Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben dokuz haftalık hamileyim ama bebeğin gelişimi altı haftada kalmış. Kalbi durmuş ve kanama başladı, doktor alalım dedi. Kürtaj olabilir miyim, bunun bir günahı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah size afiyetler versin, kalbinize huzur indirsin. Bunun için yapabileceğiniz bir şey yoktur. Bir ameliyat sonrası parçalar gibi işlem yapılacak ona. Hastanenin işidir bu. Sizin işiniz değildir.
Sizin ileri derece can güvenliği riskiniz doktorlar tarafından onaylanmadığı sürece çocuğunuzu aldırmanız caiz değildir. Ölene dek acısını yüreğinizde hissedeceğiniz yanlış bir karar vermekten sakının.
Kırk günü geçmiş bir hamileliğe müdahale sadece hayati bir tehlike anında söz konusu olabilir. Kırk günü geçmeyen bir hamilelik için de size en yakın müftülüğe giderek bizzat görüşün ve gereken cevabı alın. Sizin için daha hayırlı olur. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Bebeğinizin kalbinin durması ile sizin bağlantınız kurulması doğru değil. Yeniden hamile olur yeniden anne olma durumunuz olabilir. Şeytan sizi böyle şeylerle meşgul ederek hasta etmesin. İşinize bakın, eşinizle ilgilenin, yaşamaya devam edin. Allah size sabırlar versin.
Normal doğumla doğan ve en azından ağlayarak canlı doğduğu anlaşılan bir cenin için normal cenaze işlemi yapılır. Yıkanır, kefenlenir ve cenazesi kılınır. Mezara konur. Anne karnında ölen çocuk ise normal bir cenaze gibi işlem görmez. Yine insan olduğu için temizlenip bir mezarlığa konur. Tıbbi enkaz gibi muamele yapılmaz. Allah Teâlâ size sabırlar versin, annesine afiyetler ihsan buyursun.
Kırk günden öncesi için inşaallah bir sakınca olmaz. Yine de siz istiğfar edin. Eşinizin de dikkatli olması için gayret edin.
bebek konusundaki diğer fetvalar
Bu soruyu size en yakın müftülüğe giderek bizzat sormalısınız. Uzaktan cevaplandırılabilecek bir soru değildir.
Endişelenmenizi gerektirecek bir durum değil bu, çocuklarda sıkça görülebilmektedir. İyi bir pedagog ile görüşerek sorunu çözebilirsiniz biiznillah. Sakın bu nedenle çocuk üzerinde olumsuz düşüncelere sevk etmesin sizi şeytan. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Bu söylediklerinizin hiçbirisinin dini bir dayanağı yoktur. Zanla söylenmiş sözlerdir. Dinimiz böyle zanlarla yönlendirmez bizi. Helal ve kuralına uygun yaptığımız her iş doğrudur ve hakkımızdır.
İki yaşından küçük bir çocuk alınız. Onu anne olacak kişi emzirsin. Sütünü başka bir aletle çekip biberonla ağzına akıtmayla da olsa emzirsin. Bu emzirme dört beş kahve fincanı kadar olsun. Artık o çocukla aranızda hiçbir mahremiyet sorunu yoktur. Kendi doğurduğunuz gibidir. Kendi doğurduğunuzla ne olacaktı iseniz siz ve eşiniz için o odur. Sadece mirasınızı alması ona helal olmaz. Onu da önceden ona devrederek çözersiniz. Ona söyleyip söylememe meselesini onun ileri yaşlarında bir pedagog/psikolog nezaretinde çözersiniz. Şu anda bunu düşünmeniz gerekmez. Dinen ise onun sütannesi/sütbabası olduğunuzu söylemeniz gerekir. Bunun yaşını pedagogla görüşerek belirlersiniz. İnsanların kendi doğurdukları ile yaşadıklarını duyuyorsunuzdur. Bu muhtemel yavrunuzun da size neler getirebileceğini bilemezsiniz, siz her şeye hazır olun. Onu şımarık bir puta çevirmemeye bakın ki sizi de çiğnemesin ileride. Allah Teâlâ yüreğinize rahatlık versin.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
Size TV’yi tamamen kapatın, atın diyemeyeceğim ama iki soruyu da nasıl cevaplarsınız onu da bilemem. Birincisi, nereden İslamî dediğiniz filmleri bulacaksınız? İkincisi de çocuğu nasıl sınırlayacaksınız? Dadandıktan sonra kontrol o kadar kolay değil. Ve şunu da biliniz, evet katkısı olur ama TV çocuk için tek çare değil. Kendinizi daha geniş bir alanda görmeye çalışın. İnterneti ilk dönemler için daha kolay kontrol edebilirsiniz mesela. Öyle veya böyle anne baba olarak siz kendi sorumluluğunuzu başka birine devretmeyin. Siz biiznillah yetersiniz. Allah yardımcınız olsun.