Fetva Meclisi
Soru
Bazı kaynaklardan edindiğim bilgiye göre Esma'ların belli bir ebcet değerleri oluyormuş ve bu sayılarla zikir çekmek faziletli ve dileğimizin (dünyevi veya uhrevi) yerine gelmesinde etkili oluyormuş. Dinimizde 'ebcet değeri' diye bir kavram var mıdır? Varsa bunun içeriği nedir hocam? Bir de dünyevi hedeflerimiz için Esma zikrini çekmek ve bu zikri vesile kılarak Allah'tan istemek doğru mudur? Elbette başarının kaynağı Allah'tır ancak Esmaül Hüsna'ya dualarımızda yer vererek Allah’tan istemekte bir sakınca var mıdır hocam? Ben sayı ile zikrin (Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bizzat belirttiklerinin haricinde) doğru olmadığını biliyorum ve bu inancımı da şimdiye kadar korudum. Dolayısıyla da zikirde sayıya değil, huşuya dikkat etmeye çalıştım. Fakat bu konu biraz kafamı karıştırdı. Beni aydınlatabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Herhangi bir kural yoktur; biri ile zikir yapılabilir, birden fazlası ile yapılabilir.
Bu isimle böyle bir şekilde zikir bilmiyorum.
Selamünaleyküm. Tesbih ve zikir bir ibbadettir. Bütün ibadetlerde de en temel kural şudur: Allah'a ancak O'nun emrettikleri ile ibadet yapılır. O'nun emrini de ya Kur'an beyan eder ya da Peygamber aleyhisselam. İnsanlar bir ibadet koyup onun hakkında güzel deme hakkına sahip olmazlar. Sözünü ettiğiniz zikirlerin Kur'an ve hadislerde sayı olarak belirlenmiş şekli yoktur.
Gayet güzel yapıyorsunuz, Allah kabul buyursun. Bu programınıza Kur'an okumayı da ilave edin. Kendinizi ağır bir programa kilitlemeyin. Bir hocadan yaptığınız zikirlerin okunuşunda hatanız olup olmadığını öğrenin. Zorlanmadan yapabildiğiniz kadar zikir yapın. Eksiğiniz varsa ilmihal de okuyun. Sosyal görevlerinizi ve özellikle de ailenizi ihmal etmeyin. Gayet güzel. Allah yardımcınız olsun.
Sizin yaptığınız şekil emredilmiş, önerilmiş değil ama size verilen cevap bir hurafe ve akılsız sözlerden oluşuyor.
Dua bir yalvarıştır, yakarıştır. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini Allah bilecektir. Hangi dua daha ihlaslıysa, daha samimi ise o kabul olur Allah’ın izniyle. Duada ısrarcı olunabilir fakat mümin, ettiği duanın kabul edilmesi hususunda aceleci olmamalıdır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Sizden herhangi biriniz 'dua ettim de kabul olunmadı' diyerek acele etmediği sürece duası kabul olunur." buyurduğunu hatırlayabiliriz. Zikirde “şu kadar” denebilecek bir sınırı, muayyen bir vakti ve belirli bir pozisyonu yoktur. Kur'an’ımızın ve sünnetimizin gösterdiği bütün zikirler, bütün zamanlar ve bütün durumlar için sınırsız bir şekilde yapılabilir niteliktedir. Herkes gücü yettiğince yapabilir. Zikir yaparken de başka şeyler düşünmek zikri geçersiz kılmaz fakat sadece dille değil de kalben Allah’a yönelerek, ne söylediğinin farkında olarak, Rabbimizin huzurunda olduğumuzun hissi içinde olmaya çalışmak gayemiz olmalıdır. Dua ederken “Ya Allah”, “Ya Rab” dediğimiz gibi herhangi Esma’ül Hüsna’dan olan isimlerinden biriyle de dua edebiliriz. Ya Âlim, ya Kerim, ya Latif yani “Ey Latif Allah’ım! Ey Kerim Allah’ım! Ey Rahim Allah’ım!” diye dua edebilirsiniz. Yeterli olur Allah’ın izniyle. Geçmişteki yanlışlardan samimice tövbe edip istiğfar edebilirsiniz. Mümin erkek veya kadın Allah'tan kendisi için hayırlı olanı ister, bunun için de dua eder. "Allah'ım bana dünya ve ahirette iyilikle beraber olacağım salih bir eş nasip et!" şeklinde dua edebilirsiniz. Rabbimizin size yazdığı nasibi er veya geç sizi bulacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
100 km. mesafe seferi olmak için yeterlidir. Sıhhatiniz müsaitse oruç tutmayı tercih edin, kalbinizin rahat etmesi için daha uygun olanı yapmış olursunuz.
Bir insan başka insana bu denli bağlanmamalıdır. İradenizi sizi sevdiğinizi zannettiğiniz birine kilitlemeniz bir zafiyettir. Kendinizi daha yoğun olarak ibadete verip üzerinizdeki şeytan baskısını yenmeye çalışın. Sabredin ve kazanın. Allah’ın kuluyuz. Başka bir insanın kulu gibi tavır içinde olmamız yakışmaz. İbadet yapın, gezin, kitap okuyun ama kendinizi salmayın.
Bu tür bilmeceler gibi sorular üzerinden yol alınamaz. Belki de asıl cevher kaybedilebilir. Öyle veya böyle iman edip salih amel işleyenler cennete girecektir. Felsefe üzerinden yol kat etmek isteyenler ise yolda kalabilirler. Bu sebeple ibadet etmeye bakmayı tercih edelim.
Bu söz, temel hadis kitaplarından birine ait değildir. Evet, Arapça kaynaklar arasında bu şekilde geçmektedir ama farz/haram sonucu oluşturabilecek ağırlığı yoktur. Tıbben sakıncalı olduğuna dair bir bilgi sahibi oluncaya kadar yenmesinde sakınca olmaz.
Gece ibadeti nafile ibadetlerden biridir. Özellikle bilmeniz gerekir ki, genç veya ihtiyar mü'minin öncelikle hedefi haramlardan korunmak ve farzları eda etmektir. Nafileler ise adeta bir yarış pisti gibidir. Ne kadar nafile yapabilirsek o kadar ecrimiz olacaktır. Gece teheccüdü en mühim nafilelerden biridir. Keşke her mü'min kaçırmasa diyebileceğimiz bir ibadettir. Sizin bir genç mü'min olarak kıvamında bir mü'min olmanız ise teheccüd ibadetinden daha önemlidir. Sağlıklı yaşamanız, dik durabilmeniz teheccüdden önemlidir. Teheccüdün önemli olması diğer bir önemliyi ihmal etme nedeni olmamalıdır. İtidalli bir kulluk hayatı yaşamalıyız. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Yedi saat uyku uyumanız normaldir. Yedi saat uyuyamıyorsanız öğlen üzeri bir nebze dinlenebilirsiniz. Bu da ayrı bir sünnet olur. Sabah namazından sonra da dinlenmeye devam edebilirsiniz. b- Uykunuzu sağlıklı bir uykuya dönüştürebilmek için yeme düzeninizi iyi ayarlamalısınız. Yedi saat ve sağlıklı bir uyku hedefiniz olsun. c- Uzun kış gecelerinde veya günlük programınızın uygun olduğu zamanlarda teheccüde kalkın. Teheccüd sizi günlük zorunlu işlerinizden alıkoyacak veya pasif duruma getirecekse şimdilik teheccüdü erteleyin. Önceliğiniz haramlardan korunmak, farzları eda etmek ve mü'min kimliğinizle ayakta durmak olsun.
Allah'ın haram ettiği bir şeyi isteyen anneye babaya itaat olmaz. Haram değil de biraz daha az iyi olanı emrediyorsa bir nebze ona itaat edilmelidir. Kavga yerine idare tarzını seçmelisin. Mesela renkli bir başörtüyü sen istemediğin halde anneni idare edebilmek için takabilirsin. Baş açıklığına ise asla razı olamazsın. Annenle savaşma, onu iterek kazanamazsın. Sabret, sebat et, sonunda kazanan sen ol. Allah yardımcın olsun.