Fetva Meclisi
Soru
Hocam üç buçuk yaşında kızım sürekli yüzüstü yatıp yere sürtünüyor, ilk başta önemsemedim ama şimdi sürekli yapıyor. Hocam ne yapmam gerek? İçim yanıyor çok kötü durumdayım çok ağır geliyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Kesinlikle doktor tedavisini önemsemelisiniz. İşiniz doktorla bitecek gibi duruyor. Allah şifa versin.
Çocuklardaki bu durumun ilaçlı tedavisi yoktur. Her çocuğun buna benzer çıkmazları olabilir. Sabırla beklemekten başka çaresi yoktur zannederim. Çocuğu iterek yatağında uyutabilirsiniz ama size karşı kırık tarafları kalabilir. Biraz daha sabredin, eşinizi ikna etmeye çalışın. Gündüz yorulmasını sağlayın, kendisi erkenden yatmak istesin. Anaokuluna başlayınca değişmesi muhtemeldir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Aile büyüklerinizi devreye sokarak durumu değerlendirin. Söyledikleriniz, iyi bir sonucu göstermiyor. Muhakkak aile büyüklerini devrede tutun.
Ortadaki sorun, sizin yaşınızda bir kız kardeşin çözebileceği bir sorun değildir. Siz kendinizi o fitneye bulaştırmamaya bakın. Onlar kendi ateşlerini yakıp etrafında dönüyorlarsa siz eteğinizi o ateşin tutuşturmasından çekinin. Yapabileceğiniz sadece budur.
Evvela bu durumu uluorta konuşmayın. Gizlilik esasını en yakınınızdan bile koruyun. Sizin yanlış anlamış veya abartmış olmanız da mümkündür. Muhakkak bu durumu bir psikologla görüşün. Psikolog sizi yönlendirirse doktora gidin. Bunların neticesinden sonra tekrar yazın lütfen. Allah yardımcınız olsun. Umudunuzu kırmayın, çaresi olmayan dert yoktur. Arayacağız, sabredeceğiz.
Annenin yanında yatmanın bir sakıncası olmaz ama bir doktorla bu durumu görüşün, belki tedbir almanız gerekiyor olabilir.
bebek konusundaki diğer fetvalar
Kalbi durmuş yani ölmüş bir bebeği doktorun alması anne sağlığı ile alakalı hassas bir ayrıntıdır, aldırabilirsiniz. Geçmiş olsun.
İki yaşından küçük bir çocuk alınız. Onu anne olacak kişi emzirsin. Sütünü başka bir aletle çekip biberonla ağzına akıtmayla da olsa emzirsin. Bu emzirme dört beş kahve fincanı kadar olsun. Artık o çocukla aranızda hiçbir mahremiyet sorunu yoktur. Kendi doğurduğunuz gibidir. Kendi doğurduğunuzla ne olacaktı iseniz siz ve eşiniz için o odur. Sadece mirasınızı alması ona helal olmaz. Onu da önceden ona devrederek çözersiniz. Ona söyleyip söylememe meselesini onun ileri yaşlarında bir pedagog/psikolog nezaretinde çözersiniz. Şu anda bunu düşünmeniz gerekmez. Dinen ise onun sütannesi/sütbabası olduğunuzu söylemeniz gerekir. Bunun yaşını pedagogla görüşerek belirlersiniz. İnsanların kendi doğurdukları ile yaşadıklarını duyuyorsunuzdur. Bu muhtemel yavrunuzun da size neler getirebileceğini bilemezsiniz, siz her şeye hazır olun. Onu şımarık bir puta çevirmemeye bakın ki sizi de çiğnemesin ileride. Allah Teâlâ yüreğinize rahatlık versin.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
Bu soruyu size en yakın müftülüğe giderek bizzat sormalısınız. Uzaktan cevaplandırılabilecek bir soru değildir.
Bu söylediklerinizin hiçbirisinin dini bir dayanağı yoktur. Zanla söylenmiş sözlerdir. Dinimiz böyle zanlarla yönlendirmez bizi. Helal ve kuralına uygun yaptığımız her iş doğrudur ve hakkımızdır.
Aşağıdaki cevaplarımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/cocuklarin-uzerinde-canli-resmi-ve-yazi-bulunan-kiyafetleri-giymesi-uygun-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/uzerinde-resim-bulunan-kiyafetler-hk https://fetvameclisi.com/fetva/cocuklarin-seccadesinde-resim-olmasinda-sakinca-var-midir https://fetvameclisi.com/fetva/uzerinde-canli-figur-bulunan-kiyafetler-giyilebilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/resim-bulunan-cocuk-odasina-da-melek-girmez-mi