Fetva Meclisi
Soru
Hilal nasıl İslam’ın simgesi oldu, bu bir ayet veya hadise mi dayanıyor?
Cevap
Benzer fetvalar
İslam dininin simgesi kulluktur. Hilal veya başka bir nesne simge değildir ama tarih boyunca süregelmiş bir kültür olarak hilal öne çıkmıştır. Bunda da biiznillah bir sakınca yoktur diye düşünürüz.
Müslüman kendi devletine hıyanet içinde olmaz. Birinci sorunuzun cevabı budur. İkinci sorunuzun cevabı ise şu şekildedir: Müslüman, İslam'ın bir bölümünü alıp gerisini bırakmaz; bütününe talip olur. Hilafet ise hilafet, cihat ise cihat. Böyle olmayan Müslüman risk altındadır.
Kendin pişir kendin ye türünden işlerdir bunlar. Bir ucunda bir hadise dayandırılmış var ama böyle bir hesaplama yoktur.
Tarih, fıkıh gibi bir ilim değildir ama İslam bilgisi olarak önemlidir.
İslam için 'şu bayrağıdır' şeklinde bir bayrak veya 'şu semboldür' şeklinde maddi bir sembol yoktur. İslam'ın akidesi ve cihadı vardır. Önemli gördüğü de akidesi ve cihadıdır. Tarih boyunca pratikte görülen uygulamalar nedeniyle bildiğimiz şekiller zihinlerde kalmış olmalıdır.
Selamünaleyküm. Daru’l-Harb, Müslümanların kâfirlerle SAVAŞ DURUMUNDA olduğu ülke demektir. Sizin yaşadığınız Almanya ne kadar öyle bir özellik taşıyor? İnsanlar, Müslümanların kendi topraklarında bulamadıkları hürriyeti orada bulduklarını iddia ederek orada yaşamayı tercih ediyorlar. Dolayısıyla orayı bir savaş ülkesi gibi görmek, keyfine göre iş yapmak için bir hile midir acaba diye tereddüt gerektirmektedir. Harama hile aramaktan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz bu düşüncenin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ömer Hayyam, astronomi dalında söz sahibi biridir. Matematikte de iyi bir seviyede olduğu söylenir. Yaşadığı dönemde de, ölümünden sonra da kimliği üzerinde tartışmaların yoğunlaştığı biridir. Akideye ters sözlerine bakılırsa maalesef Müslüman olmadığı söylenecek bir durumdadır. Alkol düşkünlüğü gibi hastalıklarından kurtulamamıştır. Hindistan İngilizler tarafından işgal edildiğinde, Ömer Hayyam kültürünü özellikle canlandırmak istemişlerdi. Ülkemizde de şiirleri şarapçılar arasında şöhret bulmuş biridir. İman etmiş, istiğfar etmiş olarak Rabbine kavuşmuş olmasını temenni ederiz.
Elbette söz edilebilir; Müslüman nerede ise akidesi oradadır. Akidemizin çizdiği çizgileri camide koruduğumuz kadar evlerimizde ve iş yerlerimizde de koruruz. Kesinlikle bizim evimiz akidemizi yansıtır. Duvarlarımız, banyomuz, koltuğumuz her şeyimiz farklıdır. Eğer, başkalarıyla benzeştiğimiz bir nokta varsa o, bizim ayrıcalıklı olmamızı gerektirmeyen nokta olduğu için öyledir. Her ne kadar evin tapusu bizim üzerimizde veya kirasını biz veriyor isek de nihayetinde evlerimizin ve evlerimizde barındırdıklarımızın emanetçileriyiz. Evlerimizin fiziki şekli ötesinde, ev kültürümüzün bu zamanda zedelenen bölümlerine şöyle işaret edebiliriz: - Evlerimize girişler ve evlerde oturmalar mahremiyet esası üzerine olmalıdır. Evde erkek yokken, kim olursa olsun namahrem biri eve girmemelidir. Evde ailece veya başka tür oturumlarda kesinlikle kadınlar ayrı mecliste, erkekler ayrı mecliste oturmalıdırlar. Evlerimizin yapısı bu hususa dikkat edilerek oluşturulmalıdır. Karma oturumların bilhassa kadınlar açısından oluşturacağı sakıncalara dikkat edilmesi şarttır. İnsanların ‘iyi niyet ve güven’ perdesine saklanmaları yanlıştır. - Müthiş bir fitne olarak televizyon ve bilgisayara karşı uyanık olmak gerekir. Her iki cihazın da kökten atılması bir çare olmayabilir. Aile büyüklerinin ittifak ederek oluşturacakları bir siyasetle bu iki fitneye karşı iyi bir siyaset güdülmelidir. Bu ikili fitneye telefonu da dâhil etmemiz mümkündür. - Evde namazı geciktirmeye neden olan ne varsa ona karşı gerekli tedbir alınmalıdır. - Kâfirlerin akidesini, onlara ait kültürü yansıtan şeyler de evlerimizde yer bulamamalıdır. - Canlı resmi evlerimizin duvarlarında bulunmamalıdır. - Sigara ve kola gibi bize ait olmayan hatta bizi eritmek için şeytanın içimizde yaydığı sakıncalılar listesi sürekli kolladığımız bir liste olarak önümüzde bulunmalıdır. - Evlerimizde zaruri olanı dışında köpek beslenmemelidir. - Evlerimizin müzeye dönüşmesi sakıncalıdır. Anormal süslemeler, gerekli gereksiz eşya, lüks addedilenler, dünyaya meyli temsil ettiği için sakıncalıdır. Duvardan duvara dünyaya meyli yansıtan görüntü, sabah namazına engel olan mantığı yerleştirir. Dikkatli olmak şarttır.
‘Hacerulesved’ bu ümmete ait mukaddesattandır. Kâbe gibi değerli, nasla sabit simgelerimizdendir. Hürmet edilmesi, selamlanması sünnettir. Hacerulesved hakkındaki bilgi kaynaklarımız da tarihi değerler değildir. Sahih hadislere dayanan bir bilgiyle onu selamlamaktayız. Bu sahih hadisleri izleyerek Hacerulesved için şu tespitleri yapabiliriz: 1- Hacerulesved cennetten indirilmiştir. 2- Hacerulesved, zamanında sütten daha beyazdı; insanların günahları yüzünden siyah hale geldi. 3- Hacerulesved, kıyamet günü, onu hakkıyla selamlayanlar için şahit olarak gelecektir. 4- Kâbe’nin etrafında tavaf etmek isteyen önce onu öperek veya selam vererek tavafına başlar. 5- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu öpmüş, ümmeti de o zamandan beri onu öpmüştür. 6- Onu öpmeye imkân bulamayanın, onu uzaktan selamlayıp tekbir getirmesi de öpme yerine geçer. Onu öpmek sünnet olduğu için, öpme uğruna kul hakkına girerek, insanlara eziyet edip öpmek ise caiz değildir. Böyle bir durumda uzaktan selam verilir. 7- Onu öpmenin günahların bağışlanmasına vesile olan amellerden olduğu hadislerle sabittir.
Bizim kanaatimize göre böyle bir kurban kesiminde en azından ağır bir kerahet vardır.
Böyle bir anlayışa göre, genç yaşta namaz kılmanın da bir anlamı olmamalıdır. Namazla haccın ne farkı vardır? Bu anlayış, ibadeti mezara daha yakın olduğu varsayılan ihtiyara uygun gören, gencin yaşayacak daha çok zamanı vardır gibi düşüncenin ürünüdür. O anlayışa göre insan, yapabileceğini yapar, batacağı kadar batar, sonra da güzel bir hac yapar ve "hacı efendi" olup ticareti bırakır. Yakın bir zamanda da ölüp, garanti cennete girer! Ölür ölmez de ona nasıl olsa "merhum" denecektir. Bu, zevklere göre tasarlanmış bir din düşüncesidir. Siyasetten, ekonomiden ve hayattan tecrit edilmiş din düşüncesidir. Hac için en uygun zaman en genç zamanlardır. Buluğ çağından önce olmamak kaydıyla, bilhassa yirmi-otuz yaş arası hac yapmak kadar bereketli bir hac olamaz.
Gece ibadeti nafile ibadetlerden biridir. Özellikle bilmeniz gerekir ki, genç veya ihtiyar mü'minin öncelikle hedefi haramlardan korunmak ve farzları eda etmektir. Nafileler ise adeta bir yarış pisti gibidir. Ne kadar nafile yapabilirsek o kadar ecrimiz olacaktır. Gece teheccüdü en mühim nafilelerden biridir. Keşke her mü'min kaçırmasa diyebileceğimiz bir ibadettir. Sizin bir genç mü'min olarak kıvamında bir mü'min olmanız ise teheccüd ibadetinden daha önemlidir. Sağlıklı yaşamanız, dik durabilmeniz teheccüdden önemlidir. Teheccüdün önemli olması diğer bir önemliyi ihmal etme nedeni olmamalıdır. İtidalli bir kulluk hayatı yaşamalıyız. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Yedi saat uyku uyumanız normaldir. Yedi saat uyuyamıyorsanız öğlen üzeri bir nebze dinlenebilirsiniz. Bu da ayrı bir sünnet olur. Sabah namazından sonra da dinlenmeye devam edebilirsiniz. b- Uykunuzu sağlıklı bir uykuya dönüştürebilmek için yeme düzeninizi iyi ayarlamalısınız. Yedi saat ve sağlıklı bir uyku hedefiniz olsun. c- Uzun kış gecelerinde veya günlük programınızın uygun olduğu zamanlarda teheccüde kalkın. Teheccüd sizi günlük zorunlu işlerinizden alıkoyacak veya pasif duruma getirecekse şimdilik teheccüdü erteleyin. Önceliğiniz haramlardan korunmak, farzları eda etmek ve mü'min kimliğinizle ayakta durmak olsun.