Fetva Meclisi
Soru
Hanımlar arası pantolonla durmanın hükmü nedir? Zira biliyorsunuz artık pantolon çokça yaygınlaştı ve şalvar gibi geniş de değil hiç biri. Uyarı yaptığımız takdirde net bir hüküm soruyorlar, biz de tesettürün sadece örtmek olmadığını, aynı zamanda hatları da belli etmemesi gerektiğini belirtiyoruz. Bizim yaklaşımız nasıl olmalı? Bu konudaki net hüküm nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Tesettürü genel olarak değerlendirin, ayrıntılara daha sonra girin. Pantolon veya etek ayrıntısı sizi yıpratır onu usandırır. Ortasını bulun. Pantolondan sonra daha iyisi şöyle olurdu türünden çıkışlar yapın. Allah yardımcınız olsun.
Kadının pantolon giymesi yasaktır şeklinde bir cümlenin içini doldurmak zordur. Size kabaca anlatabileceğim bir ölçü vereyim: Pantolon, kadının göbekle diz kapağı arasını teşhir ediyorsa tesettür dışıdır. Bu teşhirin erkek veya kadına karşı olması sonucu değiştirmez. Eğer bu teşhir oluşmuyorsa pantolon veya başka bir kıyafetin yasaklılığı yoktur. Allah'tan, fitneler döneminde ayağımızı sabit kılmasını dileriz.
İslam dini tesettürü emretmekle birlikte, örtünmenin şekli konusunda ayrıntıya girmemiş, bunu örfe bırakmıştır. Kadınların namazda el, yüz ve ayakları dışında kalan bütün bedenleri avrettir (Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. I, 46). Dolayısıyla vücut hatlarını belli etmeyen ve teni göstermeyen kıyafetlerle namaz kılmaları gerekir. Buna göre dar ve şeffaf olmayan pantolonla bayanların namaz kılmalarında bir sakınca yoktur. Ancak vücut hatlarını ortaya çıkaran dar pantolonla namaz kılmak mekruhtur. Diğer taraftan altını gösterecek şeffaflıkta bir elbise ile namaz kılmak ise caiz değildir (İbn Nüceym, Bahru’r-raik, Daru’l-marife, I, 283).
Kadının pantolon giymesi dar olup da vücut hatlarını belli etmesi açısından sıkıntılıdır. Yoksa direkt pantolon giyilmesini haram kılan bir hüküm yoktur. Evde giyildiğinde göbekle diz kapağı arasındaki bölgenin dar olmaması şartına riayet edilmelidir. Dışarı tesettüründe mümin bir kadın, el, yüz hariç tüm bedenini örtme emri ile muhataptır. Konuyu pantolon, etek, tunik, ferace olarak değil tesettür olarak değerlendirin. Hepsi tesettürü sağladığı takdirde değerlidir. Bol, dizden aşağı da olsa hatları belli etmeyen bir pantolon üzerine giyilen tunik tesettür ölçülerine uyduğu takdirde bir sıkıntı yoktur. Yeter ki tesettürünüz kendinizi daha güzel göstermek ya da başkası sizi daha güzel görsün için olmasın.
Buradaki açıklık sadece başın açılması gibi bir durum ise onun erkeklerin ortasında açık olmak gibi görmeyiz. Derin avretin açılması ya da örtülü gibi olduğu halde açık hükmünde olması durumunda ise bu da caiz değildir. Hangi durum olursa olsun mümin kadın vakarını korumalıdır. Kadınlar arasında çarşaf giymesi gerekmiyor olsa da saçılması da risk taşır.
Tesettür, kadınlar için kıyafet açısından kullanılan bir kavram. Tesettür, kadının vücudunu örtmesi anlamında kullanılıyor. Çünkü tesettür Allahu Teâlâ’nın dininin avret olarak bize bildirdiği beden bölümlerinin gizlenmesi anlamına geliyor. Kadın için de yüz, el ve topuktan aşağısı ayaklar hariç her yer avrettir. Avretin örtülmesi Allah’ın emridir. Bir seçenek, tercih falan asla değildir. Allah emrettiği için tesettüre girilir. Kadınların tesettürü, güzel giyinmeleri değildir. Tesettür asla moda olamaz. Tesettürün kendisi de tesettürü gerektirecek hale gelirse Allah’ın maksadı ve emri gerçekleşmiş olmaz. Tesettürden maksat, yani özellikle kadının örtünmesinin istenmesi, yabancı gözlerin dikkatinden uzak kalmaya yöneliktir. Yani bir erkek bir kadına gözü iliştiğinde onun kadınlığıyla ilgili boyutu anlamıyor olması, hissetmiyor olması gerekiyor. Eğer tesettür, kadının üzerindeki cazibeyi artırıyorsa, bunun adı çarşaf bile olsa Allah’ın emrettiği tesettür diyemeyiz ona. Çünkü tesettürdeki ölçü; çarşaf, manto, pardösü, şalvar, herhangi bir şey değildir. Allah’ın emri çarşaf veya manto olarak isimlendirilemez. Allah, tesettürü emretmiştir. Tesettür, kadının erkeğin gözünden korunmasıdır. Bunu çarşaf sağlıyorsa Allah çarşafı emretmiştir, bunu pardösü sağlıyorsa Allah onu emretmiştir. Bunu herhangi bir yöresel kıyafet sağlıyorsa Allah bunu emretmiştir. Ama bir kadın, mesela çarşaf en yaygın kıyafet olarak tesettür kıyafeti bilindiği için çarşafı zikrediyorum, çarşaf giydiği halde vücut organları, dikkat eden bir erkeğin gözünde belli olacak kıvamda ise, gerek inceliği, şeffaflığı acısından ve gerekse darlığı açısından rüzgârlı bir yerde çarşafın aldığı şekil yüzünden vücut organları teşhir edilecek halde bulunuyorsa buna tesettür diyemeyiz. Tesettür adıyla kullanılmış kıyafet diyebiliriz. Veya bir başörtüsü, renginden, üretimindeki teknik özelliklerden dikkat çekiyorsa bunun adı tesettür değildir. Çünkü Allah Teâlâ’nın emrettiği başörtüsü veya çarşaf veya ayakkabı modeli değildir; kadının gizlenmesidir. Kadının erkeğin gözünden korunmasıdır. Bu, renk baskısıyla veya zorlamalarla daha cazip hale geliyorsa bunu tesettür olarak adlandıramayız İslam’ın, “şu kıyafet olacak, başkası olmaz diye” verdiği bir isim yoktur. Çarşaf da bu kuralın içindedir. Yani çarşaf, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, Kur’an-ı Kerim’in, “başkası olmaz, illa bu olacak” dediği bir kıyafet değildir. İslam, ölçüler koymuştur kadın için. Ama zorunlu kıyafet belirtmemiştir; bu hükmü böyle koyalım. Şart olan yanınızdan geçen bir erkeğin sizin hakkınızda bir bilgi sahibi olmayacağı, sizin bedeninizin bir ayrıntısını izleyemeyeceği bir şey giymenizdir. Bunu pantolon sağlıyorsa mesele yoktur. Pantolon isminden dolayı yasak olmaz. Teşhir ettiği için mesela bacaklara ait ayrıntıyı gösterdiği için yasaktır. O olmuyorsa zararı da olmaz. İçeride veya dışarıda, iç kıyafet dış kıyafet fark etmez, durum böyledir. Kadınların giyimlerinde RENK kaydı yoktur. Evet, siyah renk ağırlıklı tercih gibi bilinmektedir. Fakat siyah şartı yoktur. Ölçü şudur: Kadın, yabancı bir erkek tarafından çekici bulunmayacak! Bunu temin eden siyah ise siyah gereklidir, beyaz ise beyaz gereklidir. Siyah, kadın için zorunlu bir renk değildir. Dış kıyafeti kastediyoruz tabi. Siyah, süslenmeye ve ziynete en uzak renk olduğu için genelde Müslüman kadınlar siyah giyinmeyi dışarıda uygun bulmuşlardır; uygun da bir tercih yapmışlardır. Renk üzerinden değil kıyafetin tesettürü sağlayıp sağlamaması üzerinden bu meseleye bakarız. Mesela bazı Afrika ülkelerinde kadınlar beyaz giyiniyorlar. Doğal, coğrafya şartları gereği de bu zorunlu oluyor. 1000 kadından 3 tanesi siyah giyinse orada bu siyah dikkat çekeceği için sorunlu renk hâline gelir, zorunlu değil sorunlu bir renk hâline gelir. Dolayısıyla kadınlar için “siyah” diye bir şart yerine “tesettür” diye vazgeçilmez bir şart kullanıyoruz. Tesettürlü Müslüman hamının vakarını koruma siyaseti ise şöyle olmalıdır: - Yüzde yüz tesettür içinde olalım. - Tesettürümüz kendi başına bir ziynet olmasın. - Teşhir için kendimizi zorlamayalım. - İlgiye iltifat etmeyelim. - Artı bir ilgi sebebi çıkarmayalım.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Nikâh akdiniz kıyılmadan önce nişanlınız da yabancı bir erkek hükmündedir. Bunu tespit ettikten sonra onun da bulunduğu bir ortamda hangi elbiseyle bulunabilirsiniz? Onu zikredebiliriz: O kıyafet üzerinizde iken sizinle on dakika bir arada bulunan bir erkek sizin bedeninize ait ayrıntıları kestirebiliyorsa o kıyafet yabancı erkeklerin yanında durabileceğiniz bir kıyafet değildir. Ölçümüz budur. Bunu size, sizin kalbinizden başka kimse kesin bir ölçüyle veremez; müftü siz olmalısınız. Allah yardımcımız olsun.
Borç olarak sizin zimmetinize girmiş bir şeyi muhakkak ödemek durumundasınız zaten. Dolayısıyla öyle yapmanızda bir mahzur yoktur. Allah'a emanet olunuz.
Hacizli malları satın almanın insanı üzen bir yönü vardır elbette ama alacaklı da bir insandır, onun da hakkının korunması gerekmektedir. Yasalarla oynanmaması, gizli bir hileye baş vurulmaması durumunda hacizli malların satın alınmasında bir sakınca yoktur. Allah'a emanet olunuz.
Haramı bilmeden işleyen birinin öğrendikten sonra, işlediği haramlardan mümkün olan en net bir şekilde dönmesi gerekmektedir. Üzerinden yıllar geçmiş, dal budak salmış ve neyin haram neyin helal olduğu karışmış bir iş için ise mümkün olduğu kadar arınma isteriz. Ama haramı öğrendikten ya da istiğfar ettikten sonraki ilk dakikadan itibaren ilişkiyi kesmek esastır. Allah yardımcımız olsun.
Böyle bir şey olmaz.
Sizin konuşma ve atiklik olarak vasıflandırdığınız özelliğinize bakın; ortama göre kendinizi değiştirebileceğinize inanıyorsanız evlenmenizde sakınca olmaz. Hayır huyunuz huy ise, erkeklerin bir zaman sonra kadınların atikliğinden nefret edeceğini bilmeniz gerekir. Herkes dengi ile evlenmelidir ama bu da nikâhın şartlarından değildir. Üçüncü şahısların bulunduğu ortamlarda görüşmeler yapın; herkes birbirini tanısın ona göre karar verin. Allah hayırlı ve bereketli kılsın.