Fetva Meclisi
Soru
Faizli kredi aldığını, rüşvet verdiğini, içki içtiğini bildiğimiz kişilerin evine gitmek, yemeğinden yemek veya onlara yedirmek, hediyesini kabul etmek uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Her üç sorunuzun cevabı da aynıdır: Takva açısından uzak dursanız iyi olur ama almanızda bir sakınca yoktur.
Kazancının tamamı faizden olanla kazancına faiz karışan aynı değildir. Kazancının çoğu haramdan olana işaret ettiğiniz tedbirleri almalısınız. Diğerine ise biraz daha esnek davranmak mümkündür.
Selamünaleyküm. Yüzde yüz haramla oluşan bir sofraya oturamayız. Karışık olan kazancın sofrasına ise tebliğ maksatlı olarak oturabiliriz ama karnımızı doyurmak gibi bir maksatla oturmak bizi zayıflatır, imani direncimizi eritir.
Selamünaleyküm. Kazancının tamamı haramdan olanın hediyesini yememek esastır. Sizdeki örnekte ise haram/helal karışımı bir mal vardır. Uzak durmayı tercih ederseniz daha iyisini yaparsınız ama aile için sıkıntıya neden olmamasına da dikkat etmenizde yarar vardır.
Haklısınız, haramlar helalleri kuşatmış durumdadır. Kimin nasıl kazandığı ve ne yediği bilinmez olmuştur. Daha da vahimi artık helal kazanmak neredeyse mümkün değil diye inanılır olmuştur. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır kılsın. Size bu hususta şunları tavsiye edebiliriz: Biz ve çocuklarımız açısından daha korumalı ve daha takvaya yakın olanı tercih etmeyi ilke edineceğiz. Zamana ve ortama kapılmamayı prensip edineceğiz. Yine de bunun bir imtihan olduğunu, istememekle haramdan yüzde yüz kaçınamayabileceğimizi de bilecek ve buna göre planlamalarımız olacak. Çocuklarımızın haram/helal idrakinin zayıf kalmasına karşı tedbirli olacağız. Yine de kaş yaparken göz çıkarmak gibi bir sonucun oluşmaması için denge siyasetini ihmal edemeyiz. Neticede biz bir toplumun parçasıyız ve gidebileceğimiz bir yer de yoktur. Bu toplumun içinde dinimizden taviz vermeden yaşayacağız. Kışa rağmen üşütmeden yaşamaya çalışmak gibi bir durumdur bu. Kazancında helallik sorunu bulunanlardan uzak kalmak isabetli olandır ancak özellikle Hanefi fukahasının bu husustaki çizgisinin KAZANCININ BÜTÜNÜ HARAM OLANLA, KAZANCINDA HARAM OLANIN AYNI TUTULMAYACAĞI ilkesi önemlidir. Yüzde yüz haram kazanıp yiyen birine mesafe koyacağız. Onun yemeğini yemeyecek, hediyesini almayacağız. Kazancına haram karışan için ise şu kural geçerlidir: Kazanılma yöntemi itibariyle haram olan bir şey kazanan için direkt haramdır ama ikinci kişi için o şekilde haram değildir. Örneklendirecek olursak, domuz her türlü herkese haramdır ama hileli bir ticaretten para kazananın kazandığı kendisine haram ikinci kişilere mesela misafirlerine haram değildir. Böyle bir planlama ile kendimizi korumaya devam edelim. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Kazançlarının helal kısmına niyet ederseniz sorun olmaz. Mümkünse ikram ve hediye eden taraf siz olmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/faizli-geliri-olan-evlerde-misafir-olmak-caiz-midir https://fetvameclisi.com/fetva/bankada-calisan-akrabayla-yakinligimiz-nasil-olmalidir https://fetvameclisi.com/fetva/faizli-banka-hesabi-olan-birinin-hediyesi-alinabilir-yemegi-yenebilir-mi
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bayanların, yaratılış tarzını değiştirmemek şartıyla güzel görünmek için gayret etmeleri hem fıtratlarına uygundur hem de eş olmalarının tabii gereklerindendir. Dinimiz de onların bu gayretini gerekli görmüştür. Ancak iki husus önemlidir. Birincisi: Bütün yaptıkları eşlerine daha güzel görünmek için olmalıdır. Eşleri dışındakiler için bilhassa namahrem erkeklerin veya fasıka kadınlar için yaptıkları güzelleşmeler caiz değildir. İkincisi: Yaratılışı değiştirmeye yönelik olan işler mesela, kaşları aldırmaları gibi değişiklikler de caiz değildir. Genç bir hanımın düğün gününde güzel görünmek için hazırlanması hakkıdır hatta gereklidir de. Ancak eşi için olmalıdır bu. Bilhassa erkeklerin de göreceği şekilde bir süslenme iyi bir işaret değildir. Daha yolun başında iken sizin böyle bir tartışmaya girmeniz sizi düşündürmelidir. Daha ağır sorunlarla karşılaştığınızda ne yapacaksınız. Eşiniz bu kadar bir isteğinizi geri çevirmemeliydi. Siz de böyle bir tartışmaya meydan açmamalıydınız. Evlilik büyük bir imtihandır; büyüklüğüne uygun bir üslupla onu karşılamak gerekiyor. Allah'a emanet olun.
Öldükten sonrası için organ bağışında bulunmak, muasır ulemamızın caiz gördüğü işlerdendir. Allah'a emanet olun.
Mekke'de veya Medine'de kalma süreniz on beş günü buluyorsa namazları tam kılarsınız. Aksi takdirde seferi kılarsınız. Elbette, tam kılan bir imama uyduğunuzda ise onun kıldığı gibi kılacaksınız. Halkın anladığı ve abarttığı mezhep hiçbir yerde geçerli değildir. Geçerli olan İslam'dır. Fukahanın fıkhı olan mezhep ise orada da geçerlidir. Boş ve zararlı sözleri konuşmamak en iyisidir. Allah'a emanet olun.
Şöyle bir ölçüyü kullanabilirsiniz: Bir eserin yazılış tarihi size yakın oldukça riski de artmaktadır. Ama bu, ne eski olan her şeyin hatasız olduğunu ne de yeni olan her şeyde muhakkak hata olduğunu göstermez. Bizim okuduğumuz eserlerde şu ölçülere uyulmuş olmalıdır: - Aşırılık taşımamalıdır. İnsanları daha çok küfre sokmak için değil, kurtuluşlarına yardım etmek için yazılmış olmalıdır. - Kur'an ve Sünnet ağırlıklı konular işlemelidir. Hoca, şeyh, âlim gibilerin görüşleri ağırlıklı olmamalıdır. - Konusu bizim anlayacağımız düzeyde olmalıdır. Ulema için yazılmış kitaplar, bizim için kaş yaparken göz çıkarabilir. - Ümmetin tamamını kuşatan konular ihtiva etmelidir. Yöresel ve bir kesimi ilgilendiren konular ağırlıklı olmamalıdır. - Ahireti hatırlatmalı, ibadete, zikre, tefekküre, cihada teşvik etmelidir. Allah'tan okumayı, okuduğumuzla amel etmeyi bize nasip etmesini dileriz.
Mal, bu ümmetin en ağır imtihanlarından biridir. Hatta bu ümmetin imtihanı mal imtihanıdır. Bu nedenle Allah Teala'nın kitabında ayrıntılarıyla izah ettiği konulardan biri miras konusu olmuştur. Maalesef, Kur'an hükümleriyle şekil bulmuş yasalarla yönetilmiyoruz. Mirasla ilgili durum da böyledir. Miras hukukumuzu Allah'ın hükümlerine göre belirleme imkânımızın olmadığı bir ortamda şöyle bir siyaset izleyebiliriz: a- Miras sahipleri, kendi aralarında ihtilaf etmeyecekleri bir şekilde anlaşabiliyorlarsa dinen bir sakınca kalmaz. Zira dinimiz, ihtilafı giderecek son sözü söylemiştir. Daha sonra resmi yollarla da ittifak ettikleri sonuçları tescil ettirebilirler. b- Miras sahiplerinden biri veya bir kaçı Şeriat'ın ahkâmını kabule yanaşmıyorsa, mecburen resmi sonuç talebine baş vurulacaktır. Bu durumda da fazla bir pay alan, Allah'tan korkup, kendisine intikal eden fazlalığı öbür hak sahibine iade eder. Böyle bir işlemden ötürü, kalbinden bunu istemeyip zorunluluk olarak avukata dilekçe veren vebale girmez. c- Mirasçılardan bir bölümünün Kur'an'ın taksimini kabul etmemesi nedeniyle o mirası kökten reddetmek gerekmez. Sadece üzerine fazladan hak geçmesi halinde onu zimmetinden çıkarır. d- Allah'tan korkarak hareket etmenin gereklerinden biri de, taksim nasıl yapılırsa yapılsın fıkha göre nasıl bir taksim yapılması gerektiğini ehli biriyle istişare etmektir. Biz, kimin ne yaptığına bakmayalım. Bu bir imtihandır; kazanan olacak kaybeden olacak. Biz, imtihanı kazanmanın yollarına bakmalıyız. Allah'a emanet olun.
Düğünlerdeki maksat duyurmaktır. Yani şu erkekle bu kadının beraberlikleri nikâh üzeredir, onlardan doğan çocuklar da nikâhlı iki insanın çocuklarıdır. Bu bilinsin diye düğün yapılır. Bu bilgiyi temin edecek hangi sistem varsa o İslamîdir, güzeldir. Şu kadar var ki, kaş yaparken göz çıkarmamak için düğünlerde şu hususlara dikkat edilmelidir: 1- Düğünler, zengin ve fakir ayırmadan mümkün olacak en kalabalık çevrenin davet edildiği bir düğün olmalıdır. 2- Düğünlerde erkeklerle kadınlar asla bir arada bulunmamalıdırlar. Perde ve saire ile ayrılmış tek bir salon değil de ayrı ayrı mekânlarda bulunmalıdırlar. 3- Alkol ve müzik gibi haramlar düğünlerde bulunmamalıdır. 4- Bir kör taklit uğruna abartılı masraflar yapılmamalıdır. 5- Yemek vermek Sünnet'tendir. Herkes kendi takatına uygun bir yemek ikram etmelidir. Etli bir yemek olması daha uygun olur. 6- Erkek bayanların arasına, bayan erkeklerin arasına girerek fotoğraf çektirme gibi bahanelerle teşhircilik yapılmamalıdır. 7- Gelinlik, çiçek ve benzeri batı taklitçiliğine kaçılmamalıdır. 8- Düğünlerde cuma vaazı gibi vaazların yapılması gerekmez. Önemli olan tebrikleşmek ve ilan etmiş olmaktır. Dinlenmeyecek bir Kur'an tilaveti bile gereksizdir.