Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz dört yıllık evliyiz. Eşimin doğuştan olan hastalığı sebebi ile doktorlar normal yoldan çocuk sahibi olamayacağımızı söylediler. Evlenirken ben bunu bilerek evlendim çünkü biz kuluz imtihan için geldik dedim. Çocuk olup olmayacağını Rabbimden başkası bilemez. İki defa tüp bebek tedavisi gördük, devlet hastanelerinde gerekli mahremiyete uyulmadığından özel hastanede yaptırdık. Şimdi biz bir tüp bebek parası daha biriktirdik ama aklımıza takılan acaba tüp bebek mi yaptırsak yoksa o parayla umreye mi gitsek? Rabbim sizden razı olsun, inanın biz bu çocuk meselesinde sizin yazılarınızla sabrederek ayakta duruyoruz.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Akıbetinizi hayır etsin. Öyle demeyin de şöyle deyin: “Şu anda Allah Teâlâ bize çocuk yazmadı.” Yarını sadece Allah biliyor. Biz bekliyoruz, sabrediyoruz.
Çocuk olmamasından daha önemli bir sorunu size ikaz edeyim mi? Neden insanların ne dediğine önem veriyorsunuz? Siz özel hayatınızı ve eşinizle saadetinizi yaşayın, insanları da savurun gitsin. Bunu not edin muhakkak. Helal yöntemlerle tüp bebek yapılmasına uğraşmakta dinen bir sakınca yoktur. Yine de siz elinizdeki yavrunuzun kıymetini bilin, onu yetiştirin. Mutluluğunuzu artırın. Allah yardımcınız olsun.
Hastaneye giderken besmele çekmeniz yeterlidir. Allah kolay etsin.
Çocuk, Allah’ın en büyük nimetlerinden biridir. O nimete sahip olmak da her mü'minin tabii ve helal arzusudur. Allah Teâlâ’nın bir hikmeti gereği çocuk sahibi olamayan Müslüman’ın sabretmesi, dua etmesi gerekir ama belli bir noktadan sonra tıbbın sunduğu imkânlardan istifade ederek çocuk sahibi olmayı istemesinde hiçbir sakınca yoktur. Kalp krizi geçirenin tedavi olmasına nasıl bakıyorsak bu tedaviye de öyle bakarız. Maalesef bu alanda ahlâk zafiyeti hatta iman zafiyeti yaygın bir yanlış işlerin oluşmasına sebep olmuştur. Özellikle Müslüman ve Allah’tan korkarak mesleğini icra eden bir doktor bulduğunuzda tedaviyi olun. Kadına yönelik işlemlerde kadın doktoru özellikle arayın. Genel olarak şu kurallara dikkat ederseniz biiznillah helal bir iş yapmış olursunuz: Keyfi bir tedavi olmasın. Evlendikten iki ay sonra tüp bebek tedavisi istemek gibi bir keyfilik olmamalıdır. Doktorlar açısından başka bir çare yok dendikten sonra bu kararı verin. Özellikle kadın açısından kadın personel varken erkek personelin müdahalesine razı olmayın. Sperm çıkarıp elde etmede haram bir yöntem denemeyin. Kadın yumurtaları ve erkeğin menisini kontrolsüz bir şekilde hastaneye terk etmeyin. En güvenli yeri ve yöntemi muhakkak araştırın. Eşiniz ve sizin dışınızda hiçbir insana sizin parçalarınız verilmemeli, size kimsenin parçası verilmemelidir. (Buradaki parça sözcüğü, yumurta ve meni için kullanılmıştır.)
Selamünaleyküm. Bir kere tıbbin bütün imkanlarını kullanın. Ondan sonra olmuyor deyin.İkinci olarak da asıl bu durumda yatak ilişkinizi bir tedavi-teselli olarak sürdürmeniz gerekirdi, yanlış yapmışsınız. Yeniden yatağa dönün. Çok dua edin. Kitap okuma, sohbetlere gitme gibi bir ilave iş üretin kendinize. Bayanlar arasında çocuğunuzun olmamasını gündem yapmamaya çalışın. Biri bin yaparak size yaralarlar. Allah yardımcınız olsun. Çocuk büyük bir nimettir elbette ama hayat çocuk demek değildir. Dengeli bakmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
bebek konusundaki diğer fetvalar
“Boşanma” sözcüğü ile irtibatınızı bu kadar kolay kullanmayın. Onu en son çare gibi düşünmelisiniz. Eşlerin çocuk konusunda birbirlerinin ortak kararına sadık kalmaları evlilik ilkelerinden biridir. Normalde bir engel yoksa çocuk sahibi olmak iki tarafın da hakkıdır. Bunu uzun süre gizlice engelleyen taraf hatalıdır. Bir hakem heyetinin onayı ile olursa yani duygusal karar vermemek kaydı ile bu bir boşanma nedeni olabilir ama bunu sakın siz tek başınıza kararlaştırmayın, sonrası sizi üzebilir. Sabredin, istişare edin ve destek alın.
Bu konuyu aşağıdaki cevaplarımızdan izleyebilirsiniz. https://fetvameclisi.com/etiket/ummu-subyan https://fetvameclisi.com/fetva/dinimizde-subyan-diye-bir-sey-var-midir
Bunun çok özel bir anlamı olması gerekmiyor. Sizin hissedemediğiniz bir ortamda mesela uykulu iken öyle bir ses onu ürkütmüştür, o korkuyu atamamış olduğu için sizin duyurmanızla ürkmesi canlanıyor. Buna takılıp kalmayın. Üzerine üzerine de gitmeyin. Cin ve benzeri şeyleri de üretmeyin durup dururken. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler ihsan etsin.
Aşağıdaki cevaplarımızı inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/cocuklarin-uzerinde-canli-resmi-ve-yazi-bulunan-kiyafetleri-giymesi-uygun-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/uzerinde-resim-bulunan-kiyafetler-hk https://fetvameclisi.com/fetva/cocuklarin-seccadesinde-resim-olmasinda-sakinca-var-midir https://fetvameclisi.com/fetva/uzerinde-canli-figur-bulunan-kiyafetler-giyilebilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/resim-bulunan-cocuk-odasina-da-melek-girmez-mi
Bunları bırakın da önce siz, hakiki bir tevbe ile tevbe edin, Allah’ın kapısına yönelin. İstiğfar edin. Tekrarından hatta tekrarına yaklaştıran şeylerden ebediyen uzak kalmaya yeminli olun. Önce bu işi halledin. Zinadan sonra ikinci kabahat da o iş olmuştur ama o geçti şu anda. Siz bundan sonraki iman hayatınızı kurtarmaya bakın. Herkes gibi belki de pek çok kimseden daha iyi mü'min olabilirsiniz, gayret edin. Yılmayın ve dökülmeyin.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.