Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocam, öncelikle yaptığınız hizmetlerden dolayı her zaman siz ve sizler gibi hizmet erbabı hocalarımıza teşekkürlerimizi arz ediyor ve Allah razı olsun diyorum. Hocam geçen hafta dini bir sohbette konu edilen iki mevzu kafamızı biraz karıştırdı. Değişik görüşler dile getirildi. Birinci konu: Yolculukta seferi mesafesi kaç km dir. Kimi 120 kimi 90 km dediler bir kısmıda bugünkü şartlarda 10 saat otobus yolculuğu bile seferi sayılmaz denildi. Seferi hükmünün Kur’ana göre hükmü nedir. Bu seferi olan sereri hükmünü uygulamaz ise günahkar olur mu? ikinci konu: Yine sohbet hocası bir hadisi şerif okuyup açıklamasında :" Kim hicri yıl başı gecesinde besmele ile 1000 defa ihlas süresini okursa üzerinde kul hakkı kalmaz. Bu ne kadar doğrudur yada doğru ise bazı doğrular her yerde söylenmesi uygun mudur? Şimdiden tekrar teşekküreder saygılar sunarım.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Doksan km. den uzun bir mesafeye giden biri yol esnasında, orada on beş günden az kalacaksa ve orası kendisine ait yeri değilse orada seferi olur. Farz namazların dört rekât olanlarını iki rekât olarak kılar. Ramazan ise orucunu erteleyebilir. Hanefi mezhebi dışındaki bir mezhebi izliyorsa namazlarını cem edebilir. Özellikle Hanefi mezhebi kaydını koyuyorum çünkü Hanefi mezhebinde seferilikte cem yoktur. Seferiliğin her çeşidinde 'seferilik' gerçekleştiği sürece cem etmek mümkündür. İkindi namazının vakti hususundaki görüş farklılığı, şu andaki takvimler itibara alındığında aynı anda tatbik edilebilmektedir. Ortada ihtilaf gibi bir durum yoktur. Mevcut takvimlere riayet etmek daha uygun durmaktadır. Allah Teâlâ'dan sebat ve ihlas dileriz. Duanızı bekliyoruz.
Bir noktadan diğerine mesafeleri farklı yollar bulunabilir. Bizim seferîlik açısından ölçümüz kullandığımız yolun ne kadar olduğudur. Kullandığımız yol doksan km ve üzeri ise seferiyiz.
İkamet ettiğiniz yerden doksan km. den uzak bir mesafeye giderken yol boyunca, orada on beş günden az kalacaksanız orada MİSAFİR hükmündesiniz. Gittiğiniz yer, ailenizle kalabileceğiniz evinizin bulunduğu bir yer ise orada kaç gün kalırsanız kalın MİSAFİR sayılmazsınız. MİSAFİR olduğunuz yerde kurban kesmenizin bir sakıncası yoktur. Allah amellerimizi kabul etsin
Seferîlik hükümleri keyfî veya zarurî diye ayrılmıyor. Tatil ve benzeri bir maksat için de olsa seferîlik hükümleri fıkıh kuralı olarak aynıdır. Kişinin daha takvaca tercih yapması ise bir kalp meselesidir.
Selamünaleyküm. Burada fıkhın genel ilkeleri üzerinden bir değerlendirme yapılmaktadır, o da şöyledir: -Mahremiyet ilkeleri gereği kadın kadına, erkek erkeğe muayene olmalıdır. -Zaruret durumunda erkek kadına, kadın erkeğe muayene olabilir. -Buradaki zaruret, kadının UZMAN KADIN DOKTOR bulamamasıdır. -Uzman bir kadın doktor bulamamadaki ölçü, bir insanın kendi muhiti ile sınırlıdır. Bu sınırı da en fazla seferilik mesafesi ile sınırlandırabiliriz. Seferilik mesafesi kadar bir mesafede kadın doktor bulamayan bir hasta kadın, erkek doktora muayene olabilir. Bu durumda zaruret kuralları geçerli olur. Bu seferilik mesafesi de yüz km. civarındadır. Bu rakamın daha az veya daha çok olması da mümkündür. Bunu ortalama bir takdir olarak belirlemiş bulunuyoruz. -Mesela acil bir vakada hiçbir araştırmaya gitmeden ilk bulunan erkek doktor da tedaviyi üslenebilir. Buradaki acillik oranı, ruhsatı biraz daha geliştirir. Meseleyi bu şekilde takdir edebilirsiniz.
İslâm, namaz ve oruç gibi ibadetlerin eda edilmesinde yolcularla ilgili bazı özel hükümler getirmiştir. Buna göre dinen yolcu (seferî) sayılan kimselerin dört rek'atlı farz namazları iki rek'at kılmaları, Ramazan oruçlarını sonradan tutmak üzere erteleyebilmeleri bu özel hükümlerdendir. Dinen yolcu sayılabilmenin iki temel ölçütü vardır. Bunlardan biri mekân, diğeri ise mesafedir. Yolculuk açısından bir kimsenin bulunduğu yer, ya “vatan-ı aslî” ya “vatan-ı ikamet” ya da “vatan-ı süknâ”dır. Vatan-ı aslî: Aslî yerleşim yeri demektir. Bir insanın doğup yaşadığı yer veya çalışmak üzere yerleşip geçimini sağladığı, ev alıp çoluk çocuğu ile yerleştiği yerdir. Kişi burada yolcu olmaz. Vatan-ı ikamet: Yerleşmek maksadı ile olmaksızın on beş günden fazla kalmak üzere bulunduğu ve aslî vatanından en az doksan km uzaklıktaki yerdir. Kişi burada da yolculuk hükümleri uygulamaz. Vatan-ı süknâ: Bir kimsenin on beş günden az bir süre kalmak niyetiyle bulunduğu, aslî ya da ikamet vatanından en az doksan km uzaklıktaki yerdir (Haddâd, el-Cevhera, 1/87). Kişi kaldığı yerde bu durumda ise yolcu sayılır. Bu hükümler Hanefî mezhebine göredir. Şâfiî mezhebine göre ise seferî sayılabilmek için yaklaşık 90 km bir mesafeye gitme niyeti ile yola çıkılmış olmalı ve gidilen yerde, giriş ve çıkış günleri hariç dört günden az kalınmalıdır. Dört gün ya da daha fazla kalınmaya niyet edilmesi hâlinde seferîlik hükmü biter (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 2/257).
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Dediğiniz gibi yapın, tevbenizde de sadık olun, biiznillah kurtulursunuz.
Selamünaleyküm. Önce, başkalarının bulunmadığı bir hayatı yaşacak güçte yaratıldığınızı bilin. Hayat böyle binlerce imtihan çıkaracak karşınıza; her birinde bir kere düşerseniz erken yok olursunuz. Bir nişan hayat demek değildir. İşinize bakın; Allah size daha hayırlısını verecek ki bunu elinizden aldı. İşinize bakın, okulu bitirin.
Selamünaleyküm. Bu durum normaldir. Şeytan hiç kıldırmamak için uğraşır. Kılanın üşenmesini ister, yine kılanı başka işle meşgul eder. İmanımız bu mücadelede yenilmeden devam etmeyi gerektirmektedir. Sonunda namaz sizin için zevk verir hale gelinceye kadar yılmadan devam edin.
Selamünaleyküm. Maalesef, kızınızı okula göndermeyin diyemiyeceğim. Göndermemenin içini doldurabileceğinize güvenemem. Göndermekle beraber dezenfektenin yollarını araştırmalısınız. Gönderirseniz de bir yıl fazladan okumasın, uğraşın ikinci sınıftan başlatın.
Selamünaleyküm. Folklor gibi işler şeytan için iyi bir zemindir. Velilik gücünüzü kullanın ve bunu engelleyin. Ancak bu engelleme esnasında çocuğunuzun öğretmenine kaymasına da dikkat edin. Şeytan o işi cazip gösterip engellediğiniz için sizden nefret ettirebilir. Önce onu ikna etmeye çalışın. Çocukların yirmi yaşlarına kadar ne namaz kıldıkları ne de kılmadıkları son durum değildir. Sabredip yılmayacaksınız. On sene ara vermeden kılsa da tamam demeyin, yirmi yıl hiç kılmasa da tamam demeyin. Her şeyin sonu önemlidir. Bıktırmadan ara sıra yoğun, bazan unutmuş gibi yaparak namazı öğütleyin ama taşırmamaya dikkat edin. Tıpkı bayanların sütü kaynattığı gibi yapacaksınız.
Selamünaleyküm. İcra yoluyla alınacak mallarda bir hile yapılmamış ise mevcut kanunlara göre alınan bir malda sakınca yoktur.