Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben geçenlerde annemlerle konuşurken köyümüzdeki eski bir kilisenin bahsi geçti ve ben öylesine bir şekilde "Bir çocuk dedi ki burada ibadet ediyoruz, yani Hristiyan gibi" dedim. Şimdi buna pişman oldum. Bu söylediğim söz nedeniyle kul hakkına girmiş olabilir miyim ya da küfre düştüm mü? Nasıl tevbe edebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kişinin söylediği sözün imanına zarar gelmesi gibi bir durumda şunlara dikkat etmek gerekir: -Kalben inkâr etmesi, -Dine ait bir hükmü reddetmesi, -İslam’ın haram kıldığı şeyi helal görmesidir. Bunu kasti olarak söylemediğiniz için dil sürçmesidir. “Allah’ım, bilerek veya bilmeyerek söylediğim yanlış sözlerden dolayı beni affet. Bir daha böyle bir hata yapmamam için bana yardım et.” diye dua edebilirsiniz. İçinizin rahatlaması için de "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluh" diyerek imanınızı tazeleyebilirsiniz. Ancak bu hususta daha fazla düşünüp vesveseye de düşmeyiniz. Allah’a emanet olunuz.
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
Bir kere böyle bir meselede uzman olmayanın konuşması ne kadar doğru bir iştir, önce bunu düşünmelisiniz. Sıradan bir insan beyin ameliyatı yapabilir mi? Bu da öyledir. Bu konularda söz söylemenin büyük bir vebale girmek olabileceğini unutmayınız. İkinci olarak belirttiğiniz konuda insanın durumu şudur: Allah’ın dinine karşı tez olarak demokrasiyi tercih edenin imanı tehlikededir. Bunun tartışılabilir tarafı da yoktur. Bunun ötesinde şu veya bu yorumla ya da çaresizlikten, alternatifsizlikten ötürü bir araç olarak görmenin ise aynı sonuca götüreceği söylenemez. Bu ikisi ortasında bir yere yerleşmek gerekiyor. Kendinizi bu konuya daraltılmış durumda hissetmeyiniz, rahat olun, ibadetlerinizi yapın ve yolunuza devam edin. Zira çözebileceğiniz bir konuya dalmıyorsunuz bu sözlerle, bilakis kendinizi bunaltıyorsunuz. Allah yardımcımız olsun.
Eşinizin hakkına girdiniz. İnsanlığınızı çiğnediniz. Ahiretinize zarar verdiniz. Şimdi ise büyük ve kesin bir tevbe ile Rabbinize dönün. Aslınıza sarılın. Evinize kapanın. İbadete verin kendinizi. Çocuklarınıza yapışın. İlim meclislerine iştirak edin. Rabbinize yönelin. Bedeninizi ve gözünüzü eşinizin dışındaki herkesten arındırın. Kimseye bu hususu açmayın, açtırmayın. Yıkanıp paklanmaya bakın. Beterin beteri bir akıbete karşı tedbirli olmalısınız. Bir zaman sonra içiniz rahat etmez, kalbiniz seccadede de huzur bulamazsa makul bir yolla ayrılmayı düşünün.
Anlaşılan sende takıntı/vesvese/obsesif problemi var. Bu tür dalgalı düşünceler kalbine uğradığında kabullenme ve "hayır, öyle bir iş yok" diyerek ilgilenme. Aksi takdirde başa çıkamazsın. Kendine eziyet etme. Müslüman bir hanımefendi olarak kendine küfrü (kaynağı şeytandan gelen bilgilerle) yakıştırmamalısın.
Bu sözde kişinin sevdiğine sevgisini abartarak anlatma vardır. Allah Teâlâ'ya karşı imanı zarara uğratacak bir saygısızlık yoktur. Bu nedenle bunu söyleyenin dinden çıkacağı iddia edilemez. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Mümin, içinde Allah geçen sözcükleri kullanırken çok dikkat etmelidir. Mesela bu söz, kullanılmasa daha iyi olur.
hristiyan konusundaki diğer fetvalar
Herkesin kendi imanına, kendi örfüne sahip çıkması gerekir. İnsanların dini ve milli hassasiyetlerinin erimesi bir kayıptır. Kayıp nedeni olmak da bir hatadır. Hatanın hacmine göre de herkes sorumludur.
“Saygı duyma” kavramına yüklenen anlama göre bu cevap da değişebilir. Eğer saygı duyma ile değerli bulma, takdir etme kastediliyorsa bu imanı götürecek bir sorun olabilir maazallah. Hayır, o kendi haline ben kendi halime anlamında bir saygı duyma yani onun varlığını kabul etme anlamında ise bunda bir sakınca olmaz. Kur'an'ımız bize bunu zaten öğütlemektedir. Kâfirûn suresinde “SİZİN DİNİNİZ SİZE BENİM DİNİM BANA” ölçüsü konmuştur.
Resmi bir bilgi olarak anlamını bilmiyorum ama bizdeki hilali temsil ettiği gibi onlardaki de haçı temsil etmektedir zannederiz. Bir tedavi veya acil destek gerektiğinde o tür malzemenin kullanılması sakıncalı olmaz.
İman bütün ibadetlerin ön şartıdır. İmanı olmayanın yaptığı hiçbir iş ibadet niteliği taşımaz. Ona oruç da denmez zaten, olsa olsa aç kalma, rejim yapma olabilir.
Müslüman bir erkeğin Hıristiyan bir kadınla evli kalmasında sakınca yoktur. Evlenmemesi tavsiye edilse de caizlik bakımından sakıncası yoktur. Bunun aksi yani Müslüman kadının Hıristiyan bir erkek ile evlenmesi ise caiz değildir.