Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben on yedi yaşında görücü usulü bile sayılmayacak şekilde evlendirildim. Yüzük takıldıktan iki ay sonra gördüm ve hiç sevemedim ama geri dönme cesaretini de yaşadığımız yer gereği kendimde bulamadım. Bana hiç kimse nerede oturmak istersin, nasıl yaşamak istersin diye sormadı. Kayınvalidem nasıl istediyse her şey öyle oldu. Beni eşyalarımın bile zor sığdığı küçücük bir odaya kendi yanına getirdi. Şu an on dört yıllık evli üç tane çocuğum var. Dokuz yıl boyunca nereye gitsem kayınvalidem karışırdı. Anne ve babamı ziyaret edeceğim zamanı ve kalacağım günü o belirlerdi. Her şey benim istediğim gibi olsun diyen bir yapısı vardı. Eşim de biraz pasif birisiydi ve bunun sıkıntısını çok çektim. Yıllardır ayrı eve çıkmak istiyorum fakat elimden duadan başka bir şey gelmiyor. Geçen yıl evde bir tartışma çıktı, ayrı eve çıkmak istedik. kayınvalidem eşime bu bahçeden çıkarsan hakkımı helal etmiyorum, ölürsem cenazeme gelme dedi. Eşim de bahçede altmış yıllık eski bir ev var kredi çekip onu tamir edeyim dedi. Ben de haramla bana düzen kurma dedim, öyle kaldı. Bir yıl geçti yine aynı huzursuzluk devam ediyor. Bu yıl yine ayrılık konusu ortaya geldi kayınvalidem yine diğer çocuklarıma vasiyet edeceğim cenazeme koymasınlar dedi. Yine o eski ev gündemde maddi durumumuz pek yok eşim kredi çekerim diyor. Çok huzursuzum, zamanla oluşan huzursuzluklar birbirimizden de soğumaya sebep oldu. Ne yapmalıyız? Cevabınızı bekliyorum, Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evvela boşanmada ki durumunuz nasıl onu bilmiyoruz, kaç talakla boşadı sizi? Buna göre geri dönüp dönemeyeceğiniz konuşulabilir. İkinci olarak da, anlattıklarını doğru kabul ederek söylüyorum, öyle bir yuvaya geri dönmeniz çok duygusal ve çaresizlik yansıtıyor. Dönmenizi tavsiye edemem.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Evlilik hayatı bu tür sıkıntılarla sürdürülen bir hayattır. Belki de doğum yapmaktan daha çetin olan evdeki fertlerin birbirlerine tahammül etmeleridir. Bırakıp gitmek çare değildir. Çünkü nereye giderseniz bir benzeri sizi bulacaktır. İki ölçüye dikkat ederek bu badireyi atlatacaksınız. Birincisi: Evinizdeki bu sıkıntıyı ne kadar kadın az bilirse o kadar çabuk düzelecektir. Olayı bilen her kadın, düzelmeyi geciktiren bir engeldir. İkincisi: Taraflardan birinin alttan alması gerekiyor. Siz, o evde en çok zarar görecek olan tarafsınız. Alttan almasını becerebilirseniz kısa bir zaman sonra dolaylı da olsa sizden özür dilendiğini göreceksiniz. Ayrıca eşinizi tatmin etme yollarını çok iyi kullanın. Sizde o açıdan bir kusur bulmasın. Eşinizi, anne babasına karşı kışkırtmadan kendi özel hayatınıza önem verirseniz olayın etkisinden çabuk kurtulursunuz. Mümkünse onunla bu konuyu hiç görüşmeyin, asla tartışmayın. Allah sabır versin.
Bu konuyu kişisel algılamadan önce sizin ve eşinizin örfünü dikkate almanız gerekiyor. Örf buysa eğer, bunu bir kasıt olduğu için değil örf böyle olduğu için böyle yapmışlardır. Geçmişe dair telafisi mümkün olmayan şeyler yüzünden ailenizdeki huzuru gözden çıkarmayın derim. Affedin. Doğru olan bunun en başta konuşulması idi ama hem sizin çekinceleriniz hem onlarınki... Sonuç böyle olmuş. Ailenizle huzurunuzu tesis etmeye bakın. Allah azze ve celle size bol, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan etsin. Eşinizi de çalışması için tatlı dille teşvik edin. İlla mezun olduğu alanda işe gitmesi şart değil. Olmuyorsa başka alanlardan devam edebilir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Evet, size vaat ettiği mehri vermek zorundadır. Size ait olan altınları almaya hakkı yoktur. Nikâh akdinde geçerli olan yalnız yaşama sözünüzde hakkınız vardır. Bunlar sizin hakkınız ama sırf bu nedenle boşanmaya kalkarsanız yarın içiniz yanar ve yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Sabrı sonuna kadar zorlasanız daha iyi edersiniz.
anlaşmazlık konusundaki diğer fetvalar
Değerli kardeşim. Size şöyle bir hakikati söylemem gerekiyor: Eğer en fazla bir ay sürecek bir hac yolculuğunda bile nefsimize hâkim olamayacaksak haccın azametine yazık olmaz mı? Hanımızın (Allah ona sabır ve afiyetler versin) bir ay kulağını ve gözünü kapatması ona belki iki kere, üç kere hac yapmış kadar sevap kazandırmaz mı? Bir de böyle bakın isterseniz. Üstelik de hanımınızı ertelerseniz, aralarındaki kavgayı bir daha düzelmez şekilde derinleştirmiş olmaz mısınız? Bunu da unutmayınız. Kim öle kim kala, sabır ve sebatla çıkın yola, orada her şey biiznillah düzelebilir de. Ben olsam böyle yapardım. Allah mübarek etsin.
Kardeşinizle tanışmaktan korkmayın. Çok sıkı bir diyalog kurmak zorunda da değilsiniz. Eğer buna da yanaşmak istemezseniz babanızla tartışmadan ve gönlünü kıracak sözlerden uzak durarak şu anlık ertelemenizi tavsiye ederim.
Evliliğinizi yürütme konusunda enerjinizin kalmadığını düşünüyorsanız mümkünse aile büyüklerinizle, değilse Müslüman ve olgun aile terapistiyle bir araya gelmeden bir karara varmayın. Acele bir sonuca ulaşmaya çalışmayın. Boşanmanızın hayatınızda ne gibi olumsuzluklar getirebileceğini de tek tek düşünün.
Cinsel ilişkiden sonra genelde huzurlu bir ortam olur, olması gerekir. Sizde aksi oluyorsa kesinlikle bir psikoloğa gitmelisiniz, başka sebeplerle vakit kaybetmeyin. Dedikodu ile oyalanmayın, ikiniz de psikoloğa gidin.
Kocanıza karşı ne hata yaptığınızı bilmediğimden en ağırı "iffetinizi korumama" senaryosu üzerinden konuyu ele alıyorum. Eşinizin ısrarla geçmişi karıştırması ve sizin de tevbe etmiş olduğunuz konuları açıklamanız yanlış olmuş. Bu süreçte iletişim çok önemlidir. İlişkinizi düzeltmek için elinizden geleni yapın ama kendi manevi huzurunuzu da koruyarak hareket edin. Eşiniz de bu durumdan rahatsızsa birlikte sabır, sevgi ve anlayış temelinde yeni bir başlangıç yapmaya çalışın. Ama kocanız bir kafa karışıklığı içerisindeyse yazacaklarımı gözden geçirin. Kocanıza, yaptığınız hatalardan dolayı pişman olduğunuzu ve samimi bir şekilde tövbe ettiğinizi hatırlatın. Artık geçmişte yapılan hataların bir daha tekrarlanmayacağına dair onu ikna edin ve bunu davranışlarınızla gösterin. Sürekli yüzünüze vurulan hataların ilişkiyi zedelediğini açık bir şekilde ifade edin. Bu konuşmayı sakin bir dille ve suçlamadan yapmanız önemlidir. Bir sınır çizerek artık geçmişi konuşmamak konusunda anlaşmaya çalışın. Boşanmayı bir çözüm değil, en son çare olarak düşünmelisiniz. Evliliğinizi kurtarmak için tüm yolları denediğinizden emin olun. Ancak kocanız affetmekte ve ileriye dönük bir hayat kurmakta zorluk yaşıyorsa, aile içi danışmanlıkla bu konuyu çözmeye çalışabilirsiniz. Allah size kolaylıklar versin ve aranızdaki sevgiyi, güveni yeniden inşa etmenize yardım etsin.
Bu konuyu aile danışmanından ziyade kendiniz bireysel olarak bir psikoloğa giderek kendiniz ve çocuklarınız için en doğrusunun ne olduğunu anlamak niyetli destek almalısınız. Bunun yanı sıra da aile geleceğiniz için de aile büyüklerinizle ve fikir danışabileceğiniz tecrübeli ve yakın büyüklerinizle istişare etmelisiniz. Bu süreçte Allah'tan size yardım etmesini dileyin. Size hidayet etmesini dileyin. Allah bir yol gösterecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.