Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Allah’ın isimlerini zikir gibi çeken birisiyim. Örneğin, aklıma geldikçe bol bol "Lâ ilâhe illallah" derim ya da affedilmek için Allah’ın affedici isimlerini (Ya Gaffâr, Ya Gafûr, Ya Afuvv) tekrar ederim. Belli bir sayı olmadan, ihtiyacıma göre Allah’ın isimlerini zikretmeye çalışırım. Örneğin, babam hastayken "Ya Şâfî" ismini çokça çektim. Ancak bugün birisinin, Allah’ın isimleriyle yalnızca dua edilebileceğini, onları zikir gibi tekrar etmenin yanlış olduğunu söylediğini duydum. Ayrıca her esmanın ebced hesabında bir karşılığı olduğunu, bu yüzden gelişigüzel çekmenin zarar verebileceğini, hatta "Allah" zikrini çeken bir kadının sütten kesildiğine dair bir örnek verdiğini yazmış. Bu düşünce beni hem korkuttu hem de kafamı karıştırdı. Allah’ın isimlerini bu şekilde zikretmek yanlış mı? Sadece dua ederken mi kullanmalıyız? Mesela evlilik için “Ya Vedûd” çekmem yanlış mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ’nın isimlerinin zikir olarak tekrarlanması bir ibadettir. Mesela onun isimlerinden biri el-Ğafûr’dur. Bu veya başka bir ismi ibadet maksadı ile tekrarlansa bu bir zikir olur ama “şu isim şu kadar kere” şeklindeki tayinler genellikle asılsız ve indi görüşlerden kaynaklanmaktadır.
Selamünaleyküm.Sözünü ettiğiniz şekil, sahih ve sarih kaynaklarda yoktur. Dolayısıyla öyle bir zikir için 'Peygamber aleyhisselamın yaptığı zikirdir' diyemeyiz. Öyle diyemediğimiz şeyi de ibadet diye adlandıramayız.
Zikrettiğiniz mesele ibadetle eğlenme tarzında bir sıkıntıdan başka bir şey değildir.
Dua bir yalvarıştır, yakarıştır. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini Allah bilecektir. Hangi dua daha ihlaslıysa, daha samimi ise o kabul olur Allah’ın izniyle. Duada ısrarcı olunabilir fakat mümin, ettiği duanın kabul edilmesi hususunda aceleci olmamalıdır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Sizden herhangi biriniz 'dua ettim de kabul olunmadı' diyerek acele etmediği sürece duası kabul olunur." buyurduğunu hatırlayabiliriz. Zikirde “şu kadar” denebilecek bir sınırı, muayyen bir vakti ve belirli bir pozisyonu yoktur. Kur'an’ımızın ve sünnetimizin gösterdiği bütün zikirler, bütün zamanlar ve bütün durumlar için sınırsız bir şekilde yapılabilir niteliktedir. Herkes gücü yettiğince yapabilir. Zikir yaparken de başka şeyler düşünmek zikri geçersiz kılmaz fakat sadece dille değil de kalben Allah’a yönelerek, ne söylediğinin farkında olarak, Rabbimizin huzurunda olduğumuzun hissi içinde olmaya çalışmak gayemiz olmalıdır. Dua ederken “Ya Allah”, “Ya Rab” dediğimiz gibi herhangi Esma’ül Hüsna’dan olan isimlerinden biriyle de dua edebiliriz. Ya Âlim, ya Kerim, ya Latif yani “Ey Latif Allah’ım! Ey Kerim Allah’ım! Ey Rahim Allah’ım!” diye dua edebilirsiniz. Yeterli olur Allah’ın izniyle. Geçmişteki yanlışlardan samimice tövbe edip istiğfar edebilirsiniz. Mümin erkek veya kadın Allah'tan kendisi için hayırlı olanı ister, bunun için de dua eder. "Allah'ım bana dünya ve ahirette iyilikle beraber olacağım salih bir eş nasip et!" şeklinde dua edebilirsiniz. Rabbimizin size yazdığı nasibi er veya geç sizi bulacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Allah yardımcınız olsun.
Bir kişinin söylediği sözün imanına zarar gelmesi gibi bir durumda şunlara dikkat etmek gerekir: -Kalben inkâr etmesi, -Dine ait bir hükmü reddetmesi, -İslam’ın haram kıldığı şeyi helal görmesidir. Bunu kasti olarak söylemediğiniz için dil sürçmesidir. “Allah’ım, bilerek veya bilmeyerek söylediğim yanlış sözlerden dolayı beni affet. Bir daha böyle bir hata yapmamam için bana yardım et.” diye dua edebilirsiniz. İçinizin rahatlaması için de "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluh" diyerek imanınızı tazeleyebilirsiniz. Ancak bu hususta daha fazla düşünüp vesveseye de düşmeyiniz. Allah’a emanet olunuz.
Gayet güzel yapıyorsunuz, Allah kabul buyursun. Bu programınıza Kur'an okumayı da ilave edin. Kendinizi ağır bir programa kilitlemeyin. Bir hocadan yaptığınız zikirlerin okunuşunda hatanız olup olmadığını öğrenin. Zorlanmadan yapabildiğiniz kadar zikir yapın. Eksiğiniz varsa ilmihal de okuyun. Sosyal görevlerinizi ve özellikle de ailenizi ihmal etmeyin. Gayet güzel. Allah yardımcınız olsun.
allahın isimleri konusundaki diğer fetvalar
Esmâü’l-Hüsna olarak bildiğimiz Rabbimizin isimleri zikir olarak kullanılabilir. Aynı zamanda Rabbimizin bu isimlerinin manalarının kavranarak zikredilmesinin hayatımıza yansıyan kısmı olacaktır. Bu durum Allah sevgisini, Kur’an ve Sünnet’e daha sıkı sarılmamızı, ihlasımızın artmasını ve huzurlu bir mü’min olabilmemizi sağlar. Rabbimizi tanımak; O’nun yüceliği karşısında acziyetimizi hissetmek, imanımızın tadını hissederek yaşamamıza vesile olur. Nerede olursak olalım Rabbimiz ile bir arada olma şuurunu zikirle yakalayabiliriz biiznillah.
Esmâü’l hüsna olarak bildiğimiz Rabbimizin isimleri zikir olarak kullanılabilir. Aynı zamanda Rabbimizin bu isimlerinin manalarının kavranarak zikredilmesinin hayatımıza yansıyan kısmı olacaktır. Bu durum Allah sevgisini, Kur’an ve Sünnet’e daha sıkı sarılmamızı, ihlasımızın artmasını ve huzurlu bir mü’min olabilmemizi sağlar. Rabbimizi tanımak; O’nun yüceliği karşısında acziyetimizi hissetmek, imanımızın tadını hissederek yaşamamıza vesile olur. Nerede olursak olalım Rabbimiz ile bir arada olma şuurunu zikirle yakalayabiliriz biiznillah.
Bu bir imla farkıdır. Öyle veya böyle yazılması anlam değişikliği oluşturmaz. Esma-i Hüsna veya El- Esmâü’l-Hüsna şeklinde yazılabilir. Sonuç aynıdır.
Allah Teâlâ’nın el-Mürid ismi yoktur. Aynı anlamı taşıyan ifadeler ise Kur'an’ımızda vardır. Bu nedenle bazıları isim olarak vardır gibi anlamışlardır. Bu kelimenin anlamı İSTEYEN şeklindedir.
Allah Teâlâ'nın isimlerini anarak dua etmek duanın makbul çeşitlerindendir. 'Ya Allah!' diyerek dua ettiğimiz gibi mesela 'Ya Rahmân!' diyerek de dua edebiliriz. Esma ile dua bu demektir.
Selamünaleyküm. Arapça telaffuzu gibi kullanılabilir. Türkçedeki kullanım tarzı ile aynı anlamı çağrıştırmaz. Mesela Mennan değil El Mennan olmalıdır.