Fetva Meclisi
Soru
Kadınların kadınlar arasında pantolon giyerken (etek pantolon değilse), dizlerine kadar pantolonun üzerini örtmeleri gerektiğini söyleyenler var. Durum böyle midir yoksa sadece pantolona, etek pantolon şeklinde olursa mı izin vardır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Uzaktan bakıldığında başınızdan ayağınıza kadar her hangi bir bölgeden vücut şekliniz belli oluyorsa o tesettür değildir. Adının şu veya bu olması neticeyi değiştirmiyor.
Zikrettiğiniz pantolonun nasıl bir kıyafet olduğunu bilemiyorum. Ben size genel hükmü açıklayayım: Göbekle diz kapağı arası erkek için avrettir. Namazda örtülmesi gerekir. Bu miktarın üçte biri bir rükün süresince mesela secde süresince açılırsa namaz bozulur. Elbette böyle bir durumda kardeşliğimiz devreye girmeli ve ikaz etmeliyiz. Ama kırmadan ve incitmeden. Allah'a emanet olunuz.
Nişanlınızın söyledikleri yanlış değil. Pantolon, dışarıdan pantolon olarak görülmesi halinde, gerçek tesettürü sağlamadığı için kadınların giymesi doğru olmayan bir kıyafettir. Ancak, iç giyimi koruması bakımından daha rahatlık sağladığı için, üzerindeki etek ve benzeri şeyle giyilebilir. Ama giyilmesinin bir kompleksten kaynaklandığını siz de hissediyorsunuzdur. Madem uzun bir yola girdiniz, Allah Teala size bunu nasip etti takılmayın böyle basit şeylere. Sizin gayretiniz bir cihattır. Değerini düşürmeyin o cihadın. Allah yardımcınız olsun.
Tesettür konusunda şunu bilmemizde yarar vardır: Hanımların bedenlerini erkeklerden korumaları gerektiği gibi, büyük avret mahallini bayanlardan da korumaları gerekmektedir. Daha açık bir ifade ile bir bayanın başka bayana diz kapağı ile göbek deliği arasını göstermesi de haramdır. Büyük avret dediğimiz budur. Pantolon ise bu anlamda bir teşhir yapmaktadır. Üstünde başka bir örtü yoksa bir bayanın giydiği pantolon kalçalarını, baldırlarını teşhir etmektedir. Derinin görülmüyor olması bir şey ifade etmiyor. Zira bayanın elbiseli hali bile cinsellik taşımaktadır. Allah'dan nefislerimize uymaya karşı bize yardım etmesini dileriz.
Hanımların pantolon giymesi ile ilgili olarak şu ölçülere dikkat edelim: 1- Kâfirlerin içimize soktuğu ve onları yansıtan giysi, yiyecek her ne varsa o bizim için tehlikelidir. 2- Hanımların giyinmesi demek üzerlerine elbise almaları demek değildir. Bilakis giyinme yani tesettür, yabancı gözlerden bedeni gizlemektir. Şimdi bu iki kurala göre pantolon için siz de hüküm verebilirsiniz. Mesela pantolon giyen bir hanımın yabancı gözlerin dikkatini çekmesi bakımından ne durumda olduğunu siz değerlendirebilirsiniz. İçinizde bir acı hissettiğiniz sürece şefaatten mahrum olmazsınız biiznillah. Yeter ki samimiyetiniz devam etsin. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Pantolon bayan kıyafeti değildir. Belli şartlarda ve zorunluluk durumunda bayanlar tarafından giyilebilir ancak. Annenizin böyle bir talepte bulunması hakkı değildir. Sizi harama düşmüş duruma getirmediği kadarı ile itaat edebilirsiniz ona. Mesela bacak şeklinizin belli olmasını gerektirecek bir şekil istiyorsa itaat etmeyin, nazik bir şekilde yok deyin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Muasır ulemamız, sigortanın caiz olmayacağı kanaatindedir. Ancak şeriatımızın zaruret adını verdiği kuralları da vardır. Evet, zaruret kişinin keyfinin bozulması olarak anlaşılamaz. Zaruret hayati denebilirlik düzeyde bir sıkıntının oluşması ile ortaya çıkar. Buna göre, sigorta için caiz diyemeyiz. Ama Müslüman'ın zarûreten yaptığı işler de olabilir. Allah korkusu seviyesi ise Müslüman'ı yönlendiren etken olacaktır.
Suret bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceğine dair bilgi kaynağımız sahih hadisi şeriflerdir. Herhangi bir âlimin içtihadı veya benzeri tartışılabilecek bir bilgi değildir. Ancak 'SURET'in ne olduğu konusunda ulemamızın farklı görüşleri vardır. Büyük bir bölümü bunu bildiğimiz resmin her çeşidi olarak anladığı gibi bazı muasır âlimler de heykelcik şeklinde olan suretin haram suret olduğunu söylemektedir. Onların anlayışına göre de bizim RESİM olarak tarif ettiklerimiz bu yasağa girmemektedir. Özetleyecek olursak resim konusunda şu ilkelere dikkat etmeliyiz: a- Zorunluluk olmadıkça evlerimizin, işyerlerimizin duvarlarına insan ve hayvan resmi asmamalıyız. İnsan ve hayvan resmi dışındaki resimler için bir yasak yoktur. b- Eğitim, öğretim maksatlı resimler için bir zaruret varlığı söylenebilir. Çizgi filmler de buna dahildir. c- Özellikle heykelcik şeklini alan oyuncakların ve benzeri malzemenin bu ihtilafa girmediğini, onları kullanmaktan sakınmak gerektiğini bilelim. d- Yasak olan resmin teknik boyutu şöyledir: Elimizdeki resim, o canlının yaşayabilecek hali olmalıdır. Mesela kafası kopuk bir resim veya Mekke'de namaz kılan cemaatin toplu görüntüsü gibi bir iki metre mesafeden bakıldığında erkek mi kadın mı olduğu anlaşılamayacak kadar küçük resim gibi...
Devletin öğrenciye yaptığı çeşitli yardımları almanın uygun olacağı kanaatindeyim. O tür yardımları almak için evrak üzerinde bir hileye başvurulmadı ise herhangi bir geri ödemesi de gerekmez.
Bir kere dövme yaptırmanın caiz olmadığını biliniz. Hem bize ait bir uygulama değil hem de onurlu bir davranış değil. Ama daha önce dövme yaptırdı iseniz yapacak bir şeyiniz yoktur. İstiğfar edin. Yenisini yaptırmayın. Bedenlerimizi bizim malımız gibi kullanma hakkımız yoktur. Bedenlerimiz bize Allah'tan emanettir. Hesabı sorulmayacak bir emanet de yoktur. Bari bu tür günahlarımız olmadan Rabbimize gidelim. Daha çok gayret ederek, nefse uymamak için sabrederek bu çetin yolu aşacağız biiznillah. Allah'a emanet olunuz.
Kredi, parayı para ile satın almaktır. Paranın para ile satın alınması da faiz dediğimiz haramın adıdır. Yaşadığımız asırda neredeyse faizsiz bir iş halledilemeyecek duruma gelinmiştir. Allah'tan bizi korumasını dileriz. Faiz, nereye bulaşırsa orayı haramlaştırır. Ama bu tarım mahsülünün haramlığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Mahsül temiz olabilir ama ondan kazanılan veya onun konduğu sofranın manevi bir kir taşıdığını bilmeliyiz. Az olsun helal olsun ilkesi ile yaşayalım.
Kur'an ve Sünnet esas alındığında RABITA'nın olmadığını söyleyebiliriz. Yorum yapıp ayrıntı getirerek Rabıtaya delil oluşturulabilir. Ama bir namaz gibi, bir oruç gibi delil bulmak mümkün değildir. En iyi ihtimalle söylenebilecek söz şudur: Salih kimseler olduklarına inandığımız bazı büyük şahsiyetlerin kanaatlerine dayanılarak böyle bir uygulama ortaya konmaktadır. Bu da olsa olsa içtihadî bir mesele kabul edilebilir. Dolayısıyla içtihada dayalı bir mesele bütün ulemaya, dine mal edilemez. Bunun karşılığında Rabıtayı şirk olarak vasıflandırmak da zor benimsenebilir bir tepkidir. Zira şirk, Allah Teala'ya karşı işlenebilecek en ağır suçlardandır. Şirkten daha ağır bir suç yoktur. Müslümanlardan bir Müslüman'ın kastı olmadan ihdas ettiği bir şeyi böyle ağır bir kavramla vasıflandırmak doğru olmasa gerek. Biz, Allah'ın kullarını dışlamaktan zevk alamayız. Rabıtayı kabul etmek veya etmemek açısından bakmadan, mü'minlerden bir grubu şirkle itham etmeyi konuşuyorum. Yapılan şey yanlışsa bile şirkle itham ondan daha aşağı kalır bir hata olmaz. Bizim, meşgul olacağımız kadar dış sorunumuz vardır. Onlara yönelelim.