Fetva Meclisi
Soru
Alimlerimiz 8 saat uyumayı ve bu 8 saatin içinde de 1 saat öğle uykusunu tavsiye ediyorlar. Ama ülkemizde öğrenciyseniz veya çalışıyorsanız öğle uykusu mümkün değil. Yaşadığım yerden örnek verecek olursam, sabah namazı 4.30’da, 3.00’da teheccüte uyansak saat 5.00’da cemaatle namazı kılsak ve işrağa kadar da ibadetle geçirsek zaten o saatten sonra iş/okul hayatı başlamış oluyor veya uyumaya vakit kalmıyor. Yani 8 saat uyumak neredeyse imkânsız. Yatsı namazının bitişi zaten saat 11.00’ı buluyor. Bu durumda ne yapmamızı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Takvimlerdeki İMSAK saati yatsı namazının vaktinin bitiş saatidir. Hadisi şeriflerde teşvik edilen nafile ibadetlerin bitiş saati de o saattir. İmsakten sonra ise sadece sabah namazının sünneti eda edilebilir. Ama siz günah bir iş yapmadınız. Efdal olanı yapmamış oldunuz. Nafilenizi imsak vaktine kadar kılın. Sonra da zikir yapın ve Kur'an okuyun. Sabah namazına camiye gidin. Mümkünse orada işrak vaktini bekleyin. En güzelini, en mübareğini yapmış olursunuz. Teheccüt namazını ise en güzeli uyuyup kalktıktan sonra kılmaktır. Yatsıdan sonra bekleyerek kılmak doğru değildir. Çünkü o ibadetin fazileti, uykuyu bölebilmekten kaynaklanmaktadır. Rabbim hepimizi kulluğuna muvaffak kılsın.
Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra ya da imsak vaktine yaklaşık bir saat kalarak kalkılıp kılınan namaza teheccüd namazı adı verilir. Bu namaz farz değildir, nafile bir ibadettir ama nafile ibadetlerin en efdallerindendir. Salih kullar için adeta bir farz namaz gibi görülmüştür. Mü'min bu namazı sürekli kıldığında dünya ve ahiret kazancı bakımından büyük mesafeler kat eder biiznillah. Nefis terbiyesi açısından benzersizdir. Cennete girmek için uğraşan bir mü'min için farzlardan sonraki en efdal ibadetlerdendir. Tevbe etmek için, zikir için en uygun vakit o vakittir. Şükreden bir mü'min olmak için de teheccüd emsalsizdir. Bilhassa dua etmek için en uygun zaman olarak teheccüdden sonraki zaman görülebilir. İki rekât en azıdır. Sekiz rekâta kadar kılınabilir.
Teheccüd namazı için uyuma şartı yoktur; fazileti vardır. Fazileti de gece olması dolayısıyladır. Sahur için kalktığınızda da teheccüd kılabilirsiniz. Bir taşla iki kuş vurmak bu olsa gerek.
1- Uyku, Rabbimizin bize lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Hatta yeme içme nimetlerinden daha önemli olduğu söylenebilecek durumlar bile vardır. Bütün nimetler gibi uyku da nimet olduğu için, imtihan konusudur. Nasıl ekmeğe karşı nimet olduğu için titiz davranıyoruz, aynı titizliği uykuya da göstermemiz gerekir. Ekmeği nankörlüğümüzden ötürü, azap sebebi yapmamaya çalıştığımız gibi uykuyu da özenle kullandığımız bir nimet haline getirmeliyiz. Vaktinde ve düzenli uyku uyumak gerekir. Normal şartlarda yedi saat uyku idealdir. Aynı saatte başlayıp aynı saatte bitirilen yedi saatlik uyku dinlendirir, enerji verir. Farklı zamanlarda, istikrarsız bir uyku baş ağrısı nedenidir. Havalandırılmış odalarda uyunmalıdır. Uykudan en az üç saat önce yemekle ilişki tamamen kesilmelidir. Akşam yemekleri asla ağır yemekler olmamalıdır. Ramazan ayında iftar da buna dâhildir. 2- Bu ölçülerle sürdürülen uyku namaza engel olmaz. Allah’ın izniyle iki aylık bir istikrarla insan saat kurmadan bile namaza kalkabilir. Genelde gecenin ileri saatlerine kadar beklendiği ve akşamları ağır yiyecekler yendiği için uyunan uyku, uyku işlevi görmemekte ve sabah namazına kalkmak, kalkınca şuurunu toplamak zor olmaktadır. Kısacası, namaza kalkmayı becermek elimizdedir. 3- Namaz kaçırmak insanın başına gelebilecek bir kaza türüdür. On yılda bir meydana gelebilir. Süreklileşmesi çok kötü bir durum. İstiğfar etmek gerekir. Kalktığınızda kerahet vakti geçmişse hemen kaza etmeniz yine de güzel. Lakin sürekli olması tehlikelidir.
Uyku düzeni, düzenli bir hayat için şarttır. Söylemek istediğimiz budur. İnsanın fedakârlık yapması sevdiği ve değerli tuttuğu şeylerden olacağı için genç veya ihtiyar herkesin Allah için yapacağı işlerde feda edeceklerinin başında uykusu gelmelidir. Bu nedenle de uykuyu bölen teheccüd namazı en değerli nafile namaz olmuştur. Buradaki dengeyi şu şekilde kurarız: Uykuyu nimet olarak görürüz. Basit şeylerle uyku dsiplinimizi bozmayız. İş bir fedakârlığı gerektirdiğinde de uykumuzu o değerli bildiğimiz şey için feda etmeye hazır oluruz. Bu da şüphesiz takatımızla ve sıhhatimizi koruma kuralları ile sınırlı olur. Doktorların bu uyku ve nöbet meselesinde yapacakları bir şey yoktur. Bütün dünyada böyle yürüyor tıp. Ona göre de sevap kazanıyorlar biiznillah. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bir mü'min, önce farzları yerine getirir. Haramlardan kendini korur. Sonra da nafile ibadetlerden yapabildiğini yapar. Teheccüd en mübarek nafile ibadetlerden biridir. Sizin onu dünyevi bir amaçla yapmanız bile değerlidir. Bunun felsefesi ile uğraşarak kendinizi boşluğa atmayın. Böyle işlerle uğraşmak şeytanı memnun eder. Haramlardan uzak kalın. Farzları yerine getirin. Nafilelerden yapabildiğiniz yapın. Ama işin felsefesine dalmayın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu söz, temel hadis kitaplarından birine ait değildir. Evet, Arapça kaynaklar arasında bu şekilde geçmektedir ama farz/haram sonucu oluşturabilecek ağırlığı yoktur. Tıbben sakıncalı olduğuna dair bir bilgi sahibi oluncaya kadar yenmesinde sakınca olmaz.
‘Hacerulesved’ bu ümmete ait mukaddesattandır. Kâbe gibi değerli, nasla sabit simgelerimizdendir. Hürmet edilmesi, selamlanması sünnettir. Hacerulesved hakkındaki bilgi kaynaklarımız da tarihi değerler değildir. Sahih hadislere dayanan bir bilgiyle onu selamlamaktayız. Bu sahih hadisleri izleyerek Hacerulesved için şu tespitleri yapabiliriz: 1- Hacerulesved cennetten indirilmiştir. 2- Hacerulesved, zamanında sütten daha beyazdı; insanların günahları yüzünden siyah hale geldi. 3- Hacerulesved, kıyamet günü, onu hakkıyla selamlayanlar için şahit olarak gelecektir. 4- Kâbe’nin etrafında tavaf etmek isteyen önce onu öperek veya selam vererek tavafına başlar. 5- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu öpmüş, ümmeti de o zamandan beri onu öpmüştür. 6- Onu öpmeye imkân bulamayanın, onu uzaktan selamlayıp tekbir getirmesi de öpme yerine geçer. Onu öpmek sünnet olduğu için, öpme uğruna kul hakkına girerek, insanlara eziyet edip öpmek ise caiz değildir. Böyle bir durumda uzaktan selam verilir. 7- Onu öpmenin günahların bağışlanmasına vesile olan amellerden olduğu hadislerle sabittir.
Elbette söz edilebilir; Müslüman nerede ise akidesi oradadır. Akidemizin çizdiği çizgileri camide koruduğumuz kadar evlerimizde ve iş yerlerimizde de koruruz. Kesinlikle bizim evimiz akidemizi yansıtır. Duvarlarımız, banyomuz, koltuğumuz her şeyimiz farklıdır. Eğer, başkalarıyla benzeştiğimiz bir nokta varsa o, bizim ayrıcalıklı olmamızı gerektirmeyen nokta olduğu için öyledir. Her ne kadar evin tapusu bizim üzerimizde veya kirasını biz veriyor isek de nihayetinde evlerimizin ve evlerimizde barındırdıklarımızın emanetçileriyiz. Evlerimizin fiziki şekli ötesinde, ev kültürümüzün bu zamanda zedelenen bölümlerine şöyle işaret edebiliriz: - Evlerimize girişler ve evlerde oturmalar mahremiyet esası üzerine olmalıdır. Evde erkek yokken, kim olursa olsun namahrem biri eve girmemelidir. Evde ailece veya başka tür oturumlarda kesinlikle kadınlar ayrı mecliste, erkekler ayrı mecliste oturmalıdırlar. Evlerimizin yapısı bu hususa dikkat edilerek oluşturulmalıdır. Karma oturumların bilhassa kadınlar açısından oluşturacağı sakıncalara dikkat edilmesi şarttır. İnsanların ‘iyi niyet ve güven’ perdesine saklanmaları yanlıştır. - Müthiş bir fitne olarak televizyon ve bilgisayara karşı uyanık olmak gerekir. Her iki cihazın da kökten atılması bir çare olmayabilir. Aile büyüklerinin ittifak ederek oluşturacakları bir siyasetle bu iki fitneye karşı iyi bir siyaset güdülmelidir. Bu ikili fitneye telefonu da dâhil etmemiz mümkündür. - Evde namazı geciktirmeye neden olan ne varsa ona karşı gerekli tedbir alınmalıdır. - Kâfirlerin akidesini, onlara ait kültürü yansıtan şeyler de evlerimizde yer bulamamalıdır. - Canlı resmi evlerimizin duvarlarında bulunmamalıdır. - Sigara ve kola gibi bize ait olmayan hatta bizi eritmek için şeytanın içimizde yaydığı sakıncalılar listesi sürekli kolladığımız bir liste olarak önümüzde bulunmalıdır. - Evlerimizde zaruri olanı dışında köpek beslenmemelidir. - Evlerimizin müzeye dönüşmesi sakıncalıdır. Anormal süslemeler, gerekli gereksiz eşya, lüks addedilenler, dünyaya meyli temsil ettiği için sakıncalıdır. Duvardan duvara dünyaya meyli yansıtan görüntü, sabah namazına engel olan mantığı yerleştirir. Dikkatli olmak şarttır.
Zikrettiğiniz mesele ibadetle eğlenme tarzında bir sıkıntıdan başka bir şey değildir.
Hilal’in İslamî simge olması, sahabe ve tabiin dönemine ait değildir. Büyük bir ihtimalle, Avrupa’ya fethe açılan İslam ordularının, kiliselerdeki haç simgesine karşı ortaya koydukları bir uygulama olmalıdır. Ayet veya hadise dayanmamaktadır. İslam’ın simgesi ahde vefa, doğruluk, ahiret düşüncesi gibi meziyetlerdir. Böyle bir teamülün bulunmasının da bir sakıncası yoktur inşaallah.
Ömer Hayyam, astronomi dalında söz sahibi biridir. Matematikte de iyi bir seviyede olduğu söylenir. Yaşadığı dönemde de, ölümünden sonra da kimliği üzerinde tartışmaların yoğunlaştığı biridir. Akideye ters sözlerine bakılırsa maalesef Müslüman olmadığı söylenecek bir durumdadır. Alkol düşkünlüğü gibi hastalıklarından kurtulamamıştır. Hindistan İngilizler tarafından işgal edildiğinde, Ömer Hayyam kültürünü özellikle canlandırmak istemişlerdi. Ülkemizde de şiirleri şarapçılar arasında şöhret bulmuş biridir. İman etmiş, istiğfar etmiş olarak Rabbine kavuşmuş olmasını temenni ederiz.