Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Hristiyan’a, Yahudi’ye ve diğer inanç mensuplarına saygı göstermek gerekir mi? Ortada bir şirk var ve buna da saygı göstermek olmasın diye Hristiyan’a veya diğer inanç mensuplarına "saygı gösteriyorum" demek istemiyorum ancak onlara karşı bir nefret veya bir zorlamada da bulunmuyorum. Bu konudaki ölçüm, mesafem ne olmalıdır? Neler tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mü'min olmayanlarla sosyal ilişkiler içinde olmamız yasak değildir. Onların dinlerini ya da dinsizliklerini makul görecek bir ortam oluşturmamız, mümine karşı onu tercih etmemiz tehlikelidir ve yasaktır. Konuyu bu şekilde anlayınız.
İmanımızı ve iffetimizi korumak zorundayız. Akraba arası veya sosyal ilişkilerde imanımıza veya onurumuza zarar verilme ihtimali varsa, o zararı önleyecek kadar bir mesafe koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Bu mesafeyi ZARARI GİDERME ile orantılı tutmayı becerdikçe sakınca yoktur Allah'ın izni ile. Kendimizi zamana ve mekâna göre bu mantık içinde dengeleyebiliriz.
Dinimiz denge dinidir; her şeyde bir denge olmalıdır. İyiliğe teşekkür etmemek yanlış olduğu gibi bir bardak su ikramına karşı ayaklara kapanmak da yanlıştır çünkü aşırılıktır. Sınırsız şükür, saygı sadece Allah’a karşı olur. Bu nedenle teşekkür ederken şunlara dikkat ediniz: - İyiliğe muhakkak teşekkür edin. Bunu iki kere yapmayın. • Dün teşekkür ettiğinizi bugün tekrarlamayın. Hedefiniz iyilik yapana çok teşekkür etmek yerine iyiliğini unutmamak olsun. • Bu durum, sizdeki psikolojik bir takıntıyı gösterebilir. Bir psikologla görüşmeniz faydalı olur zannederiz. Allah yardımcınız olsun.
Sen ve o, Allah katında iki ayrı kimliksiniz. İkinizin de hesabı farklı farklı olacaktır. Bir de birbirinize karşı bir hukukunuz vardır. Sizin önceliğiniz ikinizin arasındaki hukuku incitmemek olacak. Ona dikkat edin. Bu da size düşen evlatlık vazifesini iyi yapmaktır. Onun Rabbi ile olan alakasındaki sıkıntıları da o düşünecek. Böylece sen, o kaybetti diye kaybeden biri olmayacaksın biiznillah. Elbette babanız için dua da edin.
Bizim imanımız şu şekildedir: 1- Yeryüzünde iki kitle vardır. Biri Allah'a ve peygambere, imanın diğer esaslarına iman ederek MÜ'MİN olanlar. Diğeri de bir nedenle iman etmeyerek diğer kitleyi oluşturanlar. 2- Bu iki kitle birbirinden ayrıdırlar. Ancak bu ayrılık imanda ve yaşam tarzındadır. Mü'min olanla olmayan aynı dünyada, aynı ortamda aynı sosyal zeminde yaşarlar. İman farkı düşmanlığı gerektirmez. Aynı hayat standartlarını aynı devletin çatısı altında yaşayabilirler. Mü'min olmayanlar, mü'min olanlara karşı bir kin ve savaş içinde olmadıkları sürece onlara karşı bir kötü niyet beslememiz gerekmez, caiz de olmaz. 3- Cihadımız yani dinimizi savunmamız, dinimizi yok sayan ve kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 4- İman etmeyerek ikinci cepheyi oluşturanlara karşı sosyal gerçekler nedeniyle sessiz kalmamız kötülük yapmama, iyi geçinme düzeyindedir. Peygamberimi ve kitabımı sevmeyene gönlümde yer açamam. Hakkına hukukuna dikkat ederim, hakkımı ezdirmem o kadar. Allah'a emanet olunuz.
Kıymetli kardeşim, elbette ki meramını ifade edip rahatsız olduğun bu duruma müdahale etmelisin. Ama bu durum kadar önemli olan bir diğer durum da bunu en güzel bir dille ifade edebiliyor olman. Meramını ve rahatsızlıklarını, karşı tarafı incitmeden, kabul edilebilir bir şekilde ifade etmek büyük bir sanattır. Ve her Müslümanın bu sanatı becermesi gerekir. Siz de bu konuda gerekirse konuşmalar hazırlayıp en güzel şekilde ifade etmeye çalışın. Empatik, ben dili kullanılarak yapılan bir konuşma inşaallah etkili olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
hristiyan konusundaki diğer fetvalar
Resmi bir bilgi olarak anlamını bilmiyorum ama bizdeki hilali temsil ettiği gibi onlardaki de haçı temsil etmektedir zannederiz. Bir tedavi veya acil destek gerektiğinde o tür malzemenin kullanılması sakıncalı olmaz.
İman bütün ibadetlerin ön şartıdır. İmanı olmayanın yaptığı hiçbir iş ibadet niteliği taşımaz. Ona oruç da denmez zaten, olsa olsa aç kalma, rejim yapma olabilir.
Müslüman bir erkeğin Hıristiyan bir kadınla evli kalmasında sakınca yoktur. Evlenmemesi tavsiye edilse de caizlik bakımından sakıncası yoktur. Bunun aksi yani Müslüman kadının Hıristiyan bir erkek ile evlenmesi ise caiz değildir.
Herkesin kendi imanına, kendi örfüne sahip çıkması gerekir. İnsanların dini ve milli hassasiyetlerinin erimesi bir kayıptır. Kayıp nedeni olmak da bir hatadır. Hatanın hacmine göre de herkes sorumludur.
Bir insanın küfre girmesi için kalben inkâr etmesi, dini bir hükmü reddetmesi veya İslam’ın kesin haram kıldığı bir şeyi helal görmesi gerekir. Doğru olmamakla beraber siz bu sözü inandığınız için değil gelişigüzel bir şekilde, espri ya da sohbet arasında söylemişsiniz. Eğer bu sözü bilerek ve Hristiyan ibadetini meşru görerek söylemiş olsaydınız, bu tehlikeli olurdu. Ancak kastınız bu değilse, bu bir dil sürçmesi ve yanlış bir sözdür. Bu sözünüzle bir insanın hakkına girmiş de değilsiniz. Çünkü bu bir hata olmuş ve kimseye doğrudan zarar vermemişsiniz. “Allah’ım, bilerek veya bilmeyerek söylediğim yanlış sözlerden dolayı beni affet. Bir daha böyle bir hata yapmamam için bana yardım et.” diye dua edebilirsiniz. Gelecekte bu tür ifadelerden kaçınacağınıza dair kendinize söz verebilirsiniz. İçinizin rahatlaması için de "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluh" diyerek imanınızı tazeleyebilirsiniz.