Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben peçeye girmek istiyorum ama ailem izin vermiyor. Ailemi ikna edebilecek unsurlarda bana yardımcı olabilir misiniz? Bir de Allah izin verir de peçeye girersem kuzenlerimin yanında yani evimde bile peçeyle durmayı düşünüyorum sizce bu doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Peçe farz değildir. Farz olan tesettüre engel olurlarsa itaat etmen gerekmez. Alternatifi olabilecek olanına ise onlar müdahale ettiğinde tartışmamanızı tavsiye ederiz size.
Ortamda tesettür ve mahremiyet kurallarına aykırı bir durum oluşmuyorsa, gelir-masraf dengesi açısından israfa sebep olmuyorsa, vakit zayiatına neden olmuyorsa restoranda yemek yemekte bir sakınca yoktur. Peçe, tesettürün farziyet boyutunu oluşturmadığı için varlığı fazilettir ama yokluğu bir eksiklik değildir. Günümüz şartlarında farz olmayan, takva alanına giren bir konu olduğu için, bu konuda anne babanızın rızasını öncelemelisiniz, onlarla tartışmaya girmemelisiniz. Peçeli olsun ya da olmasın kadının kendisini tesettürü ile koruması esas olandır. Esas olanı elde etmek önceliğimizdir.
Aileni teskin edecek şekilde davranman daha doğru olur. Bir zaman sonra onlar da rahat hareket ederler zaten. Aileler son yaşanan olaylardan sonra bu tür endişelerde yüzeysel olarak haklıdırlar. Senin alttan almayı bilmen gerekir. Allah yardımcın olsun, sana umduğundan daha güzellerini nasip etsin.
Selamünaleyküm. Peçe nedeniyle bir ailenin dağılmasının dini duygularla olacağını söyleyemeyiz yani annenizin bu tavrı yanlıştır. Aile huzuru peçeden önemli tutulmalıdır. Korkarım, asıl mesele peçe değildir de bahane o yapılmıştır.
Aleykümselam. Allah'ın emrine uymaktan vazgeçmeyin. Anne babanızın inadını da dikkate alın. Yavaş yavaş alıştırarak yapın yapacağınızı.
Selamünaleyküm. Tesettür Allah'ın emridir. Hiçbir insanın Allah'ın emrine karşı gelme hakkı yoktur. Ailenizin tesettüre girmenizi engelleme hakları olmadığına göre onları dinlemeniz gerekmez. Sadece tesettür çeşitleri arasında bir tercih yaparlarsa ona itaat edebilirsiniz.
aile konusundaki diğer fetvalar
“Çıplak” sayılacak bir pozisyon isterlerse senden itaat etmen gerekmez. Ferace gibi “daha iyisi” olacak bir şeyi engellemeye kalkarlarsa onlara itaat et. Böylece ebeveyninle sürtüşerek kendini yıpratmış olmazsın. Bu durumu senin özel imtihanın olarak gör. Sabrederek kazan. Allah yardımcın olsun.
Asla aralarında savcı veya hakem olma, asla! Sen ikisine karşı da evlat rolünde ol. Onları düzeltmek, geliştirmek gibi tavırların olmasın. Onlara dua et. Aralarında sorun olduğunda sen başka bir konu ile onların gerginliğini dağıtmaya çalış.
Bile bile huzurunuzu yok etmeniz gibi bir durumdur bu. Kesinlikle yaptığınız neticede sizi eritecektir. Bu bir çocukluktur. Kendinizi zapt edemiyorsanız psikoloğa gidin, muhakkak görünün psikoloğa. Aksi takdirde kendinizi eritiyorsunuz.
Kızım, o kişiyi tanımadığım için sana net bir cevap veremeyeceğim ama acele etmesen daha iyi edersin zannediyorum. Kendini tek kişiye kilitlenmiş duruma düşürme.
Yaşınız olgun düşünmenize manidir. Yaptığınız tam anlamı ile bir çocukluktur. Asla gizli nikâh diye bir şey olmaz. Dinle oynamayın. Aklınızı başınıza alın ve bu işten vaz geçin. Hele sen otur iffetini koru, çocukluk yapıp gelecekte binlerce kere pişman olacağın bir işi sakın yapmayasın.
Şunu dinden bir parça gibi bilmek zorundayız: Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamaya çalışmamız Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Bunun aksi de en büyük günahlardandır. Bunun tartışılabilecek bir boyutu da yoktur. Bu temel kuraldan sonra şunu söyleyebiliriz: Anne ve baba, Allah’a karşı asi olma niteliği olan bir şey isterse ona itaat etmemiz gerekmez. Mesela Cuma namazına gitmemeyi emrederse itaat etmeyiz. Çünkü Cuma namazı kati bir emirdir, kılınmaması Allah’a isyandır. Onların böyle bir emrine itaat etmeyiz ama bu itaat etmeyişimizi kabalıkla değil nezaketle iletiriz onlara. Bu itaat etmemeyi de onlarla mevcut diğer ilişkilerimize de sıçratmayız. Bir de, insan olarak kaldırılamayacak nitelikteki taleplerine de cevap vermek zorunda değiliz. Hatta örf olarak uygun olmayan taleplerini de yerine getirmemiz gerekmez. Saliha veya uygun bir eşi, sırf onların mesela göz zevkine uygun değil diye boşamayı emretmelerine itaat etmemiz gerekmez. Çocuklarımızı mü'min ve saygın kimseler olarak yetiştirmemize mani olmalarına da müsamaha edemeyiz. Bütün bunlarda yine nezaket ve alttan alma temel karakterimiz olacaktır. Babanızın sizi kendi iş yerinde görmek istemesine gelince, durum şöyledir: Bir kere babanızın da hatırını sayacağı akrabalarınız veya yakınlarınızla bu durumu sorunsuz çözmeye çalışmanız gerekir. Fevri bir karar vermeyin asla. Elbette, ahiretimi alayım da dünya ne olursa olsun tarzında bir anlayışla babanızın yanında kalırsanız net kazanan olursunuz. Ama bunu yapmak zorunda değilsiniz. Eğer babanızın iş yerinde mesela kadınlar da çalıştığı için sizin harama bulaşma riskiniz varsa nezaketle rica edip ayrılabilirsin onun yanından. Öyle bir durum yoksa ve beraberliğiniz sizin ailenizi idare etmenizi ekonomik ve sosyal olarak sıkıntıya sokuyorsa babanızdan müstakil bir iş kurabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken “yasal hakkını kullanan bir vatandaş” kabalığı ile yapmayasınız sakın. En nazik ve en ricacı kimliğinizle yapın bunu. Bu tavrınız sizin, babanızdan kopuşunuz gibi olmasın. Zorunluluk sizi buna mecbur etsin, diğer işlerde ise kapısında ve ayağının dibinde olun.