Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ve benim gibi çocuk bekleyen kardeşlerim adına bir sorum var. Çocuk kıyafeti alırken batılı temsil etmemesini ve haramı resmetmemesi gibi meselelere dikkat ediyoruz. Birçok şeyde hayvan resmi oluyor. Bunun bir sakıncası var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Çocuklarımızın meleksiz bir odada bulunmaları doğru mu ki onların odalarında caiz olsun? İki hususu dikkatinize sunmak isterim. Birincisi, meseleye sadece resmin haramlığı açısından bakma hususudur. O sözünü ettiğiniz resimlerin, çocuklar üzerinde akideden aile ilişkilerine kadar ne denli etki yaptığını araştırmalıyız. En küçük örnek olarak şunu kaydedebiliriz: Bizim için pis hükmünde olan domuz ve köpek, o resimler sayesinde 'cici' seviyesine yükselmektedir. Bu bizim için bir kayıptır. İkinci husus da, çocuklarımızın eğitiminde keşke boşluk bırakmamayı becerebilsek de resimlere güvenme yerine mübah olan imkânlarımız yeterli olsaydı! Maalesef oyuncak, resim ve benzeri şeylerle annelik, babalık, öğretmenlik boşluğumuzu dolduruyoruz. Bu tür malzemelerin eğitim için şart olduğunu bize öğretenler, doğurduğunu cihat aşkı ile büyütmekten mahrum batılıların teselli için çizdikleri domuz resimlerine sığındıklarını görmezden geliyorlar. Allah yardımcımız olsun.
Kıyafet üzerinde resim bulunmasının bir kültürü ve yaşam tarzını hatta kişiliği temsil edebileceğini unutmamak gerekmektedir. Müslüman kıyafeti üzerinden bile vakarını korumak zorundadır. Sade ve seviyeli giyinmek esastır. Çocuklara da mümkün olduğu kadar bu anlayış uygulanmalıdır. Kıyafet üzerindeki resim İslam dışı bir değeri tazim maksadı taşıyorsa, Resim hayâ açısından sorunlu ise, Resim, bir bütün olarak anlaşılabilecek kadar büyük ise mesela bir düğme kadar küçük değilse o kıyafetin giyilmesi caiz olmaz. Resim küçük ise ve Resmedilmiş şekliyle yaşayamayacak kadar eksik parçası ise giyilmesi haram olmaz.
Mümkün olduğu kadar evde resim bulundurmamalıyız. Bir metre mesafeden ne resmi olduğu anlaşılan ve canlının tümünü gösteren resim sakıncalı resimdir. Eğitim amaçlı kullanılan resimleri istisna tutabiliriz.
Suret bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceğine dair bilgi kaynağımız sahih hadisi şeriflerdir. Herhangi bir âlimin içtihadı veya benzeri tartışılabilecek bir bilgi değildir. Ancak 'SURET'in ne olduğu konusunda ulemamızın farklı görüşleri vardır. Büyük bir bölümü bunu bildiğimiz resmin her çeşidi olarak anladığı gibi bazı muasır âlimler de heykelcik şeklinde olan suretin haram suret olduğunu söylemektedir. Onların anlayışına göre de bizim RESİM olarak tarif ettiklerimiz bu yasağa girmemektedir. Özetleyecek olursak resim konusunda şu ilkelere dikkat etmeliyiz: a- Zorunluluk olmadıkça evlerimizin, işyerlerimizin duvarlarına insan ve hayvan resmi asmamalıyız. İnsan ve hayvan resmi dışındaki resimler için bir yasak yoktur. b- Eğitim, öğretim maksatlı resimler için bir zaruret varlığı söylenebilir. Çizgi filmler de buna dahildir. c- Özellikle heykelcik şeklini alan oyuncakların ve benzeri malzemenin bu ihtilafa girmediğini, onları kullanmaktan sakınmak gerektiğini bilelim. d- Yasak olan resmin teknik boyutu şöyledir: Elimizdeki resim, o canlının yaşayabilecek hali olmalıdır. Mesela kafası kopuk bir resim veya Mekke'de namaz kılan cemaatin toplu görüntüsü gibi bir iki metre mesafeden bakıldığında erkek mi kadın mı olduğu anlaşılamayacak kadar küçük resim gibi...
Selamünaleyküm. Kaşları inceltme olacak şey sakıncalıdır. 'İnceltme' denmeyecek düzeyde müdahale yapılabilir. Çocuklarımızın bedenlerine giydikleri kıyafetlerdeki resimlerin resim olarak sakıncası kadar psikolojik ve eğitim sakıncası da vardır. Dikkat etmek şarttır.
Bir kere, bu konudaki hassasiyetimizi sıfırlamayalım. Bu ilkemiz olsun. İkinci olarak da bari resmin konusu müstehcen ve akideye zarar verecek şey olmasın. Üçüncü olarak da bir metre mesafeden bakıldığında ne olduğu anlaşılmayacak küçük resimler olsun. Dördüncü olarak da sadece baş gibi canlı olsa yaşayamaz şekilde parçalardan oluşsun. Böylesi belki…
bebek konusundaki diğer fetvalar
Bunun çok özel bir anlamı olması gerekmiyor. Sizin hissedemediğiniz bir ortamda mesela uykulu iken öyle bir ses onu ürkütmüştür, o korkuyu atamamış olduğu için sizin duyurmanızla ürkmesi canlanıyor. Buna takılıp kalmayın. Üzerine üzerine de gitmeyin. Cin ve benzeri şeyleri de üretmeyin durup dururken. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler ihsan etsin.
Bu konuyu aşağıdaki cevaplarımızdan izleyebilirsiniz. https://fetvameclisi.com/etiket/ummu-subyan https://fetvameclisi.com/fetva/dinimizde-subyan-diye-bir-sey-var-midir
“Boşanma” sözcüğü ile irtibatınızı bu kadar kolay kullanmayın. Onu en son çare gibi düşünmelisiniz. Eşlerin çocuk konusunda birbirlerinin ortak kararına sadık kalmaları evlilik ilkelerinden biridir. Normalde bir engel yoksa çocuk sahibi olmak iki tarafın da hakkıdır. Bunu uzun süre gizlice engelleyen taraf hatalıdır. Bir hakem heyetinin onayı ile olursa yani duygusal karar vermemek kaydı ile bu bir boşanma nedeni olabilir ama bunu sakın siz tek başınıza kararlaştırmayın, sonrası sizi üzebilir. Sabredin, istişare edin ve destek alın.
“Dinen şunu yapmanız gerekir’ diyemem. Kalbinizin daha huzurlu olacağı hangisi ise onu tavsiye ederim size ama ben olsa idim şeytanın vesvesesini önlemek için helal bir tüp bebeği denerdim. Allah size sabırlar versin.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
İki yaşından küçük bir çocuk alınız. Onu anne olacak kişi emzirsin. Sütünü başka bir aletle çekip biberonla ağzına akıtmayla da olsa emzirsin. Bu emzirme dört beş kahve fincanı kadar olsun. Artık o çocukla aranızda hiçbir mahremiyet sorunu yoktur. Kendi doğurduğunuz gibidir. Kendi doğurduğunuzla ne olacaktı iseniz siz ve eşiniz için o odur. Sadece mirasınızı alması ona helal olmaz. Onu da önceden ona devrederek çözersiniz. Ona söyleyip söylememe meselesini onun ileri yaşlarında bir pedagog/psikolog nezaretinde çözersiniz. Şu anda bunu düşünmeniz gerekmez. Dinen ise onun sütannesi/sütbabası olduğunuzu söylemeniz gerekir. Bunun yaşını pedagogla görüşerek belirlersiniz. İnsanların kendi doğurdukları ile yaşadıklarını duyuyorsunuzdur. Bu muhtemel yavrunuzun da size neler getirebileceğini bilemezsiniz, siz her şeye hazır olun. Onu şımarık bir puta çevirmemeye bakın ki sizi de çiğnemesin ileride. Allah Teâlâ yüreğinize rahatlık versin.