Fetva Meclisi
Soru
Kaza namazlarımı hesaplarken 12 yaşını mı göz önünde tutmam lazım yoksa 15 yaşını mı ne zaman buluğa erdiğimi hatırlamıyorum bu konuda yardım ederseniz sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir insan buluğ çağına girdiği andan itibaren namaz kılmalıdır. Buluğ çağı da en geç on beş yaşıdır. Sizin durumunuzda yirmi yıl gibi bir namaz borcunuz vardır. Buna göre hesap edin ve kılmaya devam edin. Allah Teâlâ mağfiret buyursun, ibadetlerimizi kabul etsin.
Selamünaleyküm. On iki yaşından önce bir bilginiz yoksa ondan önce olması zordur. Siz en erken on iki yaşını kabul edebilirsiniz. Bir ihmaliniz olmadan yanlış kıble kullandı iseniz kaza etmeniz gerekmez.
Ne zaman namaza başladığınızı biliyorsanız, ondan öncesini şu şekilde hesap edebilirsiniz. a- Buluğ çağınızı hatırlıyorsanız, o günle kılmaya başladığınız gün arasındaki zamanı kaza edin. b- Bilmiyorsanız, on beş yaşından gün aldığınız günle kılmaya başladığınız gün arasındaki zamanı kaza edin. c- İlave olarak bu iki zaman arasında verdiğiniz araları kaza edersiniz. Allah Teâlâ mağfiret buyursun, ibadetlerimizi kabul etsin.
Selamünaleyküm.Muayyen bir zaman bilmiyorsanız on beş yaşından itibaren yirmi beş yaşına kadar olan zamanı kaza edebilirsiniz. Kalbiniz daha rahat olur.
Selamünaleyküm. Namaz kılmamaktan tevbe etmek, kılamadıklarını kaza etmekle tevbe olur. Sözle namaz tevbesi olmaz. Kılamadıklarını bir takvime bağlayarak kılmaya başlayacaktır. Namaz kılmamaktan tevbe ancak böyle olur.
Selamünaleyküm. Ne zaman aybaşı oldu isen o zamandan itibaren namaz kılman gerekirdi. Aybaşı olduğun günü hesap et, o günden itibaren kıl. Fazla kılsan da zararı yoktur.
buluğ konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. En mühim ibadetlerimizden birisi, yavrularımızı secde ehli olarak yetiştirebilmektir. Becerebilir ve onları secde ehli yapabilirsek bu demek olur ki, biz ölsek de mezarda iken onlar bizim için çalışıyor gibi olacaklar. Yalnız buna ulaşmak kolay değildir. Sabredeceğiz. Şeytan bıkacak biz bıkmayacağız. Dediğiniz gibi bir planlama yapmanız güzel olur. Şöyle düşünün: Aklında namaz zevki ve ağırlığı bulunsun ama ufak tefek kaçamakları da olsun. Namazı sevmiyor ama sizden ötürü de aksatmıyor ise bu iyi bir sonuç değildir. Babası ile aranızda bu hususta münakaşa olmamasına dikkat edin. Sabredin ve kazanın.
Baliğ olmuş erkeklerin önünde müslüman bir hanımın keyfi bir pozisyonda bulunamayacağını söylemeye bile gerek yoktur. Sokak kıyafeti denebilecek bir kıyafet ve sokaktaki vakur duruşla, zorunlu durumlar için bulunulabilir ama bu asla tercih edilen olmamalıdır. Böyle bir görev, bir yandan aradaki mahremiyet inceliğine zarar verirken bir yanda da Müslüman kadının huzur ve hassasiyetini ezeceği için uzun vadede onu rahatsız edeceği aşikardır.
Buluğ çağına gelmeden bir yolla hacceden çocuğun yaptığı hac ibadetinde sevap kazanır ama üzerindeki farz hac görevi düşmez. İmkân bulduğu zaman muhakkak farz haccını yapacaktır. Fukahamızın görüşü bu şekildedir.
Çocuğun dönemlerini mümeyyizlik öncesi (yaş olarak yedi yaşı) dönemi, mümeyyizlik dönemi ve buluğ dönemi olarak ayırabiliriz. Çocuk buluğ çağına kadar hiçbir döneminde Allah’ın emir ve yasaklarına büyükler gibi muhatap değildir. Her şey buluğ ile başlar. Buluğ da ya ihtilam olmakla ya da on beş yaşını doldurmakla başlamış olur. Buluğ çağından önce çocuğun işleyebileceği günahlar ona yazılmaz. İbadet olarak yaptığı şeyler ise sevap olarak yazılır.
Buluğla beraber çocuk oruca büyükler gibi muhataptır. Buluğ çağından önceki dönemde ise çocuk oruca alıştırılmalıdır. Bu alıştırma da ilerleyen yaşla beraber artırılarak devam etmelidir. Yedi yaşından sonraki dönem için buluğ çağına kadar her yaş alıştırma dönemi olarak görülmelidir. Çocuğun fiziki yapısı, sağlığı, idrak seviyesi, çevresel faktörlerden etkilenme düzeyi gibi nedenlere dikkat edilerek ona uygun bir alıştırma süresi ve gün sayısı belirlenmelidir. Bu arada ailenin oruca alıştırmayı sadece sahura kaldırıp akşama kadar su içirtmemek olarak görmemesi gerekir. Bilhassa bizim zamanımızın modern kültürlü çocuklarının zihinlerinin ibadete ve oruca alıştırılması, ikna edilmesi en önemli eğitimdir. Emir ve tehditle oruç tutturmanın neredeyse imkânsızlığı hatta yanlış olacağı unutulmamalıdır.