Fetva Meclisi
Soru
Her gün 100 kilometre mesafesinde işe gidiyorum, akşam da eve geri geliyorum. Oruç tutmalı mıyım veya seferi oluyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Evinizden doksan km. uzakta iken seferi olarak kılmanız gerekir. Tam kılsanız da namazınız tamamdır ama seferi olarak kılın. Sadece evinize döndüğünüzde tam kılarsınız. Ömrünüzün sonuna kadar o şekilde kılmanız ne namazınızı ne de sevabınız açısından bir eksiklik oluşturmaz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Gittiğiniz yer seferi olacağınız kadar uzak bir yer ise yani doksan km. mesafede bir yere gidiyorsanız, yol boyunca seferi olacağınız için oruç tutmayabilirsiniz. Gittiğiniz yer, sizin on beş günden az kalacağınız bir yer ise ve sizin evinizin bulunduğu bir yer değilse orada da oruç tutmayabilirsiniz. Her iki durumda da dönünce o günleri kaza edersiniz. Ama her şeye rağmen oruçlu olmayı yeğleseniz iyi olur. Oruçsuzlara destek olmayın, küfrün sayısını artırmayın. Tutmayacaksanız da alenen yemeyin.
Bunu yapmanız haram olmaz ama iyi bir iş de yapmış olmazsınız. Seferi sayılacağınız için oruç tutmayabilirsiniz. Denize de girebilirsiniz. İleriki zamanda ‘keşke yapmasa idim’ diyebileceğinizi unutmayın.
Aleykümselam. Yola çıkacak birisi, yola çıkmadan önce orucunu bozamaz, bozarsa keffaret gerekir. Yarın yola çıkacağım diye hiç niyet etmese ve nasıl olsa yolcuyum diyerek yese içse keffaret gerekmez ama uygun olmayanı yapmış olur. Bu durumda da o günü kaza etmesi yeterlidir. Yolcu için uygun olan şudur: -Yol meşakkatli bir yol değilse mevsim de uygun ise oruca devam eder. Oruç tutmamasında ise hiçbir sakınca yoktur. -Yolculuk, şehir sınırlarının bitiminde başlar. Yolculukla ilgili namazları iki rekaat kılma ve orucu bozma da o sınırlarda başlar. Evde başlaması caiz olmaz. -Geceden niyet etmemek ise uygun olmamakla beraber keffaret de gerektirmez. -Yolcu geri döndüğünde ya da kalacağı yere vardığında akşam olmamış ise onun ruhsatı da bitmiş olacağından akşama kadar yemez içmez ama o günü kaza eder. Bu durum, gittiği yerde seferi değilse veya kendi evine dönmüş ise böyledir.
Kişi nerede bulunuyorsa o yere göre iftar eder. Niyet ettiği yere göre diye bir şart yoktur.
Selamünaleyküm. Oruca niyet ettikten sonra bozmak olmaz. Bozabilmek için sağlık açısından tehlike oluşması gerekir. Tahminle iş yürütemeyiz. Öyle düşünecek yerde bir iki gün daha alışır düşünseniz ya! Niyet etmeden oruç olmaz. Niyet edince de bozmak olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bir insan başka insana bu denli bağlanmamalıdır. İradenizi sizi sevdiğinizi zannettiğiniz birine kilitlemeniz bir zafiyettir. Kendinizi daha yoğun olarak ibadete verip üzerinizdeki şeytan baskısını yenmeye çalışın. Sabredin ve kazanın. Allah’ın kuluyuz. Başka bir insanın kulu gibi tavır içinde olmamız yakışmaz. İbadet yapın, gezin, kitap okuyun ama kendinizi salmayın.
Zikrettiğiniz mesele ibadetle eğlenme tarzında bir sıkıntıdan başka bir şey değildir.
Bu tür bilmeceler gibi sorular üzerinden yol alınamaz. Belki de asıl cevher kaybedilebilir. Öyle veya böyle iman edip salih amel işleyenler cennete girecektir. Felsefe üzerinden yol kat etmek isteyenler ise yolda kalabilirler. Bu sebeple ibadet etmeye bakmayı tercih edelim.
Allah'ın haram ettiği bir şeyi isteyen anneye babaya itaat olmaz. Haram değil de biraz daha az iyi olanı emrediyorsa bir nebze ona itaat edilmelidir. Kavga yerine idare tarzını seçmelisin. Mesela renkli bir başörtüyü sen istemediğin halde anneni idare edebilmek için takabilirsin. Baş açıklığına ise asla razı olamazsın. Annenle savaşma, onu iterek kazanamazsın. Sabret, sebat et, sonunda kazanan sen ol. Allah yardımcın olsun.
Bu söz, temel hadis kitaplarından birine ait değildir. Evet, Arapça kaynaklar arasında bu şekilde geçmektedir ama farz/haram sonucu oluşturabilecek ağırlığı yoktur. Tıbben sakıncalı olduğuna dair bir bilgi sahibi oluncaya kadar yenmesinde sakınca olmaz.
Parmak çıtlatmak namaz içinde mekruhtur. Namaz dışında ise şeytan tesbihi olduğuna dair sahih bir bilgimiz yoktur. Sağlık açısından sakıncalı ise yapılması o sakınca oranı kadar caiz olmaz..