Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben iki buçuk sene nişanlı kaldım. Severek nişanlandım, düğünüme üç ay kala ailevi sorunlar yüzünden annesi bizi ayırdı. İmam nikâhımız var, birleşmek istiyoruz ama iki ailede birbirinden nefret ediyor yani iyilikle asla olmaz. Çareyi kaçmakta bulduk çünkü birbirimizi çok seviyoruz. Nişanlımın da hataları oldu ama çok pişman annesinin ne kadar kötü biri olduğunu artık fark etti. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Burada iki durum var. Birincisi, sen eğer gerçekten nikâh yaptı isen o ne derse onu yapmak zorundasın. Nikâhınız uyduruk bir nikâh ise zaten nikâhlı sayılmayacaksınız. Ailenin yanında kalman bir mani sayılmaz. Annen senin onunla bir arada olmana izin vermiyorsa izin verdikleri nikâhın anlamını bilmiyorlardır. İkincisi, fiilen bir araya gelmenize mani bir ortam varken onun böyle bir istekte bulunması bir çocukluktur. Senin de onun da çocukluk yapmamanız gerekir. Sabredin, sabretmeyene bereket gelmez, işi de hayırlı olmaz.
Kuracağınız yuvanın zeminini oyuyorsunuz. Böyle bir yuva kurulmaz, kurulsa da huzur vermez. Nikâhı oyununuza alet etmeyin. Düğün yapacağınız zaman yeniden nikâh kıyacağınıza göre siz şimdi kıyacağınız nikâhı bir maske olarak kullanacaksınız. Allah'ın emirleri ile bu şekilde oynanması büyük bir risktir. Acilen tevbe edin; geleceğiniz kararmasın. Sonra da evlenmeyi düşündüğünüzü, hatırı kırılmayacak yakınlarınız aracılığı ile iletin. Acilen evlenin. Ebeveynin yaptığı da sizinkinden çok geri kalır bir hata değil. Görüyorsunuz, şeytan için imamlık müezzinlik fark etmiyor. Ciddi ve aleni nikâh yapmaktan başka çareniz yoktur. Allah korkunuz, ebeveyn değil bütün âlem engelini aşmalıdır.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Selamünaleyküm. Bir:Ailesinin izni olmadan sizinle görüşebilen biri ile siz nasıl 'iyi bir hayat' kurabileceğinizi vehmediyorsunuz ki? O, yirmi yıldır onu büyüten ebeveynini ezdi, sizi ezmesi için kaç yıl gerekir zannediyorsunuz? Anne baba ezip geçenden kimseye hayır gelmez! Bu kural dünya kurulduğundan beri böyledir. Siz elbette şimdiki lezzete bakıp aldanıyorsunuz. Alkol de kullanılırken pek lezzet verir, ya sonrası! İki:Sizin evlilik vaktiniz geldi ise iki yıl beklemeniz hiç doğru değildir, hemen evlenip kendinizi kurtarın. Üç:Milyon haram işleseniz dahi, namazı ve diğer ibadetleri terk etmemelisiniz. Zaten o haramlardan kurtulmanız ancak namaz sayesinde mümkün olacaktır. Şeytan son kurtuluş umudunuzu da size tükettirmek istiyor. Açın gözünüzü, açın! Dört: Nikâhın imamı müezzini mi olur; ya vardır nikâh ya da yoktur. Yarın, düğün yapmayacaksanız nikâhı zinanıza alet etmeyin.
Selamünaleyküm. Eğer sözünü ettiğiniz nikâh Şeriat'ımızın nikâh dediği şey ise ve siz de bunu yaparken aklınız başınızda baliğa idiyseniz durum şudur: Nikâh ile beraber sizin üzerinizdeki aile velayeti diyebileceğimiz velayet eşinize geçmiştir. Ailenizin diretmesinin bir anlamı yoktur. Hakları olmayan bir şeyi istemektedirler. Eşiniz, birinci eşindeki resmi yazışmayı alıp size verirse bu da onun kişiliğinin zafiyetini gösterir ki, yarın da sizden alıp başkasına verecek demektir. Zannederim, gereksiz bir tartışmanın içindesiniz. Eşiniz adaleti sağlıyorsa kâğıt üzerinde de olsa yapılabilecek bir şey yoktur. Ailenize karşı nezaketinizi bozmayın, hürmette kusur etmeyin ama onlar da sınırlarını bilmelidirler. Genç kızlar bin bir alanda haklarını korurken kimsenin sesi çıkmıyor ve 'bu onun tercihi' oluyor da Allah'ın verdiği bir hak kullanılırken neden 'onun tercihi olmuyor?'
Bu yaptığınız gayet riskli bir oyun; ateşle oynuyorsunuz. Bilhassa kızın babasından habersiz böyle bir iş yapması çirkin düşmüş. Madem neyin ne olduğunu biliyorsunuz, o kadar kudretiniz var, onlara 'bizi evlendirin!' demelisiniz. Bunu demedikçe siz, yürekli biri değilsiniz. Gerçekçi olun ve bilhassa kızın annesi babası ile yol alın. Eğer onlar size yok derlerse siz devletin nikâh işlemlerini yaptıracağınızı söyleyin. Bunları söyleyemeyecek durumda iseniz sizden zaten aile olmaz demektir.
aile konusundaki diğer fetvalar
Şunu dinden bir parça gibi bilmek zorundayız: Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamaya çalışmamız Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Bunun aksi de en büyük günahlardandır. Bunun tartışılabilecek bir boyutu da yoktur. Bu temel kuraldan sonra şunu söyleyebiliriz: Anne ve baba, Allah’a karşı asi olma niteliği olan bir şey isterse ona itaat etmemiz gerekmez. Mesela Cuma namazına gitmemeyi emrederse itaat etmeyiz. Çünkü Cuma namazı kati bir emirdir, kılınmaması Allah’a isyandır. Onların böyle bir emrine itaat etmeyiz ama bu itaat etmeyişimizi kabalıkla değil nezaketle iletiriz onlara. Bu itaat etmemeyi de onlarla mevcut diğer ilişkilerimize de sıçratmayız. Bir de, insan olarak kaldırılamayacak nitelikteki taleplerine de cevap vermek zorunda değiliz. Hatta örf olarak uygun olmayan taleplerini de yerine getirmemiz gerekmez. Saliha veya uygun bir eşi, sırf onların mesela göz zevkine uygun değil diye boşamayı emretmelerine itaat etmemiz gerekmez. Çocuklarımızı mü'min ve saygın kimseler olarak yetiştirmemize mani olmalarına da müsamaha edemeyiz. Bütün bunlarda yine nezaket ve alttan alma temel karakterimiz olacaktır. Babanızın sizi kendi iş yerinde görmek istemesine gelince, durum şöyledir: Bir kere babanızın da hatırını sayacağı akrabalarınız veya yakınlarınızla bu durumu sorunsuz çözmeye çalışmanız gerekir. Fevri bir karar vermeyin asla. Elbette, ahiretimi alayım da dünya ne olursa olsun tarzında bir anlayışla babanızın yanında kalırsanız net kazanan olursunuz. Ama bunu yapmak zorunda değilsiniz. Eğer babanızın iş yerinde mesela kadınlar da çalıştığı için sizin harama bulaşma riskiniz varsa nezaketle rica edip ayrılabilirsin onun yanından. Öyle bir durum yoksa ve beraberliğiniz sizin ailenizi idare etmenizi ekonomik ve sosyal olarak sıkıntıya sokuyorsa babanızdan müstakil bir iş kurabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken “yasal hakkını kullanan bir vatandaş” kabalığı ile yapmayasınız sakın. En nazik ve en ricacı kimliğinizle yapın bunu. Bu tavrınız sizin, babanızdan kopuşunuz gibi olmasın. Zorunluluk sizi buna mecbur etsin, diğer işlerde ise kapısında ve ayağının dibinde olun.
Pek güzel yapmışsınız. Gösterdiği tavrı ile de sizin cevabınızın ne kadar isabetli olduğu anlaşılmış. Evlerimizin mahremiyetini korumayacak, o mahremiyet uğruna tedbirler almayacaktık da ne güne Müslümanız? Pek güzel etmişsiniz, sizi tebrik ederim. Kimseden size hak geçmedi, üzülmeyin.
Böyle bir şey hiç yakışık almaz, ikiniz için de zulüm olur bu. Belirttiğin gibi bir durum varsa bitirin beraberliğinizi.
Çocuğun mahrem olması için en azından mümeyyiz olması gerekir ki bu da hemen hemen on yaşları demektir. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, evinize huzur indirsin.
Yaşınız olgun düşünmenize manidir. Yaptığınız tam anlamı ile bir çocukluktur. Asla gizli nikâh diye bir şey olmaz. Dinle oynamayın. Aklınızı başınıza alın ve bu işten vaz geçin. Hele sen otur iffetini koru, çocukluk yapıp gelecekte binlerce kere pişman olacağın bir işi sakın yapmayasın.
Daha önceki cevaplarımızı şu adresten okuyabilirsiniz: https://www.fetvameclisi.com/?s=do%C4%9Fum+g%C3%BCn%C3%BC