Karâfî, ez-Zahîre, 1/381-382; Mevvâk, et-Tâc, 1/540) Yine Hanbelî fakihlerin bir kısmına göre lekelerin âdetten sayılabilmesi için âdet kanamasına bitişik olması gerekir. (İbn Müflih, el-Mübdi‘, 1/254) Nitekim bu tür kanama/lekelerin âdetten sayılmayacağına dair Hz. Âişe (r.anhâ) ve Hz. Ali’den (r.a.) birtakım rivayetler de bulunmaktadır. (bk. Ebû Dâvûd, Tahâret, 115 [307]; İbn Mâce, Tahâret, 127 [647]; Abdürrezzâk, el-Musannef, 1/302 [1161]) İhtiyaç hâlinde bu görüşlerle de amel edilebilir.
Âdet görme çağındaki kadınlardan gelen kanamalar kan renginde olmayıp bulanık olsa bile tercih edilen görüşe göre ister âdet günlerinin başında ister sonunda olsun âdet kanından sayılır. Kadınların âdet günleri, Hanefî mezhebine göre en az üç, en çok on gündür. İki âdet arasındaki temizlik süresi ise en az on beş gündür. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/34; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29) Âdet geciktirici ilaçlar, her zaman etkili olmayabilir. Dolayısıyla ilaç kullanılmasına rağmen âdet görmek mümkündür. Buna göre bir kadın, âdet geciktirici ilaç kullandığı hâlde bu ilaç tesirsiz kalmış ve bir önceki âdetinin bitiminden itibaren on beş gün geçtikten sonra âdet kanı renginde bir kanama gelmiş ve bu kanama en az üç gün devam etmişse âdetli sayılır. Bu durumda namaz kılınamaz, oruç tutulamaz ve umre veya ziyaret tavafı yapılamaz. Ancak söz konusu kanama on günden fazla devam etmişse mûtat olan âdetinden sonrası istihâze (özür) sayılacağından kılmadığı namazlarını ve tutamadığı oruçlarını kazâ eder, şayet tavaf yapmışsa bu tavafı geçerli olur. Diğer yandan uzmanların ifadesine göre bu tarz ilaçların yan etkisi olarak bazen âdet dönemi dışında âdet kanaması niteliğinde olmayan lekeler görülebilmektedir. Bu durumda söz konusu lekelenmeler, fıkhen istihâze (özür) hükmünde kabul edilip buna göre hareket edilir. Özür kanı gören bir kadın ise namazını kılar, orucunu tutar. Şu kadar var ki kadınların âdet görmesi, sağlıklı olduklarını gösteren doğal bir durumdur. Dolayısıyla herhangi bir zaruret olmadıkça ibadet gerekçesiyle de olsa bu doğallığa müdahale edilmemelidir.
Arafat ve Müzdelife’de vakfe yapmak, şeytan taşlamak ve ihramdan çıkmak için hadesten tahâret şartı aranmaz. Buna göre âdetli olarak Arafat’a çıkan bir kadın Arafat ve Müzdelife vakfelerinden sonra şeytan taşlayıp saçını keserek ihramdan çıkabilir.