Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Kandil konusunu biraz araştırdım ve anladığım kadarıyla bunlar bid'at. Dün gece de Mevlid kandiliydi, ben de camiye gitmedim. Bundan dolayı da küçük bir tartışma oldu evde. Bu durumda gitmek daha mı doğru olurdu? Ayrıca bir de bizim burada Kandil gecelerinde camide toplu şekilde sesli zikir yapıyorlar. Ben de tabii o sırada dışarı çıkıyorum ve bu da pek hoş gözükmüyor camide. Böyle yapmam yanlış mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman, ahireti veya dünyası için fayda getirecek işlere öncelik vermelidir. Kandil gecelerinin “konuşulma, tartışılma gündemi” yapılmasının ahirete olmadığı gibi dünyaya da bir faydası yoktur. Bu tür konularla meşgul olmamak gerekir. Anlattığınız şeyler doğrudur, ortada çıkışı olmayan bir tünel gibi durmaktadır bu mesele. Biz bunun ortasını şöyle görmek istiyoruz: Yılda birkaç geceyi ihya ederek Müslüman olmanın gereğini hallettiğini zanneden gerçek bir aldanış içindedir. Bu gecelerin bu şekilde heba edilmesine karşılık o geceleri yok kabul eden de ne yaptığını bilememiş sayılmalıdır. Bari beş geceyi kurtarayım diyen birine ise söylenebilecek bir söz yoktur. Bari kandil gecelerini kurtarsın. Yılda beş gece fena bir kâr sayılmaz. Ortadaki kör tartışmayı kendisine konu edinmeden mü’min olma yoluna hızla devam eden mü’min ise biiznillah en doğru olanı yapmaktadır. Zannımız böyledir.
Selamünaleyküm. Dediğiniz doğrudur, kandil gecesi bir oyalanma gecesine dönüştürülebilmektedir. İki noktayı ihmal etmeyelim. Birincisi bu işe, ‘bari bir geceleri kurtulsun’ mantığı ile bakanların bakışı da nihayetinde doğru olabilir. İkincisi de, madem din üzerine eğitim görüyorsunuz şunu unutmayın: Bu denli yaygınlık kazanmış işlerde fevri ve sivri konuşmak uygun olmaz. Bu bir eğitim meselesidir. Eğitim de yılların ve yaygın mekânların işidir. Sabırlı olun, ilim adamı olun. Allah’a emanet olun.
Atalarımız “papaza kızıp oruç bozulmaz” diye bir söz söylemişler. Dinimize dair sıkıntılarımız, bizi idare eden düzen sebebiyle camiyi terk etmek makul değil, eşiniz yanlış yapıyor. Kandil akşamlarını da yok kabul etmeyi doğru bulmadığımız gibi KURTULUŞ GECESİ gibi abartmayı da doğru bulmayız. Ortada bir çizgi geliştirmek gerekir. Eşinizle ne edin edin bu konuyu tartışarak aile içi huzurunuzu bozmayın. Şeytan için iyi bir fırsat olabilir bu. Bu tür düşünce sahiplerinin fikirleri değişken olur, zamanla farklı düşünebilir diye plan yapın. Siz çocuğunuzu bu tartışmanın içine düşürmeden yönlendirmeye bakın.
Selamünaleyküm. 1- Yüzde yüz mübarek gece diyebileceğimiz tek gece KADİR GECESİDİR. 2- Kadir gecesi için bile muayyen bir ibadet yoktur. 3- Şu gecenin ibadeti diye ortaya konan ibadetlerin dayanağı yoktur. 4- Asıl olan Müslüman'ın bu tür fırsatları, hayatının bütün için bir değişim sebebi yapmaktır. O değişim yerine, belli bir zaman dilimini belli bir ibadetle geçirmeyi yeterli bulmak bid'attir. Anlatılan budur.
Herhangi bir ibadetin ibadet olması ancak onu, ashabın yapması ile yani Peygamber aleyhisselamdan görmesi ile mümkündür. Kandil tebrikleşmesi ise ashabın yaptığı iş değildir. Dolayısıyla ibadet olarak bir değeri yoktur ama örf olarak, sevgi ve kaynaşmaya zemin hazırlaması bakımından yapılabilir. Ne yazık ki bu da bıktıracak bir şekil almıştır. Diğer sorunuza gelince, farz ibadetlerde kandilde ya da başka bir zamanda diye bir şey olamaz. Nafileler ise her zaman nafiledir.
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Her iki konu hakkında da ashabı kiramın yaptıklarına dair açık ve sahih bir bir bilgi yoktur. Ancak günümüze kadar gelen bir silsile ile Müslümanlar arasında yapıla gelen gerek sesli zikir ve gerekse cemaatle topluca tesbihatı kavga konusu yapmanın yararı yoktur. Faydalı olduğunu düşünerek yapanlar arasında ulemadan da kimseler vardır. İhtilaflı konularda en doğru olan, Müslüman'ın hak bildiğini yapıp diğer kardeşinin yaptığını da tartışma konusu yapmamasıdır. Zira birbirimizle uğraşmakta yarar olmayan bir zamandayız. Yeter ki söz konusu olan şey Allah Teala'nın kati haramlarından biri olmasın. Allah'a emanet olun.
Böyle bir talak bir bid'attir; yapılmaması gerekir. Vuku bulunca da, ayrıntılarını ilim ehli birine anlatarak çıkış yolu aranmalıdır. Allah'a emanet olun.
1- Bizim bir nolu vazifemiz Rabbimizin rızasını kazanmak için yoğun bir şekilde çalışmaktır. 2- İkinci vazifemiz Ümmet içinde kalmaktır. Bu ümmet içinde kalmak bir tarikata girmek veya bir cemaate katılmak değildir. Ümmet'te kalmak daha büyük bir eylemin adıdır. Kişi kendisi için yararlı görüyorsa tarikata da girebilir, bir cemaate de mensup olabilir. 3- Hatasız birini aramak beyhudedir. Hepimiz kuluz, hatasızlık iddiasında bulunamayız. Şüphesiz, büyük şahsiyetlerin hatası da büyük olmaktadır. Keşke önümüzde duranların böyle hataları olmasa idi; ne güzel olurdu. Ama bizim parolamız şudur: İnsanlara ölçerek hakkı tanımayız, hakka ölçerek insanları tanırız. 4- Günlük ibadetlerle alakanız gayet ciddi bir şekilde devam etsin. Haramlardan da ateşten kaçar gibi kaçın. Kâfirlerle asla bir arada olmayın. Belli bir düzeyde ilminiz muhakkak bulunsun; bulunması için çabalayın. Evinizin kıymetini bilin, eşinizi takdir edin; beraberce Rabbinize koşmaya çalışın. Çocuklarınızı ihmal etmeyin. Siz mü'minsiniz. Dünya yıkılsa size zararı olmaz. Gündeminizi dışınızdakilere bakarak dağıtmayın. Huzurunuz kaçar. Allah'a emanet olun.
Hiçbir sebeple daha efdaline gitmedikçe cami terk etmemeliyiz. Gördüğünüz gibi bir bid'at uğruna nelere katlanılıyor da biz Sünnet'in ihyası için ne kadar gevşek davranıyoruz! Birbirimize çok dualar edelim.
Peygamber aleyhisselam zamanında bulunmaması açısından bid'at bir uygulamadır. Ama yöremiz uleması, bir sünnetin ihyası açısından icra edilmesini uygun görmektedirler. Allah yardımcımız olsun.
Ebu Davud (Tatavvu' 303/1294) ve Tirmizî'nin (Vitr,19/482) rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Tesbih Namazı'nı tavsiye ettiği sabittir. Ancak söz konusu hadisler hadis ehli tarafından Buhari ve Müslim hadisleri gibi sahih kabul edilmediğinden bu namaz müekked sünnetler arasında zikredilmemiş bilakis müstehablar arasında zikredilmiştir. Ama kesinlikle bid'at değildir. Mevcut camilerde topluca kılınan şekli ise bid'attir. Kural olarak şunu bilmek gerekir: Bir bid'at ihtiva etmedikçe nafilelerde uygulama geniş tutulur; mümkün oldukça yapılması tavsiye edilir, yapmayan ise kınanmaz. Ancak bid'atin karıştığı bir işte hayır yoktur. Allah Teala'dan sünnete uygun bir hayatı bize kolaylaştırmasını dileriz.