Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on yedi yaşında bir kızım. Dokuz aydır birini seviyorum ve maalesef konuşuyoruz. Bunun günah olduğunu bilmemiz ve buna rağmen konuşmamız bizi çok üzüyor. Aileden babalarımız hariç herkese söyledik. Herkes kesin şekilde olmaz dedi ve uzun bir süre olmayacağını belirttiler. Biz de kendi aramızda gizli nikâh kıymayı düşünüyoruz. Başka çaremiz yok ve artık birbirimizi düşünmediğimiz bir an yok. Artık evliliğin farz olduğu kanaatindeyiz. Lütfen bize bir öneride bulununuz. Ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz.
Cevap
Benzer fetvalar
İşler böyle başlıyor kızım. Herkes iyi niyetle ve haklı bir mantıkla giriyor yola da sonrası istediği gibi yürümüyor. On sekiz yaşında çocuk denebilecek yaştasın. Kendini aldatmışsın. Farz oldu derken ne demek farz ve nasıl oluyor, bunu ne kadar soruşturdun? Her neyse şimdi şuna bak: Evliliğin fıkha göre muteber mi? Şahitler kimdi ve ne üzere nikâhlandınız? Bunlarda bir sorun yoksa nerede ve nasıl evlilik sürdürüyorsunuz? Korsan ve kaçamak bir evlilik seni delirtebilir, dikkat edesin ve hepsinden önemlisi şimdi kulluğu tam yapmaya bak. Namaz başta olmak üzere donanın eşinizle kulluk işlerinize ki hayatınıza bereket gelsin. Aksi takdirde sen de eşin de kısa süren bir macera yaşamış olabilirsiniz. İlk fırsatta da anne babanın haberi olacağı bir evliliğe dönüştür bunu.
Burada iki durum var. Birincisi, sen eğer gerçekten nikâh yaptı isen o ne derse onu yapmak zorundasın. Nikâhınız uyduruk bir nikâh ise zaten nikâhlı sayılmayacaksınız. Ailenin yanında kalman bir mani sayılmaz. Annen senin onunla bir arada olmana izin vermiyorsa izin verdikleri nikâhın anlamını bilmiyorlardır. İkincisi, fiilen bir araya gelmenize mani bir ortam varken onun böyle bir istekte bulunması bir çocukluktur. Senin de onun da çocukluk yapmamanız gerekir. Sabredin, sabretmeyene bereket gelmez, işi de hayırlı olmaz.
Kesinlikle aleni bir nikâhla hemen evlenmeniz gerekir. Dışarıya duyurulmayan nikâh nasıl nikâh olacak? Nikâhın asıl amacı ilandır. Aileleriniz yanlış düşünüyor. Ateşle oynamayın. Şeytan sizi güya günahtan korkuyor şeklinde oyalıyor; beş yıldır siz ateşle oynuyorsunuz. Hemen nikâhlanın. Okul ve benzeri manileri yok sayın. Allah'a emanet olun.
Bu anlattıkların evlenmenin sana farz duruma geldiğini göstermektedir. İffetinden taviz vermeden, sabretmesini bilerek o süreci kendin için işletebilirsin. Sen yapabileceğini yaparsın, kaderin seni gelir bulur. Şunu unutmayasın: bir isteğin zaruri olması onun uğruna daha zaruri olanı feda etmeyi gerektirmez. Evlenmek zaruri ama iffetten daha önemli ve öncelikli değildir. Sabretmeyi bilmeyen bulamaz, bulduğunu alamaz. Allah yardımcın olsun.
Sonuna kadar yılmadan ve usanmadan babalık ve annelik yapın. Daha fazla inatlaşacağı ortam oluşturmamaya bakın. O veya siz bu hayattan ayrılmadan bırakmama ilkeniz olsun. Sabredin, sonunda kazanmaya bakın. Allah yardımcınız olsun.
Nişan ve benzeri özeline ait şeyleri söylemen gerekmez. Huzur içinde görüşebilirsin. Allah saadetini daim kılsın. Yalnız anne ve baba bildiğin kimselerin asıl anne ve baban olmadığını muhakkak söylemelisin. Çünkü mevcut kişiler seninle evlenecek kişinin kayınpederi ve kaynanası hiçbir zaman olamayacaklar. Dolayısıyla onlarla eşin arasında mahremiyet sıkıntısı olacak. Bunu bilip kabul eden biri ile evlenmelisin. Böyle bir bilgiyi eş adayına söyledikten sonra o da bunu kabul etti ise evlenmen açısından hiçbir mani kalmamış demektir, huzur içinde olabilirsin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Asla aralarında savcı veya hakem olma, asla! Sen ikisine karşı da evlat rolünde ol. Onları düzeltmek, geliştirmek gibi tavırların olmasın. Onlara dua et. Aralarında sorun olduğunda sen başka bir konu ile onların gerginliğini dağıtmaya çalış.
“Çıplak” sayılacak bir pozisyon isterlerse senden itaat etmen gerekmez. Ferace gibi “daha iyisi” olacak bir şeyi engellemeye kalkarlarsa onlara itaat et. Böylece ebeveyninle sürtüşerek kendini yıpratmış olmazsın. Bu durumu senin özel imtihanın olarak gör. Sabrederek kazan. Allah yardımcın olsun.
Peçe ayrıntısı konusunda ailenle sürtüşmemelisin. Peçe ve tesettür arasında bu konuda fark vardır. Tesettürünü tamamen yok kabul etmemeleri için onlarla bu konuda tartışma.
Şunu dinden bir parça gibi bilmek zorundayız: Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamaya çalışmamız Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Bunun aksi de en büyük günahlardandır. Bunun tartışılabilecek bir boyutu da yoktur. Bu temel kuraldan sonra şunu söyleyebiliriz: Anne ve baba, Allah’a karşı asi olma niteliği olan bir şey isterse ona itaat etmemiz gerekmez. Mesela Cuma namazına gitmemeyi emrederse itaat etmeyiz. Çünkü Cuma namazı kati bir emirdir, kılınmaması Allah’a isyandır. Onların böyle bir emrine itaat etmeyiz ama bu itaat etmeyişimizi kabalıkla değil nezaketle iletiriz onlara. Bu itaat etmemeyi de onlarla mevcut diğer ilişkilerimize de sıçratmayız. Bir de, insan olarak kaldırılamayacak nitelikteki taleplerine de cevap vermek zorunda değiliz. Hatta örf olarak uygun olmayan taleplerini de yerine getirmemiz gerekmez. Saliha veya uygun bir eşi, sırf onların mesela göz zevkine uygun değil diye boşamayı emretmelerine itaat etmemiz gerekmez. Çocuklarımızı mü'min ve saygın kimseler olarak yetiştirmemize mani olmalarına da müsamaha edemeyiz. Bütün bunlarda yine nezaket ve alttan alma temel karakterimiz olacaktır. Babanızın sizi kendi iş yerinde görmek istemesine gelince, durum şöyledir: Bir kere babanızın da hatırını sayacağı akrabalarınız veya yakınlarınızla bu durumu sorunsuz çözmeye çalışmanız gerekir. Fevri bir karar vermeyin asla. Elbette, ahiretimi alayım da dünya ne olursa olsun tarzında bir anlayışla babanızın yanında kalırsanız net kazanan olursunuz. Ama bunu yapmak zorunda değilsiniz. Eğer babanızın iş yerinde mesela kadınlar da çalıştığı için sizin harama bulaşma riskiniz varsa nezaketle rica edip ayrılabilirsin onun yanından. Öyle bir durum yoksa ve beraberliğiniz sizin ailenizi idare etmenizi ekonomik ve sosyal olarak sıkıntıya sokuyorsa babanızdan müstakil bir iş kurabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken “yasal hakkını kullanan bir vatandaş” kabalığı ile yapmayasınız sakın. En nazik ve en ricacı kimliğinizle yapın bunu. Bu tavrınız sizin, babanızdan kopuşunuz gibi olmasın. Zorunluluk sizi buna mecbur etsin, diğer işlerde ise kapısında ve ayağının dibinde olun.
Bile bile huzurunuzu yok etmeniz gibi bir durumdur bu. Kesinlikle yaptığınız neticede sizi eritecektir. Bu bir çocukluktur. Kendinizi zapt edemiyorsanız psikoloğa gidin, muhakkak görünün psikoloğa. Aksi takdirde kendinizi eritiyorsunuz.
Müslüman bir kız “kaçmak” kelimesini kullanmamalıdır. Müslüman kızın bu kelime ile lekelenmesi dünyasını da ahiretini de batırabilir. Eğer aranızdaki nikâh, Şeriat’ımızın ölçülerine göre muteber bir nikâh ise sizinkine kaçmak denmez. Evet, üzülen olur ailenizden, yanlış yorumlayan olur ama siz kaçmış olmazsınız. O nikâhınızdan babanızın haberi vardı ise şimdi kimsenin size diyeceği olamaz. Şunu iyi bilin ki: Ailelerinizi ezerek gittiğiniz yol sizin için er veya geç uçurum olur. Dikkat edin. Sabredin, rıza ile yapın yapacağınızı.