Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kameri ve miladi takvime göre, Mevlid kandili ne zaman başlıyor ve hangi vakitte sona eriyor? Kameri takvime göre Mevlid kandili önce mi geliyor?
Cevap
Benzer fetvalar
selamünaleyküm. Siz verilebilecek cevabı vermişsiniz. İbadetlerimizi kameri aylara göre yapmamızı anlayamayan biri, basit coğrafya bilgisine de vakıf değildir. İkna etmek için kendinizi yormayın. Biz ikna etmeye değil izah etmeye mükellefiz.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Pazartesi günü doğduğunu bize bildiriyor. Pazartesi günü bu vesile ile oruç tutulabilir.
Kandil gecesine mahsus bir ibadetin olmadığı doğrudur. Ama sizin, anlamayacakları şeylerde ailenizi, kardeşlerinizi zorlamanız da hoş değil. Daha sabırlı ve daha ikna edici olmanız gerekir. Derdi ve davası olanlar, zamanı ve şartı çok iyi kullanmalıdırlar. Kandil meselesine gelince, o gecelerin, ashab-ı kiramın 'kutladığı' geceler olmaması hasebiyle bid’at olmadığını söyleyebilecek kimse yoktur. Şu var ki, Müslümanlara dinlerini hatırlatmaya fırsat oluşturması bakımından bu geceleri değerlendirmenin yararlı olacağını söyleyenler için kendileri açısından önemli bir malzeme vardır. Size düşen, kalbinizin rahat etmediği işleri yapmamaktır ama dağıtmayın, tartışmayın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i övmek kadar büyük bir meziyet olabilir mi? Keşke becerebilsek, keşke en güzel mevlidi ben yazabilsem! Ama Kur'an gibi görülecek bir mevlüt değil, duygularımı yansıtacak bir mevlit olacak! Sıkıntıyı anlamış bulunuyorsunuz, mevlit ne için yazıldı ne için kullanılıyor, nerede kullanılıyor? Mesele buradadır.
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet'e ittiba etmektir. Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih etmektedir: Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. O zaman bu mazeretin karşılığını ne kadar bulabiliyoruz? Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek zorundayız. Adeta biz, Sünnet'i tam anlamıyla yaşadık da, başkaları anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar için taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçek olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemizdir. Zorumuza gidiyor, kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm'ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Allah sonumuzu hayır etsin. Yapmamız gerekenler varken beğendiklerimizle teselli bulamayız.
Kamerî aylar, adından anlaşıldığı gibi başlangıcı ve bitişi ayın hareketlerine göre belirlenen aylardır. Ramazan orucu, Ramazan ayında tutulduğundan ve Ramazan ayı da ay takvimine göre her sene değiştiğinden, oruca başlayabilmek için öncelikle, Ramazan ayının başladığını tespit etmek gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Hilali (Ramazan hilalini) görünce oruca başlayın ve hilali (Şevval hilalini) görünce bayram edin. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyâm, 19-20 [1081]; bk. Buhârî, Savm, 5, 11 [1900, 1909]) buyurmuştur. Bu hadis ilk bakışta hilali çıplak gözle görmedikçe oruca başlanmayacağı ve bayram edilmeyeceği fikrini uyandırmaktadır. Konu ile ilgili diğer rivâyetler değerlendirildiğinde, bu hadislerin amacının günün şartları içinde en uygun uygulamanın öğretilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bir rivâyette Hz. Peygamber (s.a.s.), “Biz ümmî bir toplumuz; hesap ve okuma yazma bilmeyiz. Şunu biliriz ki ay ya 29 ya 30 gündür.” (Buhârî, Savm, 13 [1913]; Müslim, Sıyâm, 15 [1080]) buyurarak, kamerî aybaşlarının belirlenmesinde hesap yöntemine de başvurulabileceğine işaret etmiştir. Çıplak gözle görülsün ya da görülemesin, ay mutat hareketlerine devam etmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de güneş ve ayın bir hesaba göre hareket ettiği (er-Rahmân, 55/5), bunların, diğer fonksiyonlarının yanında aynı zamanda birer hesap ölçüsü kılındığı (el-En'âm, 6/96), yılların sayısını ve hesabı bilmemiz için aya menziller tayin edildiği (Yûnus, 10/5), gökler ve yer yaratıldığı zaman on iki ay meydana gelecek şekilde bir nizam konduğu (et-Tevbe, 9/36), ayın yeryüzünden hilal şeklinde başlayıp kademe kademe farklı şekillerde görülmesinin insanlar ve hac için vakit ölçüleri olduğu (el-Bakara, 2/189) ifade edilmektedir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.s.), kamerî aybaşlarının belirlenmesi konusunda çıplak gözle görmeyi, başvurulacak yegâne yöntem olduğu için değil, belki o günkü şartlar içinde en sağlıklı sonuç veren yöntem olduğu için öngörmüştür. Hilali gözlemlemenin amacı Ramazan ayının girip girmediğini belirlemektir. Bu sebeple, hilali çıplak gözle görme dışında, bizi bu amaca ulaştıracak başka yöntemlerden yararlanmak da mümkündür. Bugün, insanoğlunun ulaştığı teknolojik gelişmişlik, ayın hareketleri konusunda en ince ayrıntıyı bile izleme imkânı sunmaktadır. Artık ince astronomik hesaplar yoluyla, gelecek birkaç yıllık namaz vakitlerini gösteren takvimleri hazırlama imkânı bile doğmuştur. Dolayısıyla kamerî ayların başlangıçlarını hesap yöntemiyle belirlemek meşrudur.