Fetva Meclisi
Soru
Hocam, sık sık Kelime-i Tevhid getiren biriyim. Ancak bir seferinde "Lâ ilâhe illallah" demek isterken, yanlışlıkla ve farkında olmadan "Lâ Allah" dedim (hâşâ). Bilerek söylemedim, ağzımdan birden öyle çıktı. Bu durum imanıma zarar verir mi, kalbim çok huzursuz oldu. Yardımcı olabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir insanın küfre girmesi için kalben inkâr etmesi, dini bir hükmü reddetmesi veya İslam’ın kesin haram kıldığı bir şeyi helal görmesi gerekir. Doğru olmamakla beraber siz bu sözü inandığınız için değil gelişigüzel bir şekilde, espri ya da sohbet arasında söylemişsiniz. Eğer bu sözü bilerek ve Hristiyan ibadetini meşru görerek söylemiş olsaydınız, bu tehlikeli olurdu. Ancak kastınız bu değilse, bu bir dil sürçmesi ve yanlış bir sözdür. Bu sözünüzle bir insanın hakkına girmiş de değilsiniz. Çünkü bu bir hata olmuş ve kimseye doğrudan zarar vermemişsiniz. “Allah’ım, bilerek veya bilmeyerek söylediğim yanlış sözlerden dolayı beni affet. Bir daha böyle bir hata yapmamam için bana yardım et.” diye dua edebilirsiniz. Gelecekte bu tür ifadelerden kaçınacağınıza dair kendinize söz verebilirsiniz. İçinizin rahatlaması için de "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluh" diyerek imanınızı tazeleyebilirsiniz.
Senin tarif ettiğin durumun adı şüphe değil vesvesedir. Sahabe-i Kiram Efendilerimiz bile bazen "İçimizden öyle düşünceler geçiyor ki, bunları dile getirmeye utanıyoruz" dediklerinde Efendimiz ﷺ: "Bu, imanın ta kendisidir." (Müslim, İman 209) buyurdu. Çünkü şeytan, kalbinde iman olan kişiye musallat olur. İmanı olmayan kişiye vesvese taşımaz. Çünkü onun kalbini zaten boş bulmuştur. Senin yaşadığın huzursuzluk, imanını kaybetmen değil, onu kaybetmekten korkmandır. Bu da bir iman alametidir. Kalbim mutmain değil gibi hissediyorum diyorsun… Evet, kalp bazen ikna olmuş gibi hissetmez. Ama bu his bir eksiklik değildir. Çünkü Kur’an’ın ifadesiyle: "Bilesiniz ki kalpler, ancak Allah’ı anmakla tatmin olur." (Ra’d sûresi, 28. âyet) Senin kalbin Allah'ı daha fazla hatırlamak, O’na daha çok yaklaşmak istiyor. O yüzden şu anda huzursuz. Bu, bir uyanış hâlidir, kopuş değil. “Ne Yapmalıyım?”, “Kalbimi nasıl ikna ederim?” Gönlünden geçen şu cümleyi tekrar et: "Rabbim! Sen benim kalbimi biliyorsun. Ben Sana iman ettim. Şu an ne yaşıyorsam kalbimi Sen’e daha çok yaklaştırmak içindir." Bu dua bile kalbinin hâlini anlatır. Allah senin kalbini senden daha iyi bilir. Kalbine şunu telkin et: “Ben yaratıcıya iman ediyorum, O’nun bir Peygamber gönderdiğine, kitap indirdiğine, ahiretin sahibi7hâkimi olduğuna, her şeyi hikmetle yaptığını kabul ediyorum.” Bu tasdik, imandır. Vesveseye cevap verme: Kalbine gelen, "acaba iman etmedim mi?" düşüncesine cevap verdikçe büyür. Hiç tartışma. O düşünceye "Sen vesvesesin, seni tanıyorum" de ve yoluna devam et. Faydalı sohbetler ve ilim meclisleri bul: Tefekkür çok kıymetlidir ama bazen yalnız başına yapılınca vesvese kaynağı da olabilir. Lütfen, güvenilir bir hoca eşliğinde akaid, iman esasları gibi dersleri dinlemeye veya okumaya başla. Namaza, istiğfara, salavata sarıl: Kalp yıkanmazsa huzur bulmaz. Namaz, kalbin sabunudur. İstiğfar, kiri atar. Salavat, kalbi huzura boğar. Günlük olarak en az 100 defa “Estağfirullah” ve 100 defa salavat çekmeye başla. Unutma güzel kardeşim, Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Allah’a dönün; samimi bir tevbe ile. Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar..." (Tahrim sûresi, 8. âyet) Senin samimiyetin, kalbinin sancısı, bu ayetin muhatabı olduğunun delilidir. Sen imansız değilsin, imanını korumak isteyen bir müminsin. Rabbim seni sabit kadem eylesin. Kalbini itminana erdirsin.
Şehadet getirirken imanınızda eksiklik olmadığını biliyorsunuz, ancak bu düşünceler sizi rahatsız ediyor. Bu, imanınızın sağlam olduğunu gösterir. Vesveselerden etkilenmemeye çalışın ve kalbinizin Allah’a bağlı olduğunu kendinize hatırlatın. Eşinizle nikâhınızı tazelemeniz, küfür halinden sonra yapılması gereken bir tedbirdir. Bu işlem, imandan sonra gerçekleştiği için geçerlidir. İmanınız kalbinizde mevcut olduğu sürece, nikâhın geçerliliği konusunda endişe etmenize gerek yoktur. Ayrıca, eşinize verdiğiniz vekâletle nikâhın tazelenmesi, İslam hukukunda geçerli bir yöntemdir. Allah’a yönelerek kalbinizi rahatlatacak dualar edin. Şu dua, bu tür durumlarda çok etkilidir: “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme ve bize rahmetini bağışla. Şüphesiz Sen, çok bağışlayansın.” (Âl-i İmrân, 3:8). Sabah ve akşam zikirleri vesveselere karşı en büyük koruyucudur. “Lâ ilâhe illallah” zikrini dilinizden düşürmeyin. Kalbiniz imanla dolu olduğu sürece Allah, sizi bağışlayacaktır. Unutmayın ki Allah, tövbeleri kabul edendir: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar.” (Zümer sûresi, 53. âyet). İmanınızı kuvvetlendirmek ve huzur bulmak için namazlarınıza ve diğer ibadetlerinize devam edin. Vesveselerle mücadelede bu çok etkili olacaktır.
Tekrarlayıcı istenmeyen düşünceleriniz veya dürtüleriniz varken ki aklınızdan hiç çıkmadığını belirtmişsiniz, sizi günlük hayatta oldukça meşgul eden bir yerdeyken elbette ki size bir uzman desteğini ısrarla tavsiye edeceğim. Bunun üzerine çalışılmadığında, ciddi anlamda endişe ve duygusal bunalıma yol açabilir. Bu düşüncelere kapılmamak için çaba gösterseniz de onlar daha da güçlenebilir. Örneğin böyle bir düşünce akla her geldiğinde, kişi mümin olduğundan "emin" olabilmek için günün yarısını şehadet getirerek, tövbe ederek imanını tazelemekle geçirebilir. Şeytan zaaflarımızı bulur ve tam buradan saldırmak için fırsat kollar. “Şeytan vesvesenin kaynağıdır. Bu düşünceler onun telkinleridir ve dolayısıyla ben bunlardan sorumlu değilim. Bu nedenle vesveseler doğrultusunda davranışlar sergilememe hatta bunlar üzerinde durmama bile gerek yok" deyin ve bu düşünceleri orada bırakın. Yani tüm bunlar zihnin sizden bağımsız size söylediği, inanmanızı istediği sözlerdir. Dikkate almanız gereken düşünceler ve hiç önemsememeniz gereken düşünceler arasında ayrım yapmalısınız. Bir düşünceye sahip olmak o düşüncenin gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu durumda "ben düşüncelerim değilim" şeklinde bir ilke edinebilirsiniz. Düşünceler geldiğinde bir iki dakikalık nefes egzersizleri yapıp bedeninize yönelebilirsiniz, farkındalığınızı bedeninize ve şimdiki ana verebilirsiniz. Ayrıca vesvesenin zihin düzeyinde olduğunu, şeytanın belli bir yerden sonra müdahalesinin olamayacağını, kalpte imanın muhafaza edildiğini, kalbinizde taşıdığınız inanca denk olmadığını bilerek ikisini ayrıştırabilirsiniz. Rabbim hayırlı ve kalıcı şifalar versin.
Selamünaleyküm. Bilerek ve inatla bir hata yapmayın. Öğreteni bulunca önüne diz çökmeye hazır olun. İkaz edilince geri dönüş yapmayı bilin. Gerisine aldırmayın; şeytan sizi meşgul etmeye çalışıyor.
Sizin yaptığınız şekil emredilmiş, önerilmiş değil ama size verilen cevap bir hurafe ve akılsız sözlerden oluşuyor.
haram konusundaki diğer fetvalar
Dijital ürünler (font, yazılım, tema vb.) mülkiyet hakkı kapsamındadır. Sahibi tarafından “izinsiz kullanılamaz, satılamaz” denmişse bu ürünü izinsiz çoğaltmak ve satmak kul hakkına girer ve haramdır. Tıpkı bir kitabın fotokopisini izinsiz çekip satmak gibi bu da emek hırsızlığıdır. Mümkünse ürünü yapan kişiden helallik istenmelidir. Helallik alınamıyorsa, satışlardan elde edilen kazanç tahmini olarak hesaplanmalıdır. Bu kazanç, hak sahibine ulaşılamıyorsa, onun adına bir hayır kurumuna veya ihtiyaç sahibine sadaka olarak verilmeli. Verirken şöyle dua edilebilir: “Allah’ım, bu sadakayı hakkını ihlal ettiğim kişi adına kabul eyle. Beni onun hakkından dolayı sorumlu tutma.” Allah, samimi tövbe eden kulunu asla mahcup etmez. Vicdanın seni rahatsız ediyorsa, bu seni Allah’a götürüyordur. Devam et bu yolda, Allah seni muhafaza etsin.
Araştırdığımız kadarıyla SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası), iş göremez durumda olan kişiye maaş kaybını telafi etmek için verilir. Ancak raporlu olduğun hâlde işe gitmişsin ve maaşın da tam olarak ödenmiş. Bu durumda aynı süre için hem maaş hem de SGK ödeneği almış oluyorsun. Normal şartlarda bu ödeme, çalışamadığın günler için verildiğinden, haksız bir kazanca sebep olmuş. Eğer rapor parası çalışmadığın günler için verilmişse ve o günlerde çalıştıysan, bunu SGK'ya bildirmen gerekir. Çünkü burada bir yanlışlık olduğu açık; hem işverenin maaşını kesmemiş hem de SGK sana ödeme yapmış. Dolayısıyla bu parayı kendi adına harcamak uygun olmaz. En doğru hareket parayı gerekli yere iade etmektir.
Şöyle anlamaya çalışalım: Sakal kesmek haramdır. Bu kesme ne kadar deriye yaklaşırsa o kadar harama yaklaşılmış olur. İnşaallah jiletle tıraş gibi de değildir.
Size verilen işi en güzel şekilde yapın. İnsanlara faydalı olun. Artık geçmişi düşünmeyin.
Sizin vebaliniz yoktur bunda.
Günaha vesile olmak da günahtır. Müşterilerin tercihleri, Allah'ın yasaklarına müdahale olmadığı sürece saygıyla karşılanır. Dolayısıyla müşterilerinize çizginizi belli edin veya bu konuda çözümler üretin.