Fetva Meclisi
Soru
Hocam annem ve babam bazı gereksiz sebeplerden ötürü sorun yaşıyorlar. Tartışıyorlar ve bu beni çok etkiliyor. Babam çok sinirli biri ve devamlı küfür ediyor. Anne ve babamın evde birbirlerine surat asması beni çok üzüyor. Evlatları olarak aralarında kalıyorum. Babam annemle sorunu olduğunda tüm ev halkına küsüyor. Bu tür olaylar karşısında tavrım nasıl olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sen, kendini korumak zorundasın. Onların iç tartışmalarına girme. Durabildiğin kadar onların kargaşasından uzak dur. Onların savcısı ya da hakemi gibi olmamaya çalış. Sabırlı ol.
Siz kendinizi babanıza veya annenize göre organize etmeyin. Onlara karşı iyi bir evlat olmanın gerekenlerini yapın, gerisini de onların sorunu olarak onlara bırakın. Düzeltemeyeceğiniz bir hatayı kendinize dert etmeyin.
Bir sıkıntıya sıkıntı ile karşılık vermek yanlış olur. Zaman geçtikçe daha rahat olacaksınız. Babanızı hatası ile baş başa bırakın. Siz kendi hayatınızı sürdürmeye çalışın. Babanız için de dua edin, erkenden ıslah olsun. Genel uygulamanız böyle olsun.
Sevme ve saygı hususunda içinden gelmiyor olabilir. Bunda da haklı olabilirsin. Evlatlık ilişkisini olduğu gibi korumak ve ona karşı kabalık yapmamak ise görevindir. Bir de anneni düzeltmekten sorumlu tutma kendini. Sen evlatlık noktasında dur, onun akıbetini Allah’a bırak. Sabrederek kazanacağımız bir dünyada olduğumuzu unutmayasın.
Selamünaleyküm. Böyle bir sorunu ancak aile büyüklerinin müdahalesi ile çözebilirsin. Senin aile büyüklerin devreye girip insanî bir şekilde çözmeye çalışsınlar.
Şunu kesinlikle ilke edinmelisiniz: Çocuk, durumu ve yaşı ne olursa olsun, anne babasının gözünde hep çocuktur. Aile içindeki ortaya çıkan olumsuz durumlarda, çocuk için uygun olan anne-babadan yana olmaktır. Anne babanın iki grup olduğu durumlarda çocuğun savcı veya hakem rolünde olması hiç doğru değildir. Sizin gözünüzde haklı belli olabilir. Onlardan birini haksız görebilirsiniz. Yine de siz, birinin yanında diğerinin karşısında olmayacaksınız. Sizi böyle bir tavır koymaya zorlasalar bile kaçınmak zorundasınız. Çocuk ebeveynine karşı savcı veya hakem olmaya kalktığı an kaybeder. Çıplak elle elektrik kablosuna tutmuş gibi olur. İkisi arasında gidip gelirken, ikisini de üzmeden ve ikisini de kendinizden yana tutacak bir yol izlemek zorundasınız. Bu durum, ebeveyninizle kardeşlerinizden biri arasındaki tartışmada da böyle olmalıdır. Birinin gönlünü kazanacaksınız diye öbürünü üzemezsiniz.
aile konusundaki diğer fetvalar
“Çıplak” sayılacak bir pozisyon isterlerse senden itaat etmen gerekmez. Ferace gibi “daha iyisi” olacak bir şeyi engellemeye kalkarlarsa onlara itaat et. Böylece ebeveyninle sürtüşerek kendini yıpratmış olmazsın. Bu durumu senin özel imtihanın olarak gör. Sabrederek kazan. Allah yardımcın olsun.
Yaşınız olgun düşünmenize manidir. Yaptığınız tam anlamı ile bir çocukluktur. Asla gizli nikâh diye bir şey olmaz. Dinle oynamayın. Aklınızı başınıza alın ve bu işten vaz geçin. Hele sen otur iffetini koru, çocukluk yapıp gelecekte binlerce kere pişman olacağın bir işi sakın yapmayasın.
Peçe ayrıntısı konusunda ailenle sürtüşmemelisin. Peçe ve tesettür arasında bu konuda fark vardır. Tesettürünü tamamen yok kabul etmemeleri için onlarla bu konuda tartışma.
Bile bile huzurunuzu yok etmeniz gibi bir durumdur bu. Kesinlikle yaptığınız neticede sizi eritecektir. Bu bir çocukluktur. Kendinizi zapt edemiyorsanız psikoloğa gidin, muhakkak görünün psikoloğa. Aksi takdirde kendinizi eritiyorsunuz.
Kızım, o kişiyi tanımadığım için sana net bir cevap veremeyeceğim ama acele etmesen daha iyi edersin zannediyorum. Kendini tek kişiye kilitlenmiş duruma düşürme.
Şunu dinden bir parça gibi bilmek zorundayız: Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamaya çalışmamız Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Bunun aksi de en büyük günahlardandır. Bunun tartışılabilecek bir boyutu da yoktur. Bu temel kuraldan sonra şunu söyleyebiliriz: Anne ve baba, Allah’a karşı asi olma niteliği olan bir şey isterse ona itaat etmemiz gerekmez. Mesela Cuma namazına gitmemeyi emrederse itaat etmeyiz. Çünkü Cuma namazı kati bir emirdir, kılınmaması Allah’a isyandır. Onların böyle bir emrine itaat etmeyiz ama bu itaat etmeyişimizi kabalıkla değil nezaketle iletiriz onlara. Bu itaat etmemeyi de onlarla mevcut diğer ilişkilerimize de sıçratmayız. Bir de, insan olarak kaldırılamayacak nitelikteki taleplerine de cevap vermek zorunda değiliz. Hatta örf olarak uygun olmayan taleplerini de yerine getirmemiz gerekmez. Saliha veya uygun bir eşi, sırf onların mesela göz zevkine uygun değil diye boşamayı emretmelerine itaat etmemiz gerekmez. Çocuklarımızı mü'min ve saygın kimseler olarak yetiştirmemize mani olmalarına da müsamaha edemeyiz. Bütün bunlarda yine nezaket ve alttan alma temel karakterimiz olacaktır. Babanızın sizi kendi iş yerinde görmek istemesine gelince, durum şöyledir: Bir kere babanızın da hatırını sayacağı akrabalarınız veya yakınlarınızla bu durumu sorunsuz çözmeye çalışmanız gerekir. Fevri bir karar vermeyin asla. Elbette, ahiretimi alayım da dünya ne olursa olsun tarzında bir anlayışla babanızın yanında kalırsanız net kazanan olursunuz. Ama bunu yapmak zorunda değilsiniz. Eğer babanızın iş yerinde mesela kadınlar da çalıştığı için sizin harama bulaşma riskiniz varsa nezaketle rica edip ayrılabilirsin onun yanından. Öyle bir durum yoksa ve beraberliğiniz sizin ailenizi idare etmenizi ekonomik ve sosyal olarak sıkıntıya sokuyorsa babanızdan müstakil bir iş kurabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken “yasal hakkını kullanan bir vatandaş” kabalığı ile yapmayasınız sakın. En nazik ve en ricacı kimliğinizle yapın bunu. Bu tavrınız sizin, babanızdan kopuşunuz gibi olmasın. Zorunluluk sizi buna mecbur etsin, diğer işlerde ise kapısında ve ayağının dibinde olun.