Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben birini beğendim, bir süre birbirimizi tanıdık ve evlenmeye karar verdik. Nişan yaptık, nişanda kadın erkek ayrı olsun dedik kız tarafı kabul etmedi. Böyle bazı konularda ayrı düştük. Bulunduğumuz semti de beğenmedi ve nişan atma derecesine geldi. Bu süreçte kendisinden hoşlanmadığımı fark ettim, soğudum ona karşı ve hiç sevgim kalmadı. Nişan yaptık, aileler de girdi işin içine bu yüzden ne bitirebiliyorum ne devam edebiliyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir erkeğin veya kadının önüne konan eş adayını sevmesi mecburi değildir. Sizdeki bu hava ile evlilik kurulmaz. Şimdiden ve yol yakın iken bırakmalısınız. Aile beğendi diye evlilik yapılmaz.
Aleykümselam. Anlattıklarınıza göre bir kişilikle, İslam'a göre yaşayacak birisinin evlenmesi anlamlı değildir. Kendinizi bitmez bir kavganın içine sokarsınız. Baştan kim küsecekse küssün ama kavgayla bitecek bir süreç başlamasın. Nişanlınızı da buna ikna edin ya da kendinizi ona soğutun. O da ayrılmak istesin. Uzun bir acıdansa kısa bir acıya razı olmalısınız. Allah size sabır versin.
Boş bir oyun oynamışsınız, hiçbir değeri yoktu o yaptığınızın. Onun için tevbe edin.
Şu kâinatta senin asla ikinci bir annen olmayacak. Milyonlarca eş adayın ise seni bekliyor olacak.
Evlilik böyle riskleri kaldırmaz. Mide bulandıracak durumdan uzak durun.
Sizin böyle bir hakkınız yoktur. Talepte bulunursunuz o da kabul ederse bir sıkıntı olmaz, o kadar.
aile konusundaki diğer fetvalar
Çocuğun mahrem olması için en azından mümeyyiz olması gerekir ki bu da hemen hemen on yaşları demektir. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, evinize huzur indirsin.
Pek güzel yapmışsınız. Gösterdiği tavrı ile de sizin cevabınızın ne kadar isabetli olduğu anlaşılmış. Evlerimizin mahremiyetini korumayacak, o mahremiyet uğruna tedbirler almayacaktık da ne güne Müslümanız? Pek güzel etmişsiniz, sizi tebrik ederim. Kimseden size hak geçmedi, üzülmeyin.
Daha önceki cevaplarımızı şu adresten okuyabilirsiniz: https://www.fetvameclisi.com/?s=do%C4%9Fum+g%C3%BCn%C3%BC
Kimse, kimse ile konuşmak zorunda değildir. Yasak olan kin gütmek, küs kalmaktır. Konuşmamak bir mesafe koymaktır. Konuşma durumunda aranızda sorun olacaksa bir mesafe koyarak beraberliği sürdürmek en iyisi olur. Bundan da ne imana ne amele bir zarar gelmez. Daha ileri götürmemeye bak sen. Allah yardımcın olsun.
Müslüman bir kız “kaçmak” kelimesini kullanmamalıdır. Müslüman kızın bu kelime ile lekelenmesi dünyasını da ahiretini de batırabilir. Eğer aranızdaki nikâh, Şeriat’ımızın ölçülerine göre muteber bir nikâh ise sizinkine kaçmak denmez. Evet, üzülen olur ailenizden, yanlış yorumlayan olur ama siz kaçmış olmazsınız. O nikâhınızdan babanızın haberi vardı ise şimdi kimsenin size diyeceği olamaz. Şunu iyi bilin ki: Ailelerinizi ezerek gittiğiniz yol sizin için er veya geç uçurum olur. Dikkat edin. Sabredin, rıza ile yapın yapacağınızı.
Şunu dinden bir parça gibi bilmek zorundayız: Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamaya çalışmamız Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Bunun aksi de en büyük günahlardandır. Bunun tartışılabilecek bir boyutu da yoktur. Bu temel kuraldan sonra şunu söyleyebiliriz: Anne ve baba, Allah’a karşı asi olma niteliği olan bir şey isterse ona itaat etmemiz gerekmez. Mesela Cuma namazına gitmemeyi emrederse itaat etmeyiz. Çünkü Cuma namazı kati bir emirdir, kılınmaması Allah’a isyandır. Onların böyle bir emrine itaat etmeyiz ama bu itaat etmeyişimizi kabalıkla değil nezaketle iletiriz onlara. Bu itaat etmemeyi de onlarla mevcut diğer ilişkilerimize de sıçratmayız. Bir de, insan olarak kaldırılamayacak nitelikteki taleplerine de cevap vermek zorunda değiliz. Hatta örf olarak uygun olmayan taleplerini de yerine getirmemiz gerekmez. Saliha veya uygun bir eşi, sırf onların mesela göz zevkine uygun değil diye boşamayı emretmelerine itaat etmemiz gerekmez. Çocuklarımızı mü'min ve saygın kimseler olarak yetiştirmemize mani olmalarına da müsamaha edemeyiz. Bütün bunlarda yine nezaket ve alttan alma temel karakterimiz olacaktır. Babanızın sizi kendi iş yerinde görmek istemesine gelince, durum şöyledir: Bir kere babanızın da hatırını sayacağı akrabalarınız veya yakınlarınızla bu durumu sorunsuz çözmeye çalışmanız gerekir. Fevri bir karar vermeyin asla. Elbette, ahiretimi alayım da dünya ne olursa olsun tarzında bir anlayışla babanızın yanında kalırsanız net kazanan olursunuz. Ama bunu yapmak zorunda değilsiniz. Eğer babanızın iş yerinde mesela kadınlar da çalıştığı için sizin harama bulaşma riskiniz varsa nezaketle rica edip ayrılabilirsin onun yanından. Öyle bir durum yoksa ve beraberliğiniz sizin ailenizi idare etmenizi ekonomik ve sosyal olarak sıkıntıya sokuyorsa babanızdan müstakil bir iş kurabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken “yasal hakkını kullanan bir vatandaş” kabalığı ile yapmayasınız sakın. En nazik ve en ricacı kimliğinizle yapın bunu. Bu tavrınız sizin, babanızdan kopuşunuz gibi olmasın. Zorunluluk sizi buna mecbur etsin, diğer işlerde ise kapısında ve ayağının dibinde olun.