Fetva Meclisi
Soru
Hocam doksan km uzaklıktaki il dışına keyfi bir işim olduğu için gideceğim. Bu esnada Ramazan orucu tutmamamın hükmü nedir? Seferi mi sayılıyorum?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu yapmanız haram olmaz ama iyi bir iş de yapmış olmazsınız. Seferi sayılacağınız için oruç tutmayabilirsiniz. Denize de girebilirsiniz. İleriki zamanda ‘keşke yapmasa idim’ diyebileceğinizi unutmayın.
Selamünaleyküm. - Seferilik mesafesi ile alakalı km şeklinde bir bilgi âyet veya hadislerde yoktur. Hadislerde geçen ölçüler günümüz rakamlarına ayarlandığında bu bilgi ortaya çıkmaktadır. Yaklaşık 90 km bu ölçüyü gösterir. Bunun biraz aşağı biraz yukarısı tartışmayı gerektirmeyecek bir durumdur. - Seferilikle alakalı konular bir ruhsattır. Yolculuk ne kadar rahat olursa olsun, seferilik ruhsatından istifade etmek veya etmemek durumu değişmez. Bilhassa namazları kısaltarak kılmak edebe daha uygun görülmüştür. - Hicrî yılbaşı ile alakalı bilgi bir hurafeyi yansıtmaktadır. Şehitlik bile kul hakkını kaldırmaz. Herkes haddini bilmeli ve Allah adına konuşmaktan şiddetle kaçınmalıdr.
Aleykümselam. Seferilik nedeninin bir zorunluluktan kaynaklanması gerekmez. Keyfi denebilecek bir nedenle bile seferilik yapılsa ruhsatlardan istifade edilmesinde sakınca yoktur. Namazların kısaltılmasındaki durum oruç için de aynıdır. Bir nedenle seferi olan orucunu erteleyebilir. Bu ertelemede ihtiyari bir durum vardır. Namazda ise iki rekat kılmak daha evladır. Oruçta ise seferiliğin durumuna bakarak karar verilebilir.
Kişinin devre mülk bir yeri olması, orada mülkü olması demektir. Bu da oradayken seferi olmaya manidir. Eğer doksan kilometreden uzak bir yer ise orası yol esnasında seferi olunur ama orada mukim gibi davranırsınız.
İslâm, namaz ve oruç gibi ibadetlerin eda edilmesinde yolcularla ilgili bazı özel hükümler getirmiştir. Buna göre dinen yolcu (seferî) sayılan kimselerin dört rek'atlı farz namazları iki rek'at kılmaları, Ramazan oruçlarını sonradan tutmak üzere erteleyebilmeleri bu özel hükümlerdendir. Dinen yolcu sayılabilmenin iki temel ölçütü vardır. Bunlardan biri mekân, diğeri ise mesafedir. Yolculuk açısından bir kimsenin bulunduğu yer, ya “vatan-ı aslî” ya “vatan-ı ikamet” ya da “vatan-ı süknâ”dır. Vatan-ı aslî: Aslî yerleşim yeri demektir. Bir insanın doğup yaşadığı yer veya çalışmak üzere yerleşip geçimini sağladığı, ev alıp çoluk çocuğu ile yerleştiği yerdir. Kişi burada yolcu olmaz. Vatan-ı ikamet: Yerleşmek maksadı ile olmaksızın on beş günden fazla kalmak üzere bulunduğu ve aslî vatanından en az doksan km uzaklıktaki yerdir. Kişi burada da yolculuk hükümleri uygulamaz. Vatan-ı süknâ: Bir kimsenin on beş günden az bir süre kalmak niyetiyle bulunduğu, aslî ya da ikamet vatanından en az doksan km uzaklıktaki yerdir (Haddâd, el-Cevhera, 1/87). Kişi kaldığı yerde bu durumda ise yolcu sayılır. Bu hükümler Hanefî mezhebine göredir. Şâfiî mezhebine göre ise seferî sayılabilmek için yaklaşık 90 km bir mesafeye gitme niyeti ile yola çıkılmış olmalı ve gidilen yerde, giriş ve çıkış günleri hariç dört günden az kalınmalıdır. Dört gün ya da daha fazla kalınmaya niyet edilmesi hâlinde seferîlik hükmü biter (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 2/257).
100 km. mesafe seferi olmak için yeterlidir. Sıhhatiniz müsaitse oruç tutmayı tercih edin, kalbinizin rahat etmesi için daha uygun olanı yapmış olursunuz.
Fıkıh konusundaki diğer fetvalar
Evinizde ilmihâl olarak, Delilleriyle İslam İlmihali (Hamdi Döndüren); hadis kitabı olarak Riyâzü's-Sâlihîn (İmam Nebevi; 8 ciltlik olan) bulunmalıdır. Nureddin Yıldız hocamızın Fıkıh Derslerinin ses kayıtlarını dinleyebilirsiniz. Allah ilminize bereket versin.
Kişinin ilmi donanımını bilmeden kitap tavsiyesi doğru olmadığından halkımızın seviyesini ölçü alarak herkesin bilmesi ve okuması gereken ilmihal, hadis, tefsir ve siyer kitabı tavsiye edebilirim. -Delilleriyle İslam İlmihali (Hamdi Döndüren) -Riyâzü's-Sâlihîn (İmam Nevevi, 8 ciltlik) -Hakkın Daveti Kur'an-i Kerim Meali ve Tefsiri (Ömer Çelik) -Fıkhu's-sîre (Ramazan El-Bûtî)
Evet, namaz kılarken kıraat okumada tertip (sırayı gözetme) yapılmalıdır. Tertibe dikkat etmemek namaza engel bir durum değildir. Ama dikkat edilmesi tavsiye edilir. Kıraatteki tertiple (sıra ile) Kur'an'da yer alan ayet ve sure sıralaması kastedilir. Atlanarak okunacaksa en az iki sure atlanmalıdır. Bu konuda detaylı ve daha anlaşılır bilgi için hocamızın "Fıkıh Okumaları" ses kayıtlarını dinlemenizi tavsiye ederim.
Yeterli olmaz. Kaynak kitapları okunmadan yalnızca Muvatta ile Maliki fıkhı anlaşılamaz. El-Müdevvene(tu’l-Kubra) ve Muvatta üzerine yazılmış şerhlerden yalnızca birisi olan el-İstizkâr gibi eserlere başvurulması gerekir. https://islamansiklopedisi.org.tr/maliki-mezhebi#:~:text=Bir%C3%A7ok%20M%C3%A2lik%C3%AE%20m%C3%BCellifinin%20farkl%C4%B1%20d%C3%B6nemlerde,l%2Dhil%C3%A2f%2C%20istish%C3%A2b%20ve%20istihsan
Allah için yapılan bir amel, kişinin niyetine göre değer kazanır. Niyetiniz ne ise o ibadetin değeri odur. Şöyle değerlendirelim: Öncelikli konu ibadeti fıkıh kitaplarındaki şartlarına ve şekline uygun yapmak olmalıdır. Öyle yapıldı ise ibadet olma değeri tutulmuş demektir. İbadeti yapmaya yönlendiren niyetimiz, Allah’ın rızasını kazanmak olur. Biz buna niyet eder, böyle yaparız. Bu arada birilerine yaptığımız iş hakkında bilgi verirken neyi kastettiğimiz ise sonraki bir ayrıntı olur. Gizli tutmak en iyisidir. Riskten uzak kalınmış olur. Bilgi verirsek maksadımız teşhir, duyurmak değilse sorun yoktur biiznillah.
https://fetvameclisi.com/fetva/hangi-fikih-hadis-tefsir-kitaplarini-tavsiye-edersiniz Bu linkte yer alan kitapların yanında günlük 15-30 dakika Kuran, hadis, fıkıh veya siyer okumayı alışkanlık haline getirin. Güvendiğiniz âlimlerin derslerine katılarak istifade edebilirsiniz.